Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3106 E. , 2025/1704 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/3106
Karar No:2025/1704
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 14/11/2017 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 105.271,94-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... karar sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 20/04/2017 tarihli Kurul kararı ile "... Platformu" ve bu platforma üye teşebbüsler hakkında yürütülen önaraştırma kapsamında, 14/11/2017 tarihinde davacı şirketin iş merkezinde, şirket yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda anılan platformun ilk başkanı olan ...'nin odasında ve iş ile ilgili e-postalarının bulunduğu bilgisayarında inceleme yapılacağı bilgisinin davacı şirket yetkilisine verildiği ancak 14/11/2017 tarihli tutanakta imzası da bulunan şirketin hukuk danışmanınca şirketin her türlü ticari kayıt ve evrakının incelenebileceği ancak şirkette bulunmayan ...'nin odasının ve bilgisayarının ancak mahkeme kararı ile incelenebileceğinin belirtildiği, bunun üzerinde dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; davacı şirketin bulunduğu adreste yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen raportörlerin 14/11/2017 tarihinde saat 09.55-10.00 civarında geldikleri, ancak o tarihte (14/11/2017 tarihinde) yerinde inceleme yapılamadığı, bu durumun dosyada da bir örneği bulunan aynı tarihli tutanakla sabit olduğu, davacı şirket adresinde 14/11/2017 tarihinde yapılamayan yerinde incelemenin ertesi gün (15/11/2017) ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... D.İş sayılı kararı üzerine yapılabildiği, bir günlük gecikme süresinin, önaraştırma konusu olaya ilişkin delil ihtiva etmesi muhtemel olan materyallerin binadan uzaklaştırılması ihtimalinin gerçekleşmesine yeteceği, Kurulun soruşturmalarında en önemli delillerden olan ilgililerin e-posta bilgilerinin kısa süre içinde başka bilgisayarlardan silinebilmesinin mümkün olabildiği, bununla birlikte doğası gereği, teşebbüslere haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleşmesi gereken yerinde incelemenin olayda geciktirildiği, davacı şirket yetkililerinin Kurum raportörlerine karşı davranışlarının yerinde incelemenin engellenmesi niteliğini taşıdığı, yerinde incelemenin Kanun'un amaçladığı faydaya aykırı şekilde makul sürede yapılamadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan davacı tarafından, davacı şirket ile ilgili olarak her türlü ticari kayıt ve belgenin incelemeye gelen raportörlere ibraz edilebileceğinin ve gerekirse muhasebe bölümünde inceleme yapabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davalı yetkililerince ...'nin odasında ve bilgisayarında inceleme yapmak istediklerinin belirtildiği, şirket yönetim kurulu başkanı ...'nin odasında ve bilgisayarında incelemeye gelen raportörlerce inceleme yapılabilmesi için mahkeme kararı getirmeleri gerektiğinin belirtildiği, kişisel verilerin korunmasına dair mevzuat gereği ...'nin bilgisayarının incelenemeyeceği ve kayıt altına alınamayacağı iddia edilmekte ise de, önaraştırmaya konu "... Platformu"nun ilk başkanı olan ...'nin iş yerinde bulunan ve iş için kullandığı bilgisayarı ve odasındaki bilgi ve belgelerin inceleneceğinin davalı Kurum yetkilileri tarafından tutanakta imzaları bulunan yetkililere açıklandığı, bu durumun tutanak altına alındığı, kaldı ki 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi kapsamında şirketlerin defterleri, her türlü evrak ve belgelerinin incelenebileceği ve gerekirse suretlerinin alınabileceği, anılan Kanun kapsamında, Kurul görevlilerinin diledikleri odaya girmelerinin ve bilgisayarlarda inceleme yapabilme yetkilerinin bulunduğu, ... inceleme sırasında şirkette bulunmasa bile 14/11/2017 tarihli tutanakta imzaları bulunan davacı şirketin genel müdür yardımcısı ile hukuk danışmanının o tarihte şirkette hazır bulundukları, bu kişilerin katılım ve gözetiminde davalı idare tarafından yerinde inceleme yapılabileceği, bu kişilerin 14/11/2017 tarihli yerinde incelemeye katılımlarının davalı idare tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğine dair herhangi bir iddia, belge ve bilginin de bulunmadığı, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin özel nitelikte bir kanun hükmü olduğu, yönetim kurulu başkanının odasında ya da işle ilgili olarak bilgisayarında inceleme yapılamayacağına ya da söz konusu incelemenin Mahkeme kararı ile yapılabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi "yerinde incelemenin" doğası gereği bu nitelikte bir yargı kararı aranmasının, yerinde inceleme müessesesi ile Kanun'la hedeflenen faydayı sağlamayacağı, yerinde incelemenin engellendiği tarihten bir gün sonra ...'nin davalı idare yetkililerini yerinde inceleme yapmak üzere şirkete davet etmesinin dava konusu Kurul kararını kusurlandırmayacağı anlaşıldığından, davacının anılan iddialarının yerinde görülmediği belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı Kurum çalışanlarının başka hiçbir evrak ve belge incelemeden ...'nin odasında ve bilgisayarında inceleme yapmak istediklerine yönelik taleplerinin sahte delil üretme gibi bir hususla karşılaşılabileceği şüphesiyle reddedildiği, bilgisayardan bilgiler silinse dahi bilişim uzmanlığı bulunan Kurum çalışanlarınca bu bilgilerin geri çağrılabileceği, bilgisayarda yapılacak incelemenin kişisel verilere müdahale oluşturacağı, Kurum çalışanlarınca sunulan yetki belgesinde ...'nin bilgisayarının ve odasının aranmasına yönelik bir yetkilendirme bulunmadığı, şirket avukatının eylemi nedeniyle şirketin cezalandırılmasının cezaların şahsiliğine aykırı olduğu, Mahkeme kararı alındıktan sonra yönetim kurulu başkanının odasında arama yapıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde, Kurum raportörlerinin yerinde inceleme esnasında illegal işlerde bulunma ihtimali bulunan kişiler olarak nitelendirildiği, uyuşmazlık konusu engellemenin tutanaklarla sabit olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı ... Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir.
Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır.
Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir.
Temyizen incelenen kararın, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına dosyanın tüm aşamalarının Hukuk Müşaviri Vekili sıfatıyla ... tarafından takip edildiği, İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya bu kişinin katıldığı, ancak herhangi bir aşamada bu kişi adına düzenlenmiş bir vekaletname sunulmadığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine 1.660,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, davada hukuk müşaviri vekili ile temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Davalı Rekabet Kurumunun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, davada hukuk müşaviri vekili tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir.
Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerektiğinden, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!