Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/372 E. , 2025/1045 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/372
Karar No : 2025/1045
TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Isparta ili, ... İlkokulunda müdür olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; her ne kadar davacı hakkında başlatılan bir kısım soruşturmaların ek takipsizlikle sonuçlandığı, "Nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etmek" suç isnadıyla hakkında açılan davanın ise devam ettiği anlaşılmakta ise de; 657 sayılı Kanun'un 131. maddesi uyarınca, aynı olaydan dolayı memur hakkında Ceza Mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olmasının, disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceği, memurun Ceza Kanunu'na göre mahkum olması veya olmaması hallerinin, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı açık olup; adli ve idari soruşturmalar kapsamında, disiplin soruşturması ekinde sunulan davacı, müşteki ve tanık ifadeleri, emniyet birimlerince tutulan tutanak, ifade vs. tahkikat evrakının birlikte değerlendirilmesinden; davacının müştekinin ikametine anahtarını önceden alarak çoğaltmak suretiyle girdiği, müşteki tarafından farkedilmesi üzerine polis ekiplerince ikamette yakalandığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, hakkında yapılan soruşturma sonucu davacıya isnat eden fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma fiili kapsamında kaldığı sonucuna varılmakla, bu doğrultuda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığından, davacının parasal hak isteminin kabulüne de hukuken olanak bulunmadığından gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dosyada yer alan bilgi, belge ve soruşturma raporunun incelenmesi neticesinde; davacının komşusunun evine komşu kızı ile erkek arkadaşını röntgenlemek amacıyla girdiğine, kendisine komşu kızının evlerine erkek arkadaşı aldığı konusunda çevrenin inanmayacağını düşünerek uyarma maksadıyla evde bulunduğuna yönelik çeşitli ifadeleri karşısında, 3. kişilerin zararını hedef tutan ve davacıya isnat edilen dava konusu işleme dayanak alınan fiillerin sübuta erdiği, ancak bu fiillerin "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında olmadığı, bu haliyle davacının eyleminin, Kanun hükmündeki suç tanımına uymadığı, diğer bir ifadeyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendiyle örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı öte yandan, "tipiklik" ilkesi göz önünde bulundurularak davalı idarece davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile başvuruya konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı... Bakanlığı tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı ... Valiliği tarafından; somut olay dikkate alındığında, istinaf kararının aksine eylemin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi kapsamında kaldığı, ususlüne uygun soruşturmadaki tespitlere rağmen verilen kararın usule aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Isparta ili, ... İlkokulunda müdür olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" hükmü uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 131. maddesinde; "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturulmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
657 sayılı Kanun'un 131. maddesi kapsamında Ceza Mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanunun'da da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, Ceza Mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.
Ancak; ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden fiil, disiplin hukuku yönünden de aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Öte yandan, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışlarının bir başka disiplin suçu kapsamına girmesi halinde, disiplin hukuku yönünden başka bir disiplin cezası ile cezalandırılmasına, delil yetersizliğinden dolayı beraat eden memurun eyleminin de disiplin hukuku yönünden değerlendirilerek aynı veya farklı cezayla cezalandırılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında, Isparta ilinin yerel basınında da haber konusu olan, "06/07/2021 tarihinde izinsiz olarak girdiği komşusu H.U.'nun evinde yakalandığı" iddiasıyla ilgili olarak, H.U.'nun 09/07/2021 tarihli şikayeti üzerine Isparta Valiliğinin 09/07/2021 tarihli onayı ile disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturma sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporundaki tespitlerden hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği; öte yandan, UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacı hakkında dava konusu olay nedeniyle ceza soruşturmaları da başlatıldığı, buna göre "Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek" suç isnadıyla yapılan ceza soruşturması neticesinde, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... Soruşturma No'lu kararı ile, "...şüphelinin üzerine atılı ...suçun oluşmadığı, şüphelinin hırsızlık kastıyla müştekinin ikametine girdiği anlaşılmakla, şüpheli hakkında atılı şuç bakımından kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına..." gerekçesiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; "Haksız yere elde bulundurulan anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık" suç isnadıyla yapılan ceza soruşturması sonucunda da, anılan Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... Soruşturma No'lu kararı ile "...şüpheli hakkında üzerine atılı suç bakımından delil yetersizliği nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına..." gerekçesiyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; buna karşın davacı hakkında, "Nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etmek" suç isnadıyla yapılan ceza soruşturması neticesinde ise, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı iddianame üzerine, ... Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde kovuşturma başlatıldığı, söz konusu yargılama sonucunda, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, söz konusu cezanın da 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine (kesin olarak) karar verildiği anlaşılmıştır.
Bakılan davada, müşteki H.U.'nun ve müştekinin erkek arkadaşı H.K.'nin (tanık sıfatıyla) ceza soruşturması ve kovuşturması ile disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerine bir bütün olarak bakıldığında; müşteki H.U.'nun ifadesinde özetle; Normalde anne ve babası ile yaşadığını, ancak olay günü tek başına kaldığı ikametine erkek arkadaşı olan H.K. ile beraber geldiklerini, sabah evden çıkarken kapısı kapalı olan ve boyasını yaptırdıktan sonra hiç kullanmadıkları salon kapısının yarı açık olduğunu farkettiğini, birisinin girmiş olabileceğini düşünerek H.K.'ye seslendiğini, odada birisinin olduğunu farkettiklerini, bu sırada saatin akşam 21:30 civarında olduğunu, kapı anahtarını ve telefonu bulmaya çalıştıkları esnada, şahsın lavaboya geçtiğini farkettiklerini, sonrasında kapıyı kilitleyip ikametten çıkarak polisi aradıklarını, polis ekipleri geldikten sonra, içeriye giren şahsın apartmanda aynı katta oturan ve ailesi ile samimiyeti olan ... (davacı) olduğunu gördüklerini, olaydan önce evinin boyandığı aşamada, davacının, boyacının bulunmasında ve eşyaların yerleştirilmesinde evine girip yardımcı olduğunu, ancak evinin boyandığı tarih ile olayın yaşandığı tarih arasında bir ayı aşkın bir zamanın bulunduğunu, evinin boyandığı tarihten sonra davacının, evine bilgisi ve rızası dahilinde hiç gelmediğini, davacıya evlerinin anahtarını geçici olarak ya da bir yedeğini yaptırması amacıyla vermediğini, anahtarının bir kopyasının kendisinde bulunduğunu da olay tarihine kadar bilmediğini, davacı ile önceden herhangi bir bir duygusal bağı olmadığını, öğretmen öğrenci tarzında samimiyetlerinin bulunduğunu, davacının, ikametine kötü amaçlı girdiğini düşündüğünü beyan etmiştir. Tanık H.K.'nin ifadesinde özetle; H.U.'nun kız arkadaşı olduğunu, H.U. ile birlikte alışverişten aldıkları malzemeler ile H.U.'nun evine geldiklerini, daha sonra bir şahsın evin salonunda olduğunu fark ettiklerini, evin anahtarını bulmaya çalıştıkları sırada şahsın tuvalete girdiğini, sonrasında kapıyı kilitleyerek polisi aradıklarını beyan etmiştir.
Diğer yandan, olayla ilgili olarak davacının verdiği ifadelere bakıldığında; disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadesinde özetle; Şikayetçi H.U. ve ailesinin kapı komşuları olduğunu, ailecek tanıştıklarını, ailesinin yaklaşık iki üç aydır bahçe işleri için köyde bulunduğunu, eşinin de tarla işleri için hafta içinde köyde olduğunu, olaydan yaklaşık bir ay önce H.U.'nun talebi üzerine, evinin boyanması hususunda kendisine yardımcı olduğunu, boya işlerini takip etme sürecinde kendisine verilen evin anahtarını tekrar tekrar istememek için bilgileri dışında çoğalttığını ve boya işleri bittikten sonra bu anahtarı kendilerine vermediğini, olay tarihinde H.U.'nun erkek arkadaşını apartmanın girişinde gördüğünü, H.U. ve erkek arkadaşı gelmeden yaklaşık 4-5 dakika önce H.U.'nun evlerine girdiğini, evin salonunda saklandığını, daha sonra onların içeride birinin olduğunu anlamaları üzerine dışarı çıkarak kapıyı kilitlediklerini, sonrasında da polisin geldiğini, olayın sıcaklığıyla polise verdiği ifadenin esas alınmamasını beyan etmiştir. Olayın akabinde kolluk görevlilerine verdiği ve 06/07/2021 tarihinde tutanak altına alınan ifadesinde ise özetle; Yaklaşık bir ay önce çelik kapı üzerinde bulunan müştekiye ait kapı anahtarını alarak anahtarın yedeğini yaptırdıkdan sonra anahtarı tekrar kapı üzerine taktığını, yedek anahtarın kendisinde kaldığını, ikamete çıkarmış olduğu yedek anahtarla girdiğini, ikamette kalan şahısların cinsel ilişkiye gireceklerini düşündüğünden, onları röntgenlemek amacıyla girdiğini beyan etmiştir. Ceza soruşturması kapsamında alınan ifadesinde özetle; Eşi ile 3 yıldır cinsel birliktelik yaşamadığını, bu nedenle psikolojik destek aldığını, cinsel birlikteliği olmadığı için böyle konulara ilgisinin arttığını, bu nedenle ikamet ettiği dairenin hemen yan dairesinde ismen bildiği H.U.'nun, H.K. isimli şahısla haftanın belirli günleri bu daireye gelerek kaldıklarını, cinsel birliktelik seslerinin geldiğini, olay günü de bu şahısları bina önünde görmesi üzerine yan dairenin yaklaşık bir ay kadar önce boya badana işi olduğu için kapının üzerindeki anahtarı alarak çoğalttığını, bu anahtar ile bayan ve erkeğin birlikte olacağını düşünerek onlardan önce çoğaltmış olduğu anahtar ile eve girdiğini, daha sonra H.U. ve H.K.'nin eve geldiğini, yatak odasına geçtiklerinde salon kapısını aralayarak onları dinlemeye başladığını beyan etmiştir. Ceza kovuşturmasındaki savunmasında da; Müşteki H.U.'nun, evine gelen ismini bilmediği erkek şahıs zaman zaman cinsel ilişki kurduklarını, şikayetçinin yatak odası ile evinin salonunun sınır olması nedeniyle buna ilişkin sesleri duyduğunu ve rahatsız olduğunu, bu nedenle şikayetçiyi birkaç kez uyarmayı düşündüğünü, olay günü şikayetçinin, arkadaşıyla birlikte eve gelmekte olduğunu gördüğünde, kendileriyle doğrudan konuştuğunda inkar edebilecekleri düşüncesiyle, daha önce yaptırdığı yedek anahtar vasıtasıyla eve girdiğini daireye girmekteki tek amacının, bir nevi baskın yaparak şikayetçiye yaptığının yanlış olduğunu ve duyduğu seslerden rahatsız olduğunu izah etmek olduğunu beyan etmiştir.
Bu durumda, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile adli soruşturma/kovuşturma ve disiplin soruşturması kapsamında müşteki H.U.'nun, davacının ve müştekinin erkek arkadaşı tanık H.K.'nın yukarıda yer verilen ifadeleri dikkate alındığında; davacının, komşusu H.U.'nun konutuna girmek için kullandığı anahtarı adı geçenin bilgisi ve rızası dışında çoğalttığı ve H.U'nun evine izinsiz olarak girdiği hususu anlaşılmış olup, davacının H.U.'nun konutuna hangi amaçla girdiği hususunda çelişkili ifadelerde bulunmuş ise de, dava konusu olayın oluş biçimi ve bu olayın, genç bir kız olan H.U. açısından telafisi güç maddi ve manevi (psikolojik, ailevi, sosyal, ekonomik) zararlara neden olabilecek sonuçlar doğurabileceği göz önünde bulundurulduğunda; davacı fiilinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemi kapsamında bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile başvuruya konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 27/02/2025 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!