Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/6295 E. , 2025/1005 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6295
Karar No : 2025/1005
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Gn. Md. ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona yapılan ... sayılı başvuru üzerine maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin 12/10/2021 tarihli karara yönelik itirazın reddi yolundaki 16/06/2022 tarihli Komisyon kararının maddi tazminata ilişkin kısmının iptali ile uğranıldığı ileri sürülen 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi zararın idareye başvuru tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, murisinin 27 Mayıs 1960 darbesi neticesinde zarar gördüğü, 7248 sayılı Kanun kapsamında kurulan Komisyon tarafından yapılan inceleme neticesinde hak sahibi olduğu kabul edilerek manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Komisyon kararlarının gerekçesiz olduğu, ödenmesine karar verilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğu, maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
1- Cumhurbaşkanlığı tarafından; davaya konu uyuşmazlığın 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon Başkanlığına yapılan başvurudan kaynaklandığı, Komisyon'un çalışmalarını Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü, idarelerinin Komisyon faaliyetlerinin yürütülmesi ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesi sürecine bir dahlinin ya da bu konuda bir görevinin olmadığı, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Adalet Bakanlığı husumeti ile görülmesi gerektiği savunulmaktadır.
2- Adalet Bakanlığı tarafından: Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı kararları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının murisi esas alınarak manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, manevi tazminat miktarı belirlenirken murisin haksız olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap, elem ile olayın oluşu ve niteliğinin dikkate alındığı, öte yandan muris hakkında malvarlığı değerlerinin müsaderesine ilişkin bir karar bulunmadığından 7248 sayılı Kanun kapsamında bir maddi zarar tespit edilemediği, dava konusu 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulun Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ :..Dava, davacı tarafından 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon'a 7248 sayılı Kanun uyarınca maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan başvuru üzerine maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminat talebinin kabulü ile davacı yönünden 1/6 miras payı oranı için 10.225,00 TL ödenmesine, faiz ve fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin olarak verilen 12.10.2021 tarihli karara yapılan itirazın reddine yönelik ... tarihli ve ... sayılı Komisyon kararının iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata, Komisyonca manevi tazminata ilişkin olarak hükmedilen 10.225,00 TL'nin 50.000,00TL'ye çıkarılmasına ve her iki tutarın idareye başvuru tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
7248 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesiyle; 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun 6. maddesi ve 24. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
7248 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında: "1 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır.", 3. fıkrasında: "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler.", 4. fıkrasında: "Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
7248 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları, "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları" olarak Cumhurbaşkanı tarafından 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 7248 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrası kapsamında; zarar görenler, veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması talebi ile yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından kurulan Komisyona yapılan başvuru sonrasında "Yüksek Soruşturma Kurulu (Kurul) ve Yüksek Adalet Divanına (Divan) ait arşiv belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde: haksız işlem tarihinden önce polis memuru olan müteveffa ...'ın Kurul kararı ile 22.08.1960 tarihinde tutuklandığı ve Divan’ın ... tarih ve ... esas ... sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, toplam 339 gün hürriyetinden mahrum bırakıldığı, 27.07.1961 tarihinde tahliye edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle zarar gören müteveffa ...'ının haksız olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap, elem ile olayın oluşu ve niteliği itibari ile manevi zarara uğradığı değerlendirilerek, zarar gören muris esas alınarak takdiren 61.350.00 TL manevi tazminatın belirlendiği, Kurul veya Divan tarafından müteveffa ...'ın mal varlığı değerlerinin müsaderesi hakkında bir karar bulunmadığından 7248 sayılı Kanun kapsamında maddi zararının bulunmadığı, ayrıca aynı Kanun kapsamında, başkaca zarar ziyanın da tespit edilmediği" gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebine ilişkin başvurunun reddine, manevi tazminat talebine ilişkin başvurunun kabulüne, zarar gören muris esas alınarak belirlenen manevi tazminatın, başvuran mirasçı davacının dosyada mevcut ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı veraset ilamına göre belirlenen 1/6 miras payı oranında 10.225.00 TL'nin kararın kesinleşmesini müteakip talep üzerine dört ay içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verildiği, Komisyona itiraz yolu açık olmak üzere verilen 12/10/2021 tarihli kararın tebliği üzerine davacı tarafından yapılan itirazın, ... tarih ve ... başvuru numaralı kararı ile reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları'nın 3. maddesinin ç) bendinde: Maddi zarar; 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları, d) bendinde: Manevi zarar ise; 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafindan haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevi zararları ifade ettiği belirtilmiş; "Müzakere ve karar" başlılı 10. maddenin 2. fıkrasında, başvurunun reddine karar verilecek haller arasında, maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması sayılmakta, 3. fıkrasında, mirasçılar tarafindan yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda, manevi tazminat miktarının zarar gören murisin esas alınarak belirleneceği ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında ise, maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktari belirleneceği, mirasçılar tarafından yapılan başvurularda maddi tazminatın miras payları oranında ödenmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, Usul ve Esasların 3. maddesinde, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından, haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar ile malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararlarının tazmin edilmesi öngörülmüştür.
Komisyon kararının maddi zarara ilişkin kısmı incelendiğinde;
Usul ve Esasların 3. maddesinde tanımlandığı şekilde, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları tazmin edilmesinin öngörüldüğü; uyuşmazlığa konu olayda, davacı murisinin malvarlığı değerlerinin müsaderesi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı tarafından verilmiş bir karar bulunmaması karşısında, dava konusu işlemle davacının maddi tazminat ödenmesi yolundaki başvurusunun reddedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Komisyon kararının manevi zararın tazmini isteminin reddedilen kısmı incelendiğinde;
Usul ve Esasların 3. maddesinde manevi zarar, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafindan haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevi zararlar olarak ifade edilmiş, 10. maddesinin 3. fıkrasında da, manevi tazminat miktarının zarar gören murisin esas alınarak belirleneceği ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Davalı idarece, manevi tazminat miktarının muris esas alınarak belirlenmesi konusunda kendisine tanınan yetki kapsamında; murisin tutuklanması, tutuklulukta geçirdiği süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap, elem gibi hususlar dikkate alınarak manevi tazminat tutarına hükmedildiği anlaşıldığından, takdir edilen manevi tazminat miktarında hakkaniyete ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacının ödenmesine karar verilen taminata faiz uygulanması istemine gelince;
7248 sayılı Kanun kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından, zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulması, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmesinden sonra zararlarının tazmin edilmesi istemli başvuruların alınarak karara bağlanması ve zararın şartları oluşmuşsa tazmin edilmesine ilişkin çeşitli idari aşamalar ve işleyişler öngörülmüştür.
Kanunun öngördüğü idari aşama ve işleyişlerin tamamlanıp zarar görenler veya mirasçılarının başvurularının alınmasından sonraki bir tarihte tazmin edilmesine karar verilmekle, başvurucu yönünden tespiti yapılarak miktarı belirlenen bu tazminat, davacının idareye başvuru tarihi itibariyle doğmuş olmaktadır.
Bu itibarla, uyuşmazlıkta, davacının başvurusu kabul edilerek kanunen tazmini öngörülen manevi zararının, davacının idareye başvuru tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi hakkaniyet gereğidir.
Açıklanan nedenlerle; davacının itirazının reddine yönelik ... tarihli ve ... sayılı Komisyon kararının iptali istemi ile, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi, Komisyonca manevi tazminata ilişkin olarak hükmedilen 10.225,00 TL'nin 50.000,00TL'ye çıkarılması istemlerine ilişkin olarak davanın reddine, dava konusu işlemin, manevi tazminata (davacının idareye başvuru tarihinden itibaren) yasal faiz işletilerek ödenmemesine yönelik kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, murisinin 27 Mayıs 1960 askeri darbesi neticesinde zarar gördüğünden bahisle, 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı Kanun uyarınca zararlarının tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona başvurmuştur.
Anılan başvuruyu inceleyen Komisyon, 12/10/2021 tarihli kararıyla, davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiştir.
Davacı tarafından bu karara yapılan itiraz, 16/06/2022 tarihli Komisyon kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından; 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun çalışmalarını Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü, idarelerinin Komisyon faaliyetlerinin yürütülmesi ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesi sürecine bir dahlinin ya da bu konuda bir görevinin olmadığı, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Adalet Bakanlığı husumeti ile görülmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun"un Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. ..." kuralına yer verilmiştir.
14/10/2020 tarihli ve 31274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7248 sayılı Kanun'da belirtilen Komisyon kurularak başkan ve üye atamaları yapılmıştır.
24/02/2021 tarih ve 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/02/2021 tarih ve 3564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları"nın "Sekretarya hizmetleri ve personel görevlendirme" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Komisyonun sekretarya hizmetleri, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür." kuralı; "Yer tahsisi" başlıklı 15. maddesinde, "Komisyonun ihtiyaç durumuna uygun bir hizmet binası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığına tahsis edilir." kuralı; "Giderler" balıklı 16. maddesinde, "Komisyonun giderleri, Adalet Bakanlığı bütçesinde Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilen ödenekten karşılanır." kuralı; "Tereddütlerin Giderilmesi" başlıklı 17. maddesinde ise, "Personel görevlendirilmesi, hizmet binasının tahsisi ve tefrişi ile Komisyonun ihtiyaç duyacağı her türlü araç ve gerecin temini kapsamında doğabilecek tereddütleri gidermeye Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı yetkilidir." kuralı yer almıştır.
Anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; 27 Mayıs 1960 askeri darbe mağdurlarının zararlarının tazmini amacıyla Cumhurbaşkanı Kararı ile kurularak başkan ve üyeleri atanan ve yine Cumhurbaşkanı Kararı ile çalışma usul ve esasları belirlenen Komisyon'un, faaliyetini Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olarak yürüttüğü, yalnızca faaliyet sırasında ihtiyaç duyduğu sekretarya hizmeti ile hizmet binası ve harcamaların Adalet Bakanlığınca karşılandığı, Adalet Bakanlığınca yürütülen bu hizmetlerde doğan tereddütlerin de yine Cumhurbaşkanlığınca giderildiği, dolayısıyla bu konuda da nihai yetkinin Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, bu nedenle Adalet Bakanlığına tevdi edilen görev ile sorumlulukların, Komisyon'un faaliyetini Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak yürüttüğü gerçeğini değiştirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı Cumhurbaşkanlığının husumet itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
14/06/1960 tarihli ve 10525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı "1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanunu'nun bazı hükümlerinin kaldırılması ve bazı hükümlerinin değiştirilmesi hakkında Geçici Kanun"un;
6. maddesinde, "Sâkıt Reisicumhur ile Başvekil ve Vekilleri ve eski iktidar mebuslarını ve bunların suçlarına iştirak edenleri yargılamak üzere bir «Yüksek Adalet Divanı» kurulur.
Yüksek Adalet Divanı, Adlî, İdari ve Askerî kazaya mensup Hâkimler arasından Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Millî Birlik Komitesince seçilecek bir Başkan, sekiz aslî ve altı yedek üyeden kurulur.
Sanıkların sorumluluklarını araştırmak ve haklarında son tahkikat açılarak Yüksek Adalet Divanına verilmeleri gerekip gerekmediğine karar vermek üzere bir «Yüksek Soruşturma Kurulu» teşkil olunur.
Yüksek Soruşturma Kurulu, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Millî Birlik Komitesince seçilecek bir Başkan ile otuz üyeden kurulur, bu Kurulun teşkilâtı ve çalışma usulü özel kanunla belirtilir.
Yüksek Adalet Divanının Başsavcısı ile beş yardımcısı, Yüksek Soruşturma Kurulu Başkan ve üyeleri arasından, Bakanlar Kurulunun teklifi ile, Milli Birlik Komitesince tâyin edilir.
Yüksek Adalet Divanının kararları kesindir; ancak idam kararlarının infazı, kararın Millî Birlik Komitesince tasdikına bağlıdır.
Millî Birlik Komitesi üyeleri, bu üyelikten ayrılmış olsalar bile, Yüksek Adalet Divanında, Yüksek Soruşturma Kurulunda ve Divan Savcılığında vazife alamazlar.
Yargılanmaları, 1924 tarihli Teşkilâtı Esasiye Kanununa göre, Divan Âliye ait bulunan şahıslar hakkında soruşturma ve yargılama yetkisi dahi Yüksek Adalet Divanı ve Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından kullanılır." hükmüne;
24. maddesinin 2. fıkrasında, "Eski iktidar mensuplarından, kendilerinin ve yakınlarının servetlerini meşrû yollardan edindiklerini mahkemede ispat edemeyenler hakkında Teşkilâtı Esasiye Kanununun 73 üncü maddesinde yazılı müsadere yasağı yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne yer verilmiş iken;
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle, anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun'un;
Geçici 1. maddesinde, "(1) 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle varlığı hukuki dayanaktan mahrum Yüksek Adalet Divanının hükümsüz hale gelen bütün kararlarının adli sicil ve her türlü arşiv kayıtlarından silinmesi, Adalet Bakanlığı tarafından resen yerine getirilir.
(2) 1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır.
(3) İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler.
(4) Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır.
(5) Bu madde uyarınca Komisyona yapılacak başvurular için herhangi bir ad altında ücret talep edilmez. Komisyonun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı Danıştayda açılacak davalarda karar ve ilam harcı maktu alınır ve dava sonunda maktu vekâlet ücretine hükmedilir.
(6) Komisyon tarafından başvurular değerlendirilirken ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeler ilgili gerçek veya tüzel kişilerden istenebilir. Kamu kurum ve kuruluşları, bu husustaki talepleri belirlenen süre içinde yerine getirmek zorundadır.
(7) Bu madde kapsamında maddi zararların karşılanması talepleri karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir miktarın ödenmesine karar verilir.
(8) Kamu kurum ve kuruluşları, Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanına ait her türlü arşivlik ve arşiv belgesini bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına devrederler." kuralına;
2. maddesinde, "(1) Bu Kanunun;
a) 1 inci maddesi 27/5/1960 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer." kuralına;
3. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un geçici 1. maddesinin 3. fıkrasına istinaden, 14/10/2020 tarihli ve 31274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7248 sayılı Kanun'da belirtilen Komisyon, bir başkan ve 6 üye olmak üzere toplam yedi kişiden oluşacak şekilde kurularak başkan ve üye atamaları yapılmıştır.
Bilahare, 7248 sayılı Kanun gereğince 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları ile Komisyona başvuru şeklini belirlemek amacıyla hazırlanan ve 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/02/2021 tarih ve 3564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları"nın;
3. maddesinin 1. fıkrasının,
(a) bendinde, "Divan"ın, 12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan ve hukuki varlığı sona eren Yüksek Adalet Divanını;
(b) bendinde, "Komisyon"un, 7248 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi gereğince 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla kurulan 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonu;
(c) bendinde, "Kurul"un, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan ve hukuki varlığı sona eren Yüksek Soruşturma Kurulunu;
(ç) bendinde, "maddi zarar"ın, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları;
(d) bendinde, "manevi zarar"ın, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararları, ifade edeceği düzenlemesine;
"Komisyonun toplanma ve karar alma usulü" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında,
"(2) Komisyon, Komisyon Başkanının çağrısı üzerine, en az beş üyenin katılımı ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır." düzenlemesine;
"Müzakere ve karar" başlıklı 10. maddesinde,
"(1).Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yapar ve müzakere neticesinde, başvurunun reddine veya kabulüne karar verir.
(2).Aşağıdaki hallerde başvurunun reddine karar verilir:
a).Başvurunun süresi içinde yapılmaması.
b).Başvuran veya murisi hakkında Kurul ile Divan tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin anlaşılması.
c).Maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması.
ç).Başvuranın, zarar görenin mirasçısı olmadığının anlaşılması.
(3).Mirasçılar tarafından yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda, manevi tazminat miktarı zarar gören muris esas alınarak belirlenir ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verilir.
(4) Maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktarı belirlenir. Mirasçılar tarafından yapılan başvurularda maddi tazminatın miras payları oranında ödenmesine karar verilir.
(5) Komisyon kararında, başvuruyu, inceleme sürecini, değerlendirme gerekçelerini belirtir. Kabul kararlarında, belirlenen maddi ve/veya manevi tazminatın ödeneceği kişi/kişiler açıkça gösterilir. Karar, Komisyon Başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır." düzenlemesine;
"Kararın tebliği" başlıklı 11. mddesinde,
"(1) Komisyon kararları, ilgililere 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir." düzenlemesine;
"Komisyon kararına itiraz ve yargı yolu" başlıklı 12. maddesinde,
"(1) Başvuran, Komisyon kararına karşı kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere vereceği dilekçe ile doğrudan veya Valiliklerin İl Yazı İşleri Müdürlüğü aracılığıyla Komisyona itiraz edebilir.
(2) İtiraz sebebiyle, herhangi bir ad altında ücret talep edilmez.
(3) İtiraz hakkında verilen kararın bu Usul ve Esasların 11 inci maddesi gereğince tebliği üzerine başvuran, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay’da dava açabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Komisyon Kararının Maddi Tazminat İstemi Yönünden İncelenmesi:
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının murisinin Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından müsaderesine karar verilmiş ve neticesinde de müsadere edilmiş bir malvarlığının tespit edilemediği, Komisyon tarafından da davacının maddi tazminata yönelik başvurusunun ve itirazının bu gerekçe ile reddedildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, darbe sonrası yaşanan süreçte müsadere edilmemiş olmakla birlikte el konulan mal varlığı değerleri ile uğranıldığı kesin olan zararların müsadere koşulu aranmaksızın tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
7248 sayılı Kanun ile Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları her türlü maddi zararların değil, yalnızca malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararların Hazine tarafından karşılanması öngörülmüştür.
Yukarıda da belirtildiği üzere, dava açma süresi dolmuş, olağan hukuki yollarla talep imkanı bulunmayan zararlara yönelik özel ve istisnai bir idari başvuru hakkı tanıması nedeniyle 7248 sayılı Kanun'un bu kapsamının (tazminine karar verilebilecek maddi zarar kalemlerinin) bütünüyle kanun koyucunun takdirinde olduğu ve aynı nedenle bu durumun Anayasanın 125. maddesine aykırılık teşkil etmediği açıktır. Bu itibarla, Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar sırasında gerçekleştirilen aramalarda el konulan ancak müsadere edilmeyen mal varlığı değerlerinin 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, murisine ait olup da Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından müsaderesine karar verilmiş ve neticesinde de müsadere edilmiş bir malvarlığı değeri tespit edilemeyen davacının, 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek bir maddi zararı bulunmadığından, dava konusu işlemin maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2-Tazminat istemi yönünden:
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Yüksek Adalet Divanı; adlî, idari ve askerî yargıya mensup hâkimlerden oluşan bir yargı merci olup verdiği kararların da yargısal nitelik taşıdığı açıktır. Keza, sanıkların sorumluluklarını resen veya ihbar ve şikayet üzerine inceleyip haklarında son tahkikat açılması gerekip gerekmediğine karar verme görevi tevdi edilerek kurulan Yüksek Soruşturma Kurulunun kararlarının da yargısal mahiyet arz ettiği kuşkusuzdur. Nitekim, her iki mercinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda öngörülen muhakeme usullerini uygulayacağı, 18/06/1960 tarihli ve 10529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/06/1960 tarihli ve 3 sayılı Yüksek Adalet Divanının Muhakeme Usulüne ait Geçici Kanun'da açıkça hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, yargısal görev ifa ettiklerinde duraksama bulunmayan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanının verdikleri yargısal kararlardan doğan zararların tazmini isteminin, idari bir faaliyetten kaynaklanmaması nedeniyle idari yargı yerince incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Kanun koyucu da bu nedenle 7248 sayılı Kanunla mağdurlar tarafından doğrudan Danıştayda tazminat davası açılması esasını benimsememiş ve Anayasa Komisyonu görüşmelerinde kanun teklifinin metni değiştirilerek Komisyon kararlarına (idari işleme) karşı "iptal davası" açılmasına olanak tanınmıştır. Her ne kadar Komisyon kararından doğan zararın tazmini istemlerinin de idari dava konusu olmakla idari yargı yerince incelenmesi gerektiği düşünülebilir ise de, esasen 7248 sayılı Kanun kapsamındaki kişilerin zararı Komisyon kararından doğmamakta, gerçekte zarar, Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı kararlarından kaynaklanmaktadır. Bir başka ifadeyle, iddia olunan zarar, Komisyon kararı öncesinde de mevcut olduğundan ilgililere özel bir başvuru hakkı verilmiştir. Dolayısıyla zarar ile Komisyon kararı arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan söz etmeye olanak yoktur.
Diğer taraftan, 7248 sayılı Kanun, yalnızca Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı kararlarından doğan zararların tazminini kapsamakta olup; dava açma süresi dolmuş, olağan hukuki yollarla talep imkanı bulunmayan zararlara yönelik özel ve istisnai bir idari başvuru hakkı tanıyan sulh kanunu olması nedeniyle anılan Kanun'un bu kapsamının Anayasanın 125. maddesine aykırılık teşkil etmediği ve bütünüyle kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.
Aktarılan gerekçelerle, davacının hukuki dayanaktan yoksun tazminat isteminin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 19/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!