WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/2771 E.  ,  2025/1001 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/2771
Karar No:2025/1001

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Nakliyat Ltd. Şti.

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Madeni yağ lisansı sahibi davacı şirkete ait iş yerinde 22/08/2017 tarihinde yapılan denetimde, madeni yağ tesisinden alınan satışa hazır ürünlerin teknik düzenlemelere uygun olmaması nedeniyle lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 439.075,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı şirkete ait tesiste yapılan denetim esnasında alınan numunelerin teknik düzenlemelere uygun olmadığının 16/10/2017 tarihli TÜBİTAK MAM raporuyla sabit olduğu görüldüğünden, 439.075,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Dairemizin 25/12/2023 tarih ve E:2020/1914, K:2023/6219 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacıya ait tesiste yapılan denetimde alınan numune üzerinde yapılan analiz neticesinde, alınan numunelerin TS 13369 (Ocak 2012), TS 13369:2012 T1 (Mart 2013) ve TS 13369:2012 T2 (Haziran 2014) standartlarına uygun baz yağı olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığı, teknik düzenlemelere aykırı olduğu, dolayısıyla 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca "sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiği" gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu Kurul kararına dayanak teşkil eden 5015 sayılı Kanun'un dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin, lisans sahiplerinin kendilerine verilen lisansta belirtilen faaliyet konuları ve tanınan haklar dışında başka bir konuda ve alanda piyasa faaliyetinde bulunulması halinde uygulanacak idari para cezasına ilişkin bir düzenleme olduğu, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 18. maddesinde, lisansın, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konuda taahhütlere girişilmesi haklarını verdiği ve lisansla tanınan hakların, ilgili mevzuatta kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılabileceği açıklandıktan sonra, 23. maddesinde madeni yağ lisansı kapsamında yürütülecek faaliyetlere yer verildiği, 24. maddesinde ise, madeni yağ lisansı sahiplerinin yükümlülüklerinin neler olduğunun belirtildiği, bu kapsamda, lisans ile tanınan hakların, 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların bir bütün olarak dikkate alınması suretiyle belirlenmesi gerektiği, madeni yağ lisansı ile faaliyet gösteren davacıya isnat edilen "teknik düzenlemelere uygun olmayan üretimde bulunulması" fiilinin, 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ihlali anlamına geleceğinin kabulü ve davacıya 5015 sayılı Kanun'un 4. madde hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesinin mümkün olmadığı, zira, anılan hükümlerin bu şekilde yorumlanmasının, ikincil düzenlemelerde yer alan herhangi bir yükümlülüğün ihlali halinde, piyasada faaliyet gösteren lisans sahiplerinin 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal etmiş olacağı ve tümüne 19. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi gerekeceği anlamına geleceği, bu durumun 19. maddenin düzenlenme biçimi ve amacıyla çelişeceği gibi, kanunilik ilkesine de aykırılık oluşturacağı, bunun yanında, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, maddede belirtilenlerin dışında, bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara ne şekilde ceza verileceği kurala bağlanmış olduğundan, ikincil mevzuatın ihlali halinde verilecek olan idari para cezası miktarının tayininde 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinin mi yoksa anılan Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrasının mı uygulanacağı şeklinde bir belirsizlik doğacağı gibi bu durumun da kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği anlaşıldığından, sahip olduğu lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiğinden bahisle davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davalı idarece, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat kuralları dikkate alınmak suretiyle davacı hakkında yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilebileceği belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 10.500,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Kurumun harçtan muaf olmasına rağmen yargılama gideri içerisinde harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, 5015 sayılı Kanun'un bayilik lisans sahiplerine ancak teknik düzenlemelere uygun üretim yapmak koşuluyla madeni yağ üretim faaliyeti yürütme hakkı tanıdığı, davacı şirketin bu koşula uymaksızın madeni yağ üretme hakkını kullandığı, hakkın kullanılması için getirilen bir koşulun hakkın kendisinden ayrılmasının 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin özüne ters düşeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştayın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
Vekalet ücreti vekille takip edilecek davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti ve avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan vekalet ücreti olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılama giderlerine ilişkin kuralları incelendiğinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin yargılama gideri olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir. Takdir olunacak vekalet ücreti tutarı ise, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin vekili sıfatıyla işlem yapan Av. ... tarafından dosyaya sunulan ... tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamenin süresinin 13/03/2023 tarihi itibarıyla sona erdiği, bu tarihten sonra da usulüne uygun olarak düzenlenmiş güncel herhangi bir vekaletnamenin dosyaya sunulmadığı, ancak temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının 15/05/2024 tarihinde verildiği ve söz konusu kararın hüküm fıkrasında "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 10.500,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine" ibaresinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 24/09/2024 ve 27/11/2024 tarihli ara kararlarıyla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği 15/05/2024 tarihinde geçerli usulüne uygun düzenlenmiş vekaletname aslının veya onaylı örneğinin davacının vekili sıfatıyla işlem yapan Av. ...'dan ya da başka bir avukatın temsil ile yetkilendirildiğine ilişkin bahsi geçen şartları sağlayan vekaletname aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenilmesine yönelik karar verilmiş, Av. ... tarafından dosyaya sunulan 07/01/2025 tarihli cevabi yazıda, 15/05/2024 tarihinde davacının kendisini temsil ile yetkilendirdiğine ilişkin geçerli ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamenin bulunmadığı belirtilmiş, davacı tarafından ise ara kararlara yönelik herhangi bir cevap verilmemiştir.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesinin karar verdiği tarih itibarıyla davacının vekil ile temsil edilmediği ancak Bölge İdare Mahkemesi kararında davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden, davalı idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "(...) ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.500,00-TL avukatlık ücretinin (...)" ibaresi çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının hüküm fıkrasının; "(...) ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 10.500,00-TL avukatlık ücretinin (...) şeklindeki ibare çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı; 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkün olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmına yönelik uyuşmazlığın, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanması şeklinde hüküm kurulabilmesine olanak tanıyan "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bir durum olarak değerlendirilebilecek hususlardan olmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.