WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/3822 E.  ,  2025/1190 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/3822
Karar No : 2025/1190

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

2-... Komutanlığı /...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: Davacılar tarafından, babaları ...'un zorunlu askerlik hizmeti yaptığı dönemde izinden dönerken öldürülmesi olayında gerekli ve yeterli bir güvenlik önleminin alınmaması sebebiyle ölüm olayının gerçekleştiği, başlatılan adli soruşturma sürecinin etkin yürütülmediği, faillerin bulunamadığı, müracaatlarının çoğuna cevap dahi verilmediği, bu sebeple yaşanan olayda davalı idarelerin hizmet kusuru ve/veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunduğu ileri sürülerek, ... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 4.288,64 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 11.293,53 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 11.293,53 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, uyuşmazlıkta; Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca... Hazırlık numarası ile yürütülen soruşturma ile ilgili olarak bizzat dönemin İstanbul Emniyet Müdürü ...'e yazılan ve bir örneği dosyada mevcut bulunan yazıda, "Sorumsuzluk örneği bu şekildeki cevaplara derhal son verilmesi, müzekkerelerin dikkatlice okunarak ve gereği tam olarak ikmali..." şeklinde uyarı yapıldığı; yine ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne yazdığı 05/01/2009 tarihli tekit yazısında soruşturma ile ilgili olarak tekide mahal bırakılmaksızın her iki ayda bilgi verilmesinin istenilmesine rağmen, verilmesi gereken bilginin verilmediği ve ilgi yazılarının gereğinin yerine getirilmediği hususlarının belirtildiği, dolayısıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma kapsamında adli kolluk görevi yerine getirilmek üzere yapılan bildirimlerdeki yetersizliklerin açıkça ifade edildiği, soruşturma sürecince ilgili kolluk birimlerince tespit edilen şüphelilerin ifadelerinin alınmasında makul olmayan gecikmelerin yaşandığı; davacılar tarafından yakınlarının öldürüldüğü yerin askeriyeye ait olduğunun ileri sürüldüğü, bu konuda bir başkomiser ve dört polis memuru tarafından düzenlenen 05/04/1993 tarihli görgü ve tespit tutanağında cesedin askerî bölgeye ait fidanlıkta bulunduğu ve üzerinde askerî kimlik olduğu hususlarının kayda geçildiği hususları dikkate alındığında, adli yargı mercileri tarafından ölüm olayının ne şekilde cereyan ettiği hususunun aydınlatılamadığının gelinen aşama itibariyle sabit olduğu, bu aşamada bir başkomiser ve dört polis memuru tarafından düzenlenen 05/04/1993 tarihli görgü ve tespit tutanağında cesedin askerî bölgeye ait fidanlıkta bulunduğu ve üzerinde askerî kimlik olduğu hususlarından hareketle müteveffa ...'un askerlik görevini icra etmekte olduğu bir dönemde terör örgütü tarafından öldürüldüğü hususunun kabulü gerektiği, ölüm olayının bu şekilde gerçekleştiğinin kabulü halinde de davalı idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa da ölen kişinin askerlik vazifesini yapması ve askerlik vazifesi yapmakta olduğu bir sırada terör örgütü tarafından öldürülmesi sebebiyle kusurlu sorumluluk dışında idarenin, kamu görevlilerinin ve özellikle güvenlik personelinin görevlerini yerine getirdikleri sırada yaralanmaları ya da hayatını kaybetmeleri nedeniyle uğranılan zararlardan da "meslekî risk" ilkesi gereğince kusursuz sorumluluk ilke ve esaslarına göre davalı idarelerin sorumlu olduğu gerekçesiyle Mahkemelerince dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda müteveffanın oğlu ... için 4.288,64 TL, kızı ... için 11.293,53 TL, kızı... için 11.293,53 TL olmak üzere toplamda 26.875,53 TL destekten yoksun kalma zararının belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak ve davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi gözetilerek ... için 4.288,64 TL, ... için 11.293,53 TL, ... için 11.293,53 TL olmak üzere toplamda 26.875,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı idarelerce davacılara ödenmesine, dava konusu olayın oluş şekli, zararın niteliği dikkate alınarak takdiren davacıların her biri için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin ... İdare Mahkemesince davanın kabulü yolunda verilen ......tarih ve E:..., K:...sayılı kararın taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI:
Davacılar tarafından, hükmedilen maddi tazminatın destekten yoksun kalma zararlarını karşılamadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluğu da bulunmadığı, davanın reddi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Davacılar tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup; davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacılar tarafından, babaları ...un zorunlu askerlik hizmeti yaptığı dönemde izinden dönerken öldürülmesi olayında gerekli ve yeterli bir güvenlik önleminin alınmaması sebebiyle ölüm olayının gerçekleştiği, başlatılan adli soruşturma sürecinin etkin yürütülmediği, faillerin bulunamadığı, müracaatlarının çoğuna cevap dahi verilmediği, bu sebeple yaşanan olayda davalı idarelerin hizmet kusuru ve/veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunduğu ileri sürülerek,... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 4.288,64 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi,... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 11.293,53 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 11.293,53 TL) maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı; 22. maddesinde, " Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında engelli hâle gelme durumlarında ödenecek tazminata esas çalışma gücü kayıplarının tespitinde 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır." kuralı bulunmaktadır.
Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Ancak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, terör olayları nedeniyle meydana gelen manevi zararların sosyal risk ilkesi kapsamında topluma pay edilerek genel hükümlere göre tazmin edilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen terör eylemi niteliğinde olduğu sonucuna varılmış olup, davacıların maddi tazminat istemlerinin, sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tazmin edilmesi, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanarak hüküm kurulması gerekmekteyse de İdare Mahkemesince... için 4.288,64 TL, ... için 11.293,53 TL,... için 11.293,53 TL olmak üzere toplamda 26.875,53 TL maddi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen kararının 5233 sayalı Kanunda belirlenen tutarlarla uyumlu olduğundan, yaşanan olay karşısında sosyal risk ilkesi gereği takdir edilen toplam 300.000,00 TL manevi tazminat tutarında da sonuç itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının YUKARIDA BELİRTİLEN GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.