WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY 12. DAIRE

A- A A+

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/4769 E.  ,  2025/948 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4769
Karar No : 2025/948

DAVACI : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI :...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe konulan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin, aynı maddenin beşinci fıkrasının, 17. maddesinin birinci fıkrasının, 26. maddesinin ikinci fıkrasının, 38. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Cumhurbaşkanına tüm kamu idarelerinde görevli bütün memurlar hakkında disiplin amirliği yetkisinin verildiği, böylece yetkinin merkezileştiği ve tek bir kişinin iki buçuk milyon kamu çalışanı için karar mercii olmasının önünün açıldığı; Büyükşehir Belediyesi Yüksek Disiplin Kuruluna ait olan devlet memurluğundan çıkarma cezası verme yetkisinin İçişleri Bakanlığına devredildiği, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun aynı zamanda mahalli idarelerin yüksek disiplin kurulu olduğuna ilişkin düzenlemenin eski yönetmelikte olduğu gibi yeni yönetmelikte de yer aldığı; ancak, büyükşehir belediye başkanlıklarında kurulacak yüksek disiplin kurullarının belediye encümenlerinden teşekkül etmesine dair düzenlemenin yeni yönetmelikten çıkarıldığı ve böylece büyükşehir belediyelerinde olan bu yetkinin İçişleri Bakanlığına devredildiği; öte yandan, ihbar ve şikayet dilekçelerinde başvuranın adı, soyadı, imzası ile iş ve ikamet adresinin bulunması gerektiği; kaldı ki, hangi delilin somut delil olduğuna, hangisinin olmadığına ilişkin olarak idarece yapılacak değerlendirmenin mağduriyete yol açacağı; belirtilen nedenlerle dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiği, Cumhurbaşkanının devletin başı olduğu ve yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu, eski disiplin yönetmeliğinde yer alan kadro unvanlarının birçoğunun geçerliliğini yitirdiği, disiplin amiri sıfatıyla görev yapan müsteşar, müsteşar yardımcısı kadrolarının iptal edildiği, Anayasa değişikliği sonrası, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tüm Bakanlıkların Cumhurbaşkanlığı teşkilatının altında toplandığı, Cumhurbaşkanının tüm memurların disiplin amiri olmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı, disiplin amiri olarak tespit edilen unvanlara ait kadrolarda görevlendirilenlerin ya da bu görevleri vekâleten yürütenlerin disiplin amirliği görevini de yürütmesi gerektiği, 3152 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulunun, mahalli idarelerin yüksek disiplin kurulu olduğunun düzenlendiği, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin dördüncü fıkrasında iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartının aranmayacağı hükmüne yer verildiği, dava konusu düzenlemenin ilgili mevzuat hükümlerinin tekrarından ibaret olduğu, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI :...
DÜŞÜNCESİ : Davacı Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası vekili tarafından, 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin, aynı maddenin 5. fıkrasının, 17. maddesinin 1. fıkrasının, 26. maddesinin 2. fıkrasının, 38. maddesinin 2. fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Disiplin kurulları ve disiplin amirleri" başlıklı 134. (Değişik: 2/2/1981 - 2381/2 md.) maddesinde, "Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.
(Değişik: 12/2/1982 - 2670/38 md.) Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiş, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan Yasa maddesine dayanılarak Cumhurbaşkanın 29/04/2021 tarih ve 3935 sayılı kararı ile disiplin kurullarının kuruluşunu, üyelerinin görev süresini, görüşme ve karar usulünü, hangi memurlar hakkında karar verebileceklerini, disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esasları, kurulların ve disiplin amirlerinin yetki ve sorumlulukları ile disiplin soruşturmalarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe konulmuş, 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı belirtilmiş, "Disiplin amirleri" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 657 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında disiplin hükümlerinin uygulanması bakımından Cumhurbaşkanı, tüm kamu idarelerinde, görevli bütün memurlar hakkında disiplin amirliği yetkisini haizdir kuralına yer verilmiştir.
2709 sayılı T.C. Anayasası'nın ikinci bölümünde yer alan 104. maddesinde, Cumhurbaşkanının Devletin başı olup, yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu belirtilmiş, Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmek, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarmak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında sayılmış, 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
10/7/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete' de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile tüm bakanlıklar Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı adı altında toplanmış, 1. maddesinde, yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu, Cumhurbaşkanının, yetkilerinden bir kısmını gerektiğinde sınırlarını yazılı olarak belirterek astlarına devredebileceği, ancak devrettiği yetkiyi, gerek gördüğünde kendisinin de doğrudan kullanabileceği belirtilmiş, yine aynı Resmi Gazete'de yayımlanan Üst kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Atama usulü" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Anayasanın 104 üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Anılan mevzuat uyarınca Cumhurbaşkanının yürütmenin ve Cumhurbaşkanlığı Teşkilatının başı olması ve atamaya yetkili amirlere ait yetkilere sahip olması karşısında, Cumhurbaşkanının aynı zamanda 657 sayılı Yasa ve davaya konu Yönetmelik kapsamında disiplin hükümlerinin uygulanması bakımından tüm kamu idarelerinde Devlet memurlarının disiplin amirliği yetkisini haiz olduğu yolundaki iptali istenilen Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davaya konu Yönetmeliğin 5. maddesinin 5. fıkrasında da, "Disiplin amiri olarak tespit edilen unvanlara ait kadrolara görevlendirilenler veya bu görevleri vekâleten yürütenler, görevi yürüttükleri sürece disiplin amirliği yetkisini haizdir." kuralına yer verilmiştir.
İdarenin, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde asli unsuru oluşturan ve statü hukukuna tabi olan kamu görevlileri hakkında; bir kadrodan diğerine atama, naklen atama gibi işlemler yanında vekaleten atama, görevlendirme, geçici görevlendirme, görev tanımını belirleme gibi işlemler de tesis etme yetkisini haiz olduğu tartışmasızdır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile kamu personel rejimimize kazandırılan "kadro" kavramı, Devlet örgütü yapısının oluşturulmasında, kamu hizmet ve faaliyetleri ile bunu yürütecek iş gücünün planlanmasında kullanılan hukuksal bir araçtır. Kadro, memurun çalıştığı görev yerini, yapacağı işi, bir başka ifade ile yapacağı görevi tanımlaması açısından önemlidir.
657 sayılı Kanunu'nun 86. maddesinde; memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme uyarınca uygulamada, dolu kadroya (kanuni izin, geçici görev, vekalet görevi, mehil müddeti, görevden uzaklaştırma, gözaltına alınma, tutuklanma, hizmetiçi eğitim, kurs veya seminere katılma gibi nedenlerle görevlerinden geçici olarak ayrılanların yerine) vekaleten atama yapılabildiği gibi, boş kadroya da, aynı şekilde vekaleten atalamalar veya anılan yasada usulen öngörülmemekle birlikte bu görevlere asilde aranan şartlara en yakın personel arasında tedviren görevlendirme yapılabilmektedir.
Bu durumda disiplin amiri olarak tespit edilen kadrolara vekaleten yapılan atalamalar veya görevlendirmelerin, bu kadrolarda görev yapanların çeşitli nedenlerle geçici sürelerle görevden ayrılmaları veya kadronun boş olması hallerinde bu kadrolara ait kamu hizmetlerinin aksamadan ve kesintisiz yürütülmesini sağlamak amacıyla geçici ve istisnai durumlarda başvurulan bir yol olduğu, bir anlamda zorunlu yapılan tasarruflar niteliğinde olması ve disiplin amiri yetkisinin o kadroların görev alanı içinde olması karşısında, bu kadrolarda geçici görevlendirilen veya vekaleten atananların bu görevleri yürüttükleri sürece asli kadrodaki disiplin amirinin yetkisine de sahip olmasını öngören davaya konu Yönetmelik maddesindeki düzenlemede kamu yararı ile hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin "Mahallî idarelerin yüksek disiplin kurulu" başlıklı 17. maddesinde,"(1) Mahallî idarelerin yüksek disiplin kurulu İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kuruludur.",Yüksek disiplin kurullarının görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, Yüksek disiplin kurulları; "a) Amirlerin bu yoldaki isteği üzerine Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye, b) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye, yetkilidir. (2)Yüksek disiplin kurullarının ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder.
", "Yetkili yüksek disiplin kurulları" başlıklı 26. maddesinin ikinci fıkrasında da, "Mahallî idarelerde görev yapan memurlar hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası vermeye ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kurulu yetkilidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Anayasanın 127’. maddesinin 5. fıkrasında; idari vesayet yetkisi; merkezi idarenin, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde kullandığı yetki olarak tanımlanmıştır. İdari vesayet yetkisi, Anayasanın 123. maddesinde ifadesini bulan idarenin bütünlüğünü gerçekleştirecek hiyerarşinin yanısıra aynı zamanda yerinden yönetimlerin merkezi idare tarafından idari olarak denetlenmelerine olanak tanıyan bir hukuki araç olarak kabul edilmektedir.
3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu İle İl Yatırım ve Hizmetlerine İlişkin Düzenlemeler Hakkında Kanun'un Ek 5. (Ek: 2/1/2017-KHK-682/36 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7068/36 md.) maddesinde, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun görevlerine yer verilmiş, bu görevler "a) Bakanlık merkez, taşra ve yurtdışı teşkilatı, Bakanlığa bağlı kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların bağlı kuruluşları ile mahalli idare birliklerinde istihdam edilen memurlar hakkında gerek görülmesi halinde Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermek. b) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak." şeklinde sayılmış, Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda anılan Yasa hükümleri uyarınca İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun mahalli idarelerinde yüksek disiplin kurulu olarak belirlenmesinde ve belediyeler, il özel idareleri ve bunların kurdukları mahalli idare birlikleri ile bağlı kuruluşlarında 657 sayılı Kanunun 4/B ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personel hariç sadece memurların bu Yönetmelik kapsamında olması karşısında davaya konu Yönetmeliğin iptali istenilen 17. maddesi ile 26. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Söz konusu Yönetmeliğin "İşleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler" başlıklı 38. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet memuru hakkında; a) Belirli bir konuyu içermeyen veya somut delile dayanmayan, b) Başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan, c) Daha önceden şikâyet konusu yapılıp sonuçlanan hususlarda yeni delil içermeyen, ç) Akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alınanlar veya henüz vesayet altına alınmamış olmakla birlikte bu hastalığa dûçar oldukları sağlık kurulu raporu ile belirlenenlerce verilmiş olan, ihbar ve şikâyetler işleme konulmaz.", aynı maddenin iptali istenilen 2. fıkrasında da, "Birinci fıkranın (b) bendinde yazılı şartları taşımayan ihbar ve şikâyetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanır." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Davacı Sendika vekilince, bu maddedeki düzenlemenin 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkındaki Kanunun 4. madde hükmüne aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, bu Kanunda Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma biçimi düzenlenmiş, dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verileceği, işlem safahatının duyurulması halinde alınan sonucun ayrıca bildirileceği hüküm altına alındığından dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması koşulu zorunlu tutulmuştur.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun "Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikayetler" başlıklı 4. maddesinin 17/7/2004 tarihli 5232 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişik 3. fıkrasında, "Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.", aynı maddenin 17/7/2004 tarihli 5232 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişik 4. fıkrasında ise, "Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır." hükmüne yer verilerek ihbar ve şikayet dilekçelerindeki iddiaların sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde şikayet dilekçelerinde aranan diğer koşulların doğru olup olmadığına bakılmaksızın ihbar ve şikayet dilekçesinin işleme konulması öngörülmüştür.
Bu durumda kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemek amacıyla hazırlanmış olan 4483 sayılı Yasa hükümlerinin disiplin hukuku açısından da dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşıldığından anılan Yasa maddesine paralel şekilde düzenlendiği anlaşılan davaya konu Yönetmeliğin iptali istenilen 38. maddesinin 2. fıkrasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe konulan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 'Disiplin amirleri' başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Cumhurbaşkanı, tüm kamu idarelerinde” ibaresi ile aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan, 'Disiplin amiri olarak tespit edilen unvanlara ait kadrolara görevlendirilenler veya bu görevleri vekâleten yürütenler, görevi yürüttükleri sürece disiplin amirliği yetkisini haizdir' ibaresinin; 'Mahallî idarelerin yüksek disiplin kurulu' başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, 'Mahalli idarelerin yüksek disiplin kurulu İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kuruludur' ibaresi ile "Yüksek disiplin Kurulları' başlıklı 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Mahalli İdarelerde görev yapan memurlar hakkında Devlet Memurluğundan çıkarma cezası vermeye ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kurulu yetkilidir.” ibaresi ve "İşleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler' başlıklı 38. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, "Birinci fıkranın (b) bendinde yazılı şartları taşımayan ihbar ve şikâyetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanır.'' ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe konulan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin "Disiplin Amirleri" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "Cumhurbaşkanı, tüm kamu idarelerinde görevli bütün memurlar hakkında disiplin amirliği yetkisini haizdir."; aynı maddenin beşinci fıkrasında, "Disiplin amiri olarak tespit edilen unvanlara ait kadrolara görevlendirilenler veya bu görevleri vekâleten yürütenler, görevi yürüttükleri sürece disiplin amirliği yetkisini haizdir."; "Mahallî idarelerin yüksek disiplin kurulu" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında; "Mahallî idarelerin yüksek disiplin kurulu İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kuruludur." hükmü, "Yetkili yüksek disiplin kurulları" başlıklı 26. maddesinin ikinci fıkrasında, "Mahallî idarelerde görev yapan memurlar hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası vermeye ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kurulu yetkilidir.", "İşleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan... ihbar ve şikâyetler işleme konulmaz." aynı maddenin ikinci fıkrasında, "Birinci fıkranın (b) bendinde yazılı şartları taşımayan ihbar ve şikâyetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanır." düzenlemelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından iptali istenilen ve 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 'Disiplin amirleri' başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Cumhurbaşkanı, tüm kamu idarelerinde” ibaresi ile aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan 'Disiplin amiri olarak tespit edilen unvanlara ait kadrolara görevlendirilenler veya bu görevleri vekâleten yürütenler, görevi yürüttükleri sürece disiplin amirliği yetkisini haizdir' ibaresinin iptali istemi yönünden incelendiğinde;
16 Nisan 2017 tarihli halkoylamasıyla kabul edilen Anayasa değişikliği ile temel ilkeleri belirlenmiş olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, yürütme yetkisi ve görevi yalnızca Cumhurbaşkanına verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Disiplin kurulları ve disiplin amirleri" başlıklı 134. (Değişik) maddesinde, "Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur. (Değişik) Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiş, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 182 nci maddesiyle “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.
Anayasanın 104. maddesinde, Cumhurbaşkanının Devletin başı olup, yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu belirtilmiş, Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmek, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarmak Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 124. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle tüm bakanlıklar Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı adı altında toplanmış, 1. maddesinde, yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu, Cumhurbaşkanının, yetkilerinden bir kısmını gerektiğinde sınırlarını yazılı olarak belirterek astlarına devredebileceği, ancak devrettiği yetkiyi, gerek gördüğünde kendisinin de doğrudan kullanabileceği belirtilmiştir. Aynı tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Üst kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Atama usulü" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, "Anayasanın 104 üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri uyarınca Cumhurbaşkanının yürütmenin ve Cumhurbaşkanlığı Teşkilatının başı olması ve atamaya yetkili amirlere ait yetkilere sahip olması karşısında, Cumhurbaşkanının aynı zamanda 657 sayılı Kanun ve bu Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan Yönetmelik kapsamında disiplin hükümlerinin uygulanması bakımından tüm kamu idarelerinde Devlet memurlarının disiplin amirliği yetkisini haiz olduğu yolundaki iptali istenilen Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan 'Disiplin amiri olarak tespit edilen unvanlara ait kadrolara görevlendirilenler veya bu görevleri vekâleten yürütenler, görevi yürüttükleri sürece disiplin amirliği yetkisini haizdir' ibaresinin iptali istemi yönünden incelendiğinde;
Disiplin amiri olarak tespit edilen kadrolara vekâleten yapılan atalamalar veya görevlendirmelerin, bu kadrolarda görev yapanların çeşitli nedenlerle geçici sürelerle görevden ayrılmaları veya kadronun boş olması hallerinde bu kadrolara ait kamu hizmetlerinin aksamadan ve kesintisiz yürütülmesini sağlamak amacıyla geçici ve istisnai durumlarda başvurulan bir yol olduğu, bir anlamda zorunlu yapılan tasarruflar niteliğinde olması ve disiplin amiri yetkisinin o kadroların görev alanı içinde olması karşısında, bu kadrolarda geçici görevlendirilen veya vekâleten atananların bu görevleri yürüttükleri sürece asli kadrodaki disiplin amirinin yetkisine de sahip olmasını öngören Yönetmeliğin 5. maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen düzenlemede kamu yararı ile hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava, dava konusu Yönetmeliğin 'Mahallî idarelerin yüksek disiplin kurulu' başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Mahalli idarelerin yüksek disiplin kurulu İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kuruludur.' ibaresi ile "Yüksek disiplin Kurulları' başlıklı 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Mahalli İdarelerde görev yapan memurlar hakkında Devlet Memurluğundan çıkarma cezası vermeye ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kurulu yetkilidir.” ibaresinin iptali istemi yönünden incelendiğinde;
Türk İdare Teşkilatı; Anayasanın 123. maddesi çerçevesinde merkezden ve yerinden yönetim esaslarına dayandırılarak yapılandırılmış ve idarenin bütünlüğünü sağlamak için merkezi idareye mahalli idareler üzerinde idari vesayet yetkisi tanınmıştır.
3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu İle İl Yatırım ve Hizmetlerine İlişkin Düzenlemeler Hakkında Kanun'un Ek 5. maddesinde, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun görevlerine yer verilmiş, bu görevler "a) Bakanlık merkez, taşra ve yurtdışı teşkilatı, Bakanlığa bağlı kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların bağlı kuruluşları ile mahalli idare birliklerinde istihdam edilen memurlar hakkında gerek görülmesi halinde Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermek. b) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak." şeklinde kurala bağlanmış ve Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu kararlarının kesin olduğu açıkça belirlenmiştir.
Bu durumda, yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun mahalli idarelerinde yüksek disiplin kurulu olarak belirlenmesinde ve belediyeler, il özel idareleri ve bunların kurdukları mahalli idare birlikleri ile bağlı kuruluşlarında 657 sayılı Kanun'un 4/B ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49 uncu maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personel hariç olmak üzere sadece memurların bu Yönetmelik kapsamında düzenlemiş olması karşısında, Yönetmeliğin iptali istenilen 17. maddesinin birinci fıkrası ile 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemelerde, hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Dava, dava konusu Yönetmeliğin, "İşleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler' başlıklı 38. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Birinci fıkranın (b) bendinde yazılı şartları taşımayan ihbar ve şikâyetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanır.'' ibaresinin iptali istemi yönünden incelendiğinde;
3071 sayılı Dilekçe Kanunu’nun “Dilekçede Bulunması Zorunlu Şartlar” Başlıklı 4. maddesinde “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Aynı yasanın “İncelenemeyecek Dilekçeler” başlıklı 6. maddesinde de “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden;
a) Belli bir konuyu ihtiva etmeyenler,
b) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar,
c) 4 üncü maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar, incelenemezler.” hükmü yer almaktadır.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un “Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikayetler” başlıklı 17/07/2004 tarih ve 5232 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur. Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır.” hükmüne; aynı Kanun'un 5. maddesinde de “Cumhuriyet başsavcılıkları ile izin vermeye yetkili merciler ihbar ve şikâyetler konusunda daha önce sonuçlandırılmış bir ön inceleme olması halinde müracaatı işleme koymazlar. Ancak ihbar veya şikâyet eden kişilerin konu ile ilgili olarak daha önceki ön incelemenin neticesini etkileyecek yeni

belge sunması halinde müracaatı işleme koyabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasanın 74. maddesi doğrultusunda bilgi edinme hakkının mevzuatımızda yer alan esas ve usullerinin etkin kullanılmasını teminen öngörülen hükümlerine uygun olarak düzenlenen ihbar ve şikayet dilekçelerindeki iddiaların sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde yukarıdaki mevzuat uyarınca şikayet dilekçelerinde aranan diğer koşulların doğru olup olmadığına bakılmaksızın ihbar ve şikayet dilekçesinin işleme konulması öngörüldüğünden, davaya konu Yönetmelik maddesindeki düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.