Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3235 E. , 2025/465 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/3235
Karar No:2025/465
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Lastik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Türk A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin ...Türk Anonim Şirketinin (...) bayilerine kendisine araç satılmaması konusunda baskı yaptığına yönelik şikayet başvurusu üzerine yapılan önaraştırma sonucunda; şikayet konusu eylemlerin 2017/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 6. maddesi kapsamında olduğundan ve davacıya yapılacak satışların kısıtlanabileceğinden bahisle müdahil hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına ilişkin alınan ... tarih ve... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının müdahil tarafından oluşturulan dağıtım sistemi içinde araç satmaya yetkili olmadığı, müdahilden herhangi bir müşteri sıfatıyla satın aldığı, birinci el araçları kendisi adına trafiğe tescil ettirdikten sonra hiç kullanmadan trafik sicilini terkin ettirip yurt dışına ihraç ettiği, gerek dava ve cevap dilekçelerindeki beyanlar, gerekse davalı idare tarafından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 40. maddesine göre usulüne uygun olarak yapılan ön araştırma ile sabit olduğu, taraflar arasında bu hususta ihtilaf da bulunmadığı;
Müdahil ile arasında yetkili satıcılık sözleşmesi bulunmadığı halde birinci el araçları satın aldıktan sonra hiç kullanmadan yurt dışına satış yoluyla ihraç eden davacının yeniden satıcı olarak değerlendirilerek, rekabet ihlalinden muafiyet konusunun bu kapsamda değerlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Müdahilin Almanya’da kurulu olan ve marka hakkını elinde bulunduran şirketin yurt içi iştiraki ve distribütörü olduğu, Türkiye içinde satış hakkını elinde bulundurduğu araçlara ilişkin yetkisinin yurt dışını kapsamadığı, araçları yurt dışına ihraç etme yetkisinin bulunmadığı, yetkili satıcı olan bayilerinin satış yetkilerinin de yurt içiyle sınırlı olduğu, müdahilin ihraç yoluyla satış yapma yetkisinin olmadığı ve coğrafi olarak yetkisinin bulunmadığı yurt dışı sahada davacının herhangi bir kayda ve sınırlamaya tabi olmaksızın satış faaliyetinde bulunmasının ve müdahilden istediği kadar birinci el aracı satın alarak hiç kullanmadan yurt dışına satış yoluyla ihraç etmesinin engellenmesinin, 2017/3 sayılı Tebliğine aykırı olmadığı;
Bu itibarla, müdahilin davacıya yönelik ticari tasarrufunun 4054 sayılı Kanun'un rekabetin engellenmesi yasağından muafiyete ilişkin 5. maddesi ile 2017/3 sayılı Tebliğe uygun olduğu, somut olayda rekabeti engelleyen ve yasak kapsamında bulunan bir husus bulunmadığı anlaşıldığından, usulüne uygun olarak yapılan ön araştırma neticesinde soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yeniden satıcı olmadığı, müşteri olduğu, araçların ikinci el durumuna düştüğü, daha sonra yurtdışına ihraç ettiği, yurtiçinde araç satmadığı, ...’nin bayilerine kendisine araç satılmaması konusunda baskı yaptığı, araçları yurtdışına satmasının hukuka uygun olduğu, yeniden satıcı olarak değerlendirilemeyeceği, kararın ülke ekonomisine zarar verdiği, kendisiyle aynı işi yapan diğer şirketlere araç satışına devam edildiği, filo indirimiyle araç satın almadığı, ...tarafından bayilerine araç satılmaması konusunda baskı yapıldığının sabit olduğu, iddialarının araştırılmadığı, altı ay süreyle ihraç edilemeyeceğine yönelik ifadenin rekabeti ihlal ettiği, yapmış olduğu faaliyetlerle ...’nin imajını olumsuz etkilemediği, rekabet mevzuatının sadece yeni araçlar yönünden düzenleme yaptığı, kendisinin sattığı araçların yeni olmadığı, ikinci el araç tanımına girdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu;
Davalı yanında müdahil tarafından, davacının iddialarının teorik ve soyut olduğu, davacı tarafından yeniden satış yapıldığı, kendisi tarafından kurulan seçici dağıtım ağına dahil olmadığı, davacının araçlarının ikinci el olmadığı, davacının, araçları trafik sicilinden kaydını sildirerek ihraç ettiği, davacıya araç satılmasının engellenmediği, sadece tavsiye edildiği, bunun da bayileriyle arasında olan anlaşmadan doğduğu, davacının filo kiralama kapsamında filo indiriminden yararlandığı, daha sonra araçları tescilini iptal ederek sattığı, davacıyla aynı faaliyeti yapan bütün yeniden satıcılara aynı şekilde davranıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idareyi mevzuata uygun bir şekilde temsil yetkisi olmayan bir kişinin temsil ettiği kabul edilerek yapılan yargılama sonucunda verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kuralı yer almış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir."; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir."; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralına yer verilmiştir.
02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 659 sayılı "Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin "Tanımlar" başlıklı ikinci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, idarenin, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini ifade ettiği; "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında ise, tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücretinin takdir edileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına dosyanın tüm aşamalarının Hukuk Müşaviri sıfatıyla ... tarafından takip edildiği, İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya da bu kişinin katıldığı, ancak herhangi bir aşamada bu kişi adına düzenlenmiş bir vekaletname sunulmadığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine 1.660,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, davada hukuk müşaviri ile temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Davalı Rekabet Kurumunun 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, davada hukuk müşaviri tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir.
Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "1.660,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerektiğinden, ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinin, "istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.660,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinin, "istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!