WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

DANIŞTAY 13. DAIRE

A- A A+

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/3471 E.  ,  2025/1947 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3471
Karar No:2025/1947

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii'nde bulunan ... parsel sayılı taşınmazın satışı sonrasında sıra cetveli düzenlemesine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemine itiraz edilerek, tapuda kayıtlı ayni hak alacağına ilişkin 368.676,02-TL satış bedelinin tarafına ödenmesi ve taşınmazın satış ilanı olarak belirlenen 11.068,82-TL ilan bedelinin diğer ilan dosyalarına oranlanarak kalan bedelin satış bedeline eklenerek tarafına iade edilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince, Dairemizin 20/02/2020 tarih ve E:2016/4551,K:2020/554 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii'nde bulunan ... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak davacı ile taşınmazın maliki ... arasında 23/12/2011 tarihinde noterde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşme ile taşınmazın maliki ...'in taşınmazı 62.000,00-TL bedel ile davacıya satmayı vaad ve kabul ettiği, satış bedelini peşin olarak aldığını beyan ettiği, davacının gayrimenkul satış vaadine ilişkin bu sözleşmeyi tapuya tescil ettirebilmek için taşınmazın birikmiş emlak vergi borcu olan 3.641,24-TL'yi ödediğini iddia ettiği, taşınmazın maliki olan ...'in davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun amme borçlusu olması nedeniyle taşınmazın 6183 sayılı Kanun'a göre haczedildiği ve satışa çıkarıldığı, 05/11/2014 tarihinde yapılan satış sonucunda taşınmazın 380.000,00-TL bedel ile ihale edildiği, 380.000,00-TL ihale bedelinden 11.068,82-TL satış (basın ilan) masrafı ile 255,16-TL emlak vergi borcu düşüldükten sonra kalan 368.676,02 TL'nin 1. sıradaki haciz alacaklısı olarak davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ayrıldığı, davacı tarafından satış vaadi alacağı ile ödendiği iddia edilen 3.641,24-TL birikmiş emlak vergi borcunun kendisine ödenmesi istemiyle davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na 14/11/2014 tarihinde yapılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı yazı ile reddedildiği, davacı tarafından satış vaadi alacağının tapuda kayıtlı ayni hak olması nedeniyle ihale bedelinden kalan 368.676,02-TL satış bedelinin kendisine ödenmesi ile gazeteye ödenen 11.068,82-TL ilan masrafının diğer dosyalara oranlanarak kalan bedelin satış bedeline eklenerek iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı; söz konusu taşınmazın satışından elde edilen meblağın dağıtımı için öngörülen sıra cetvelinde belirtilen alacak miktarlarında bir değişiklik olmadığı, mevcut haliyle elde edilen meblağın usulüne uygun olarak yapılan dağıtım neticesinde davalı Fonun alacağını karşılamaya yetmediği, dolayısıyla Fonun alacağından sonra sıra cetvelinde alacaklı sırasında bulunan davacının alacağını anılan sıra cetveli uyarınca tahsil etmeye yetmediği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, ödenen ve taşınmazın aynından kaynaklı emlak vergilerinin 6183 sayılı Kanun'un 21/2.maddesi uyarınca öncelikle ödenmesi gerekirken bu hususa riayet edilmediği iddia olunmaktaysa da, 6183 sayılı Kanun'un 21/2. maddesinin amacının üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o malın aynından kaynaklı amme alacaklarının öncelikle tahsili olduğu, söz konusu amme alacağının üçüncü kişilerce ödenmesi halinde ödemeyi yapan ve ilgilisine karşı alacaklı olan kişi açısından bu alacağın kamu alacağı olarak nitelendirilemeyeceği, halefiyet yoluyla hak sahibi olan kişilerin diğer alacaklarla birlikte sıraya dahil edilmesi gerektiği, davalı idarenin prosedüre uygun olarak taşınmazın bulunduğu yer Belediye Başkanlığından taşınmaza ilişkin birikmiş emlak vergilerinin tespiti yapılarak yapılan değerlendirme sonucu sıra cetvelinin düzenlendiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, emlak vergi borcunun gayrimenkulün aynından kaynaklandığı ve kendisi tarafından alacaklı sıfatı ile ödendiği, 11.068,82-TL ilan makbuzunun mükerrer olarak 18 takip dosyasında da masraf olarak yazıldığı, Anayasa Mahkemesi'nin zaman aşımına ilişkin iptal kararı sonrasında TMSF alacağının imtiyazlı alacak olmaktan çıktığı, hacizlerin işlemsizlik nedeni ile düştüğü, İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili maddelerinin göz ardı edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesinin tapu kaydına işlenme tarihinin ve davacının ilk tapu kaydına konulan haciz şerh tarihinin 2012 yılı olduğu, Fon tarafından konulan ilk haciz şerhinin ise 1996 yılına ait olduğu, emsal nitelikli davanın ret yönünde kesinleştiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii'nde bulunan ... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak davacı ile taşınmazın maliki ... arasında 23/12/2011 tarihinde noterde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşme ile taşınmazın maliki ...'in taşınmazı 62.000,00-TL bedel ile davacıya satmayı vaad ve kabul ettiği, satış bedelini peşin olarak aldığını beyan ettiği, davacının gayrimenkul satış vaadine ilişkin bu sözleşmeyi tapuya tescil ettirebilmek için taşınmazın birikmiş emlak vergi borcu olan 3.641,24-TL'yi ödediğini iddia ettiği, taşınmazın maliki olan ...'in davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun amme borçlusu olması nedeniyle taşınmazın 6183 sayılı Kanun'a göre haczedildiği ve satışa çıkarıldığı, 05/11/2014 tarihinde yapılan satış sonucunda taşınmazın 380.000,00-TL bedel ile ihale edildiği, 380.000,00-TL ihale bedelinden 11.068,82-TL satış (basın ilan) masrafı ile 255,16-TL emlak vergi borcu düşüldükten sonra kalan 368.676,02 TL'nin 1. sıradaki haciz alacaklısı olarak davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ayrıldığı, davacı tarafından satış vaadi alacağı ile ödendiği iddia edilen 3.641,24-TL birikmiş emlak vergi borcunun kendisine ödenmesi istemiyle davalı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na 14/11/2014 tarihinde yapılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı yazı ile reddedildiği, davacı tarafından satış vaadi alacağının tapuda kayıtlı ayni hak olması nedeniyle ihale bedelinden kalan 368.676,02-TL satış bedelinin kendisine ödenmesi ile gazeteye ödenen 11.068,82-TL ilan masrafının diğer dosyalara oranlanarak kalan bedelin satış bedeline eklenerek iadesi istemi ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idarî dava türleri arasında sayılmış; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği; 14. maddesinde, dilekçelerin görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinde, yukarıda belirtilen hususlarda kanuna aykırılık görülürse, idari merci tecavüzü hâlinde dilekçenin görevli idare merciine tevdiine, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmaması hâlinde davanın reddine, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine, dilekçenin 3. ve 5. maddelere uygun olmaması hâlinde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idarî işlem dolayısıyla idare mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosya incelendiğinde, davacı tarafından 23/03/2015 tarihinde ... İdare Mahkemesi'nin ... esasına kayden açılan ilk davada ...tarih ve ... sayılı yazının ekinde yer alan ve TMSF tarafından düzenlenen sıra cetveline karşı itirazlarının kabulünün istendiği, dosya tahsilatı ile gayrimenkulün aynından kaynaklanan birikmiş emlak vergi borcunun tarafına ödenmesinin talep edildiği, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dosya tahsilatının tarafına ödenmesi talebinin idari işlem ve eylem niteliğinde olduğu, dava konusunun açık ve net olarak ortaya konulamadığı ayrıca birikmiş emlak vergi borçlarının ödenmesi açısından 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında ayrı dava açılması gerektiği belirtilerek dava dilekçesinin reddine karar verildiği, aynı mahkemede 07/05/2015 tarihinde davacı tarafından tekrar dava açıldığı ve sıra cetveline yapılan itirazların kabulü ile dosya tahsilatının ödenmesi, ayrıca gazete ilan bedelinin 1/18'inin satış masrafı olarak kabul edilmesi ve yeniden sıra cetveli düzenlenmesinin istenildiği, ... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının idari işlem ve eylem niteliğinde talepte bulunduğundan bahisle tekrar dilekçenin reddine karar verdiği, davacı tarafından aynı Mahkemeye 02/06/2016 tarihinde verilen yenileme dilekçesinde ihale bedelinden kalan 368.676,02-TL ile birlikte 18 adet taşınmazın ilanı için ödenen 11.068,82-TL gazete ilan masrafının diğer ilan dosyalarına oranlanması suretiyle sadece dava konusu taşınmaz için olan ilan masrafının düşülmesi kalan ilan masrafının ise satış bedeline eklenmesi suretiyle tarafına ödenmesinin istendiği, ancak ... İdare Mahkemesi'nce dava dilekçesinde aynı yanlışlıklar yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Dairemizin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "Davacının ...İdare Mahkemesi'ne ... tarihinde yenileme amacıyla verdiği son dava dilekçesinde taşınmaz satış vaadi alacağının tapuya kayıtlı ayni bir hak olması nedeniyle 368.676,02-TL satış bedelinin tarafına ödenmesini talep ettiği, ayrıca sıra cetvelinin hatalı düzenlendiği, satış ilan masrafının dosyadan fazla olarak alındığı, gazeteye ödenen 11.068,82-TL'nin diğer ilan dosyalarına oranlanarak kalan bedelin satış bedeline eklenerek kendisine ödenmesi isteminin talep kısmında yer aldığı görülmekte olup, davacının ilan masrafı ile ilgili talebinin sıra cetvelinin iptal edilerek yeniden düzenlenmesi isteğine ilişkin bir iddia kapsamında olduğu, bu doğrultuda davacının talebinin sıra cetvelinin iptal edilerek ihale bedelinden kalan satış bedelinin kendisine ödenmesine dair iptal ve tam yargı davası olduğu, bu doğrultuda işin esasına girilerek bir inceleme yapılması gerekirken 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası gereği davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı" gerekçesiyle bozulduğu,... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararı ile de bozma kararına uyularak davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Bakılan davada, davacının isteminin, taşınmaz satış vaadi alacağının tapuya kayıtlı ayni bir hak olması nedeniyle 368.676,02-TL satış bedelinin kendisine ödenmesine yönelik olduğu, bunun yanında, satış ilan masrafının dosyadan fazla olarak alındığı, gazeteye ödenen 11.068,82-TL'nin diğer ilan dosyalarına oranlanarak kalan bedelin satış bedeline eklenerek kendisine ödenmesi isteminin talep kısmında yer aldığı ve İdare Mahkemesi'nce yapılacak yargılamada bu hususların değerlendirilmesi gerektiği hususu Dairemizin 20/02/2020 tarih ve E:2016/4551, K:2020/554 sayılı bozma kararında belirtilmesine rağmen temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararında davacının isteminin satış vaadi sözleşmesinin tescili esnasında ödediği birikmiş emlak vergi borçlarının (3.641,24-TL'nin) sıra cetveline alınması ya da sıra cetveli harici satış bedelinden kendisine ödenmesine yönelik olduğu varsayımıyla karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının, birikmiş emlak vergi borçlarının (3.641,24-TL'nin) sıra cetveline alınması ya da sıra cetveli harici satış bedelinden kendisine ödenmesine yönelik talebin başka bir davanın konusu olduğu, bakılan davada ise davacının talebinin taşınmaz satış vaadi alacağının tapuya kayıtlı ayni bir hak olduğu iddiasıyla anılan alacak dolayısıyla 368.676,02-TL satış bedelinin tarafına ödenmesine yönelik olduğu, İdare Mahkemesince değerlendirmenin buna ilişkin olarak yapılması gerektiği, bunun yanında, Dairemizin bozma kararında belirtilmesine karşın basın ilan masrafı olarak satış bedelinden ödenen 11.068,82-TL'nin dosyadan fazla olarak alındığı, mükerrer ödeme yapıldığı iddiasının ise temyiz istemine konu kararda hiç karşılanmadığı görüldüğünden, eksik inceleme sonucu verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.