WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Mayıs 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2023/2497 E.  ,  2025/1007 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2497
Karar No:2025/1007

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Radyo TV A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait "...” logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 04-05/08/2021 tarihlerinde yayınlanan "..." adlı programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer verilen, "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz ..." şeklindeki yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle anılan Kanun’un 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 809.020,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 04/08/2021 ve 05/08/2021 tarihlerinde meydana gelen orman yangınlarıyla ilgili haberlerin yayınlanmasının yasakladığına dair davalı idare tarafından davacı şirkete herhangi bir sansür yazısı gönderilmediği halde, gönderilmiş gibi toplumda yanlış bir algı oluşturacak şekilde yayın yapılarak, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinin ihlal edildiği hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bir Kurul üyesi tarafından medya organlarına yazı iletildiğine dair basına bilgi verildiği, bunun haberleştirilmesinin görünür ve somut gerçekliğe uygun olduğu, dava konusu haberin tamamen somut olay bilgisini aktarmaktan ibaret olduğu, yalnızca resmi tebligat gerekçe gösterilerek davanın reddedilmiş olmasının eksik inceleme teşkil ettiği, dava konusu işlemin eşitlik ilesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete ait ''...'' logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 04-05/08/2021 tarihlerinde yayınlanan ana haber bülteninde "..." başlığıyla sunulan haberlere yer verildiği, anılan haberlerde Kurulun baskı ve sansür aracı olarak ifade edilmesinin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan yayın ilkesinin ihlal edildiğinden bahisle, davacı şirkete 809.020,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararı alınmış, bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir."; "Basın hürriyeti" başlıklı 28. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, "Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." kurallarına yer verilmiştir.
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, yayın hizmetleri, 'Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz...''; 32. maddesinin ikinci fıkrasında ise, ''8'inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı gözönünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.
" kuralları yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) göre, siyasi tartışma özgürlüğü, "tüm demokratik sistemlerin temel ilkesi"dir (AİHM kararı, Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, Karar tarihi: 08/07/1986, §41-42). Mahkeme’ye göre, hükûmetler yalnızca yasama organı ve yargı organlarınca denetlenmemelidirler, hükûmetlerin aynı zamanda halk ve kitlesel medya tarafından da denetlenmeleri gerekmektedir (AİHM kararı, Şener/Türkiye, B. No: 26680/95, Karar tarihi: 18/07/2000, §40).
İfade özgürlüğü, bireylerin serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelmekte olup, ifade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaate sahip olma” özgürlüğünü değil, aynı zamanda sahip olunan “düşünce ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma”, buna bağlı olarak “haber veya görüş alma ve verme” özgürlüklerini de kapsamaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik hale gelen içtihadında, sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber” ve “düşüncelerin” değil, devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiği; ifade özgürlüğünün, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olduğu ve bu özgürlük olmaksızın “demokratik toplumdan” bahsedilemeyeceği ifade edilmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 07.12.1976).
Başka bir anlatımla, ifade özgürlüğüne müdahalenin, demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının incelenmesi bakımından, Mahkemeye, bu müdahalenin toplumsal ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığı, meşru amaçla orantılı olup olmadığı, müdahaleyi haklı kılmak için ulusal makamlar tarafından gösterilen gerekçelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinin ikinci fıkrası açısından ilgili ve yeterli olup olmadığını araştırma görevi yükler (Sunday Times/Birleşik Krallık, (no1), B.No:6538/74, 26.05.1979).
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirkete ait televizyon kanalında 04-05/08/2021 tarihlerinde yayınlanan ana haber bülteninde ülkemizde 28/07/2021 tarihinde başlayan orman yangınlarına ilişkin haberlere yer verildiği, bu haberler arasında "RTÜK'e Sansür Tepkisi" başlığıyla sunulan ve dava konusu Kurul kararında davacı şirket hakkında idari yaptırım uygulanmasına esas alınan ifadelerin yer aldığı haberlerin de bulunduğu, söz konusu haberlerde davalı idarenin orman yaygınlarına ilişkin olarak yangınların başladığı tarihten sonra yapmış olduğu 29/07/2021 tarih ve 03/08/2021 tarihli basın açıklamalarına yönelik olarak siyasiler ile sivil toplum kuruluşu yetkilileri tarafından yapılan eleştiri ve yorumlara yer verildiği, ayrıca 03/08/2021 tarihli basın açıklamasının ekrana getirildiği ve anılan açıklamaya yönelik olarak dış ses tarafından yorumlarda bulunulduğu, söz konusu haberlerde geçen ifadelere yönelik davalı idarece yapılan inceleme neticesinde, basın açıklamasının haberlerde yer aldığı şekliyle bir sansür metni değil yayıncıları kriz döneminde yapılan kritik yayınlarda sorumlu olmaya davet eden bir anlam taşıdığı, buna rağmen Kurulun baskı ve sansür aracı olarak ifade edilmesinin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmadığından bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, uyuşmazlık konusu program yayınında siyasiler ve sivil toplum kuruluşu yöneticilerince kullanılan ifadelerin, davalı idare tarafından yayınlanan basın açıklamasına yönelik olarak kendi bakış açıları ile sarf edilen yorum ve eleştiri niteliğinde olduğu, söz konusu yorum ve eleştirilerin izleyiciye aktarıldığı ve haber değeri taşıdığı, haber içeriğinde kullanılan diğer ifadelerin ise orman yangınlarına ilişkin güncel bir konuya ilişkin olarak davalı idare tarafından yapılan basın açıklamasının eleştirisi niteliğinde olduğu görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu yayında yer alan ifadelerin ülkemizde yaşanan orman yangınlarına ilişkin haberlere yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan basın açıklamasına yönelik olduğu ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, yayında kullanılan ifadeler ve yorumlar bir bütün olarak ele alındığında esas itibarıyla güncel bir konuya ilişkin olarak yapılacak haberler için davalı idare tarafından yapılan açıklama üzerinden basın özgürlüğüne dikkat çekilmesinin amaçlandığı, bu bakımdan dava konusu işleme konu edilen yayın ile davacının basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli bir müdahale olmadığı, ihlale konu yayında yer alan ifadelerin Anayasa'nın basın hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında kaldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.