Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/6291 E. , 2025/959 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6291
Karar No : 2025/959
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Gn. Md....
2- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona yapılan ... sayılı başvuru üzerine maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin 05/10/2021 tarihli karara yönelik itirazın reddi yolundaki 16/06/2022 tarihli Komisyon kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, murisinin 27 Mayıs 1960 darbesi neticesinde zarar gördüğü, 7248 sayılı Kanun kapsamında kurulan Komisyon tarafından yapılan inceleme neticesinde hak sahibi olduğu kabul edilerek manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Komsiyon tarafından takdir olunan manevi tazminat tutarının hangi olgu, kıstas, sebep ve gerekçelere dayandırıldığının açıklanmadığı, bu yönüyle Komisyon kararının belirlilik ilkesine aykırı olduğu, zarara uğrayanların sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınmadığı, tazminat tutarının hürriyetten mahrum kalınan süreler dikkate alınarak belirlendiği, ancak takdir hakkı kullanılırken ölçüsüzlük yapıldığı, takdir olunan tazminat miktarına faiz yürütülmediği, Komisyon kararlarının tamamında maddi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, darbe sonrası yaşanan süreçte şahısların ev ve iş yerlerinde aramalar yapıldığı, bu aramalarda el konulan malvarlıklarının tespit edilerek tazmin edilmesi gerektiği, uğranıldığı kesin olan zararların müsadere kararı aranmaksızın 1960 yılından itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI:
1- Cumhurbaşkanlığı tarafından; davaya konu uyuşmazlığın 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon Başkanlığına yapılan başvurudan kaynaklandığı, Komisyon'un çalışmalarını Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü, idarelerinin Komisyon faaliyetlerinin yürütülmesi ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesi sürecine bir dahlinin ya da bu konuda bir görevinin olmadığı, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Adalet Bakanlığı husumeti ile görülmesi gerektiği savunulmaktadır.
2- Adalet Bakanlığı tarafından: Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı kararları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının murisi esas alınarak manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, manevi tazminat miktarı belirlenirken murisin haksız olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap, elem ile olayın oluşu ve niteliğinin dikkate alındığı, öte yandan muris hakkında malvarlığı değerlerinin müsaderesine ilişkin bir karar bulunmadığından 7248 sayılı Kanun kapsamında bir maddi zarar tespit edilemediği, dava konusu 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulun Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, murisi ...'ın uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona yapılan başvuru üzerine maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen karara yapılan itirazın reddine dair kararın iptali istemiyle açılmıştır.
7248 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında: "1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır." hükmü; 3. fıkrasında, "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler." hükmü, 4. fıkrasında, "Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır." hükmü yer almıştır.
7248 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları Cumhurbaşkanı tarafından ("27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları") 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının murisi olan ... 27/05/1960 tarihinde Soruşturma Kurulu tarafından gözaltına alındığı, 10/09/1960 tarihinde tutuklandığı, Divanın ...tarih ve E:...K:... sayılı kararıyla müebbet ağır hapis cezasına hükmedildiği, 28/10/1964 tarihinde tahliye edildiği, zarar görenin haksız olarak hürriyetinden mahrum bırakıldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, çektiği ızdırap ve elem ile olayın oluşu ve niteliği itibariyle manevi zarara uğradığı değerlendirilerek zarar gören muris esas alınarak takdiren 283.230,00 TL manevi tazminat belirlendiği, Kurul veya Divan tarafından zarar gören müteveffanın mal varlığı değerlerinin müsaderesi hakkında bir karar bulunmadığından 7248 sayılı Yasa kapsamında maddi zararın tespit edilemediği, ayrıca başka bir zarar ve ziyanında tespit edilemediği gerekçesiyle Komisyonca, manevi tazminat talebinin kabulü, maddi tazminat istemi ile faiz ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine, miras payı oranında davacıya 141.615,00 TL ödenmesine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itirazında reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı incelendiğinde dava konusu işlemde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
Davacı, murisinin 27 Mayıs 1960 askeri darbesi neticesinde zarar gördüğünden bahisle, 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı Kanun uyarınca zararlarının tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona başvurmuştur.
Anılan başvuruyu inceleyen Komisyon, 05/10/2021 tarihli kararıyla, davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiştir.
Davacı tarafından bu karara yapılan itiraz, 16/06/2022 tarihli Komisyon kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından; 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun çalışmalarını Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü, idarelerinin Komisyon faaliyetlerinin yürütülmesi ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesi sürecine bir dahlinin ya da bu konuda bir görevinin olmadığı, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Adalet Bakanlığı husumeti ile görülmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun"un Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. ..." kuralına yer verilmiştir.
14/10/2020 tarihli ve 31274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7248 sayılı Kanun'da belirtilen Komisyon kurularak başkan ve üye atamaları yapılmıştır.
24/02/2021 tarih ve 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/02/2021 tarih ve 3564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları"nın "Sekretarya hizmetleri ve personel görevlendirme" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Komisyonun sekretarya hizmetleri, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür." kuralı; "Yer tahsisi" başlıklı 15. maddesinde, "Komisyonun ihtiyaç durumuna uygun bir hizmet binası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığına tahsis edilir." kuralı; "Giderler" balıklı 16. maddesinde, "Komisyonun giderleri, Adalet Bakanlığı bütçesinde Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilen ödenekten karşılanır." kuralı; "Tereddütlerin Giderilmesi" başlıklı 17. maddesinde ise, "Personel görevlendirilmesi, hizmet binasının tahsisi ve tefrişi ile Komisyonun ihtiyaç duyacağı her türlü araç ve gerecin temini kapsamında doğabilecek tereddütleri gidermeye Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı yetkilidir." kuralı yer almıştır.
Anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; 27 Mayıs 1960 askeri darbe mağdurlarının zararlarının tazmini amacıyla Cumhurbaşkanı Kararı ile kurularak başkan ve üyeleri atanan ve yine Cumhurbaşkanı Kararı ile çalışma usul ve esasları belirlenen Komisyon'un, faaliyetini Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olarak yürüttüğü, yalnızca faaliyet sırasında ihtiyaç duyduğu sekretarya hizmeti ile hizmet binası ve harcamaların Adalet Bakanlığınca karşılandığı, Adalet Bakanlığınca yürütülen bu hizmetlerde doğan tereddütlerin de yine Cumhurbaşkanlığınca giderildiği, dolayısıyla bu konuda da nihai yetkinin Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, bu nedenle Adalet Bakanlığına tevdi edilen görev ile sorumlulukların, Komisyon'un faaliyetini Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak yürüttüğü gerçeğini değiştirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı Cumhurbaşkanlığının husumet itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
14/06/1960 tarihli ve 10525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı "1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanunu'nun bazı hükümlerinin kaldırılması ve bazı hükümlerinin değiştirilmesi hakkında Geçici Kanun"un;
6. maddesinde, "Sâkıt Reisicumhur ile Başvekil ve Vekilleri ve eski iktidar mebuslarını ve bunların suçlarına iştirak edenleri yargılamak üzere bir «Yüksek Adalet Divanı» kurulur.
Yüksek Adalet Divanı, Adlî, İdari ve Askerî kazaya mensup Hâkimler arasından Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Millî Birlik Komitesince seçilecek bir Başkan, sekiz aslî ve altı yedek üyeden kurulur.
Sanıkların sorumluluklarını araştırmak ve haklarında son tahkikat açılarak Yüksek Adalet Divanına verilmeleri gerekip gerekmediğine karar vermek üzere bir «Yüksek Soruşturma Kurulu» teşkil olunur.
Yüksek Soruşturma Kurulu, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Millî Birlik Komitesince seçilecek bir Başkan ile otuz üyeden kurulur, bu Kurulun teşkilâtı ve çalışma usulü özel kanunla belirtilir.
Yüksek Adalet Divanının Başsavcısı ile beş yardımcısı, Yüksek Soruşturma Kurulu Başkan ve üyeleri arasından, Bakanlar Kurulunun teklifi ile, Milli Birlik Komitesince tâyin edilir.
Yüksek Adalet Divanının kararları kesindir; ancak idam kararlarının infazı, kararın Millî Birlik Komitesince tasdikına bağlıdır.
Millî Birlik Komitesi üyeleri, bu üyelikten ayrılmış olsalar bile, Yüksek Adalet Divanında, Yüksek Soruşturma Kurulunda ve Divan Savcılığında vazife alamazlar.
Yargılanmaları, 1924 tarihli Teşkilâtı Esasiye Kanununa göre, Divan Âliye ait bulunan şahıslar hakkında soruşturma ve yargılama yetkisi dahi Yüksek Adalet Divanı ve Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından kullanılır." hükmüne;
24. maddesinin 2. fıkrasında, "Eski iktidar mensuplarından, kendilerinin ve yakınlarının servetlerini meşrû yollardan edindiklerini mahkemede ispat edemeyenler hakkında Teşkilâtı Esasiye Kanununun 73 üncü maddesinde yazılı müsadere yasağı yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne yer verilmiş iken;
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle, anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun'un;
Geçici 1. maddesinde, "(1) 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle varlığı hukuki dayanaktan mahrum Yüksek Adalet Divanının hükümsüz hale gelen bütün kararlarının adli sicil ve her türlü arşiv kayıtlarından silinmesi, Adalet Bakanlığı tarafından resen yerine getirilir.
(2) 1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır.
(3) İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler.
(4) Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır.
(5) Bu madde uyarınca Komisyona yapılacak başvurular için herhangi bir ad altında ücret talep edilmez. Komisyonun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı Danıştayda açılacak davalarda karar ve ilam harcı maktu alınır ve dava sonunda maktu vekâlet ücretine hükmedilir.
(6) Komisyon tarafından başvurular değerlendirilirken ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeler ilgili gerçek veya tüzel kişilerden istenebilir. Kamu kurum ve kuruluşları, bu husustaki talepleri belirlenen süre içinde yerine getirmek zorundadır.
(7) Bu madde kapsamında maddi zararların karşılanması talepleri karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir miktarın ödenmesine karar verilir.
(8) Kamu kurum ve kuruluşları, Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanına ait her türlü arşivlik ve arşiv belgesini bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına devrederler." kuralına;
2. maddesinde, "(1) Bu Kanunun;
a) 1 inci maddesi 27/5/1960 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer." kuralına;
3. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un geçici 1. maddesinin 3. fıkrasına istinaden, 14/10/2020 tarihli ve 31274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7248 sayılı Kanun'da belirtilen Komisyon, bir başkan ve 6 üye olmak üzere toplam yedi kişiden oluşacak şekilde kurularak başkan ve üye atamaları yapılmıştır.
Bilahare, 7248 sayılı Kanun gereğince 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları ile Komisyona başvuru şeklini belirlemek amacıyla hazırlanan ve 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/02/2021 tarih ve 3564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları"nın;
3. maddesinin 1. fıkrasının,
(a) bendinde, "Divan"ın, 12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan ve hukuki varlığı sona eren Yüksek Adalet Divanını;
(b) bendinde, "Komisyon"un, 7248 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi gereğince 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla kurulan 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonu;
(c) bendinde, "Kurul"un, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan ve hukuki varlığı sona eren Yüksek Soruşturma Kurulunu;
(ç) bendinde, "maddi zarar"ın, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları;
(d) bendinde, "manevi zarar"ın, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararları, ifade edeceği düzenlemesine;
"Komisyonun toplanma ve karar alma usulü" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında,
"(2) Komisyon, Komisyon Başkanının çağrısı üzerine, en az beş üyenin katılımı ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır." düzenlemesine;
"Müzakere ve karar" başlıklı 10. maddesinde,
"(1).Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yapar ve müzakere neticesinde, başvurunun reddine veya kabulüne karar verir.
(2).Aşağıdaki hallerde başvurunun reddine karar verilir:
a).Başvurunun süresi içinde yapılmaması.
b).Başvuran veya murisi hakkında Kurul ile Divan tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin anlaşılması.
c).Maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması.
ç).Başvuranın, zarar görenin mirasçısı olmadığının anlaşılması.
(3).Mirasçılar tarafından yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda, manevi tazminat miktarı zarar gören muris esas alınarak belirlenir ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verilir.
(4) Maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktarı belirlenir. Mirasçılar tarafından yapılan başvurularda maddi tazminatın miras payları oranında ödenmesine karar verilir.
(5) Komisyon kararında, başvuruyu, inceleme sürecini, değerlendirme gerekçelerini belirtir. Kabul kararlarında, belirlenen maddi ve/veya manevi tazminatın ödeneceği kişi/kişiler açıkça gösterilir. Karar, Komisyon Başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır." düzenlemesine;
"Kararın tebliği" başlıklı 11. mddesinde,
"(1) Komisyon kararları, ilgililere 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir." düzenlemesine;
"Komisyon kararına itiraz ve yargı yolu" başlıklı 12. maddesinde,
"(1) Başvuran, Komisyon kararına karşı kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere vereceği dilekçe ile doğrudan veya Valiliklerin İl Yazı İşleri Müdürlüğü aracılığıyla Komisyona itiraz edebilir.
(2) İtiraz sebebiyle, herhangi bir ad altında ücret talep edilmez.
(3) İtiraz hakkında verilen kararın bu Usul ve Esasların 11 inci maddesi gereğince tebliği üzerine başvuran, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay’da dava açabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Komisyon Kararının Manevi Tazminat İstemi Yönünden İncelenmesi:
23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı Kanunla, 02/06/1960 tarih ve 1 sayılı Kanun'un 6. maddesi yürürlükten kaldırılarak, Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar ile malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararlarının Hazine tarafından karşılanması öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütüldüğü görülen davacının murisinin, bu soruşturma ve kovuşturma sebebiyle uğradığı manevî zararın 7248 sayılı Kanun kapsamında Hazine tarafından karşılanması gerektiği açıktır.
Öte yandan, manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ve zararın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve benzer dosyalarda takdir edilen manevi tazminat tutarı gözetilerek hakkaniyetli, orantılı ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Dava dosyası ile 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon kararlarına karşı açılan ve Dairemizde görülmekte olan diğer dava dosyalarının birlikte incelenmesinden; Komisyon tarafından manevi tazminat tutarı belirlenirken, Usul ve Esasların 10. maddesinin 3. fıkrasına uygun olarak "zarar gören murisin" esas alındığı, bu kapsamda da Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından hakkında soruşturma yürütülmüş olma, Yüksek Adalet Divanı tarafından hakkında karar verilmiş olma ve hürriyetten yoksun kalınan gün sayısı kriterleri üzerinden değerlendirme yapılarak katsayılar (soruşturma katsayısı, hüküm katsayısı, sosyal ekonomik durum katsayısı) belirlendiği anlaşılmaktadır.
Yine, Komisyonca, Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından hakkında soruşturma yürütülmesinden kaynaklı manevi zarar belirlenirken, sabit soruşturma katsayısına ilaveten kişinin sosyal ve ekonomik durumunun (cumhurbaşkanı, meclis başkanı, başbakan, bakan, milletvekili, üst düzey kamu görevlisi, memur ve diğerleri); Yüksek Adalet Divanı tarafından hakkında karar verilmiş olmasından kaynaklı manevi zarar belirlenirken, kişinin yargılama neticesinde aldığı ceza (idam, idam kararından çevrilen ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis, süreli hapis, beraat); hürriyetten yoksun kalmaktan kaynaklı manevi zarar belirlenirken ise, kişinin gözaltı, tutukluluk ve hükmün infazında geçen bütün süreler dikkate alınarak hürriyetten yoksun kaldığı toplam gün sayısı ile yine sosyal ve ekonomik durumunun dikkate alındığı görülmektedir.
Ayrıca, Komisyon tarafından, zarar gören kişinin, idam cezasının infaz edilmiş olması veya idarenin gözetimi altında iken intihar etmesi hallerinde, yukarıda özetlenen hesabın dışına çıkılarak re'sen ve maktu olarak manevi tazminat miktarının belirlendiği; zarar gören kişinin, soruşturma/kovuşturma/infaz sırasında vefat etmesi veya halen hayatta olması hallerinde ise, yukarıdaki hesap sonucu bulunan tutara ek olarak maktu bir tutarın da dahil edilmesi ve kişinin sosyal ve ekonomik durumunun (sosyal ekonomik katsayının) da dikkate alınması suretiyle nihai manevi tazminat miktarının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bütün bu anlatılanlar çerçevesinde, Komisyon tarafından manevi tazminat miktarı belirlenirken kullanılan kriterler, manevi tazminatın yukarıda aktarılan nitelikleriyle örtüştüğü değerlendirildiğinden Dairemizce de uygun görülmüş olup, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, dava konusu Komisyon kararıyla, Usul ve Esaslara uygun olarak davacının murisi esas alınmak suretiyle belirlenen manevi tazminatın, uğranılan zarara ve diğer zarar görenler için belirlenen manevi tazminat miktarlarına göre orantılı olduğu; ayrıca Türk Medeni Kanunu ile Usul ve Esasların 10. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacıya miras payı oranında ödenmesinin de hukuka uygun bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından, belirlenen manevi tazminata 1960 yılından itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği ileri sürülmekte ise de; 7248 sayılı Kanun'da faiz ödenmesine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği, dava açma süresi dolmuş, olağan hukuki yollarla talep imkanı bulunmayan zararlara yönelik özel ve istisnai bir idari başvuru hakkı tanıması nedeniyle anılan Kanun'un bu kapsamının (faiz ödemesi öngörülmemiş olmasının) bütünüyle kanun koyucunun takdirinde olduğu ve bu durumun Anayasanın 125. maddesine aykırılık teşkil etmediği gibi 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerinin uygulanmasına da olanak bulunmadığı, 7248 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasların 13. maddesinde ise, Komisyon kararında belirlenen maddi ve manevi tazminatların, kararın kesinleşmesini müteakip talep üzerine dört ay içinde, kararda gösterilen kişiye/kişilere Hazine tarafından ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla Komisyon kararıyla belirlenen tutara (bu tutarın ödenmesi bakımından Hazineye tanınan süre dolmadan) faiz işletilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir.
Bu nedenle, dava konusu işlemin manevi tazminata ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2) Komisyon Kararının Maddi Tazminat İstemi Yönünden İncelenmesi:
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının murisinin Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından müsaderesine karar verilmiş ve neticesinde de müsadere edilmiş bir malvarlığının tespit edilemediği, Komisyon tarafından da davacının maddi tazminata yönelik başvurusunun ve itirazının bu gerekçe ile reddedildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, darbe sonrası yaşanan süreçte müsadere edilmemiş olmakla birlikte el konulan mal varlığı değerleri ile uğranıldığı kesin olan zararların müsadere koşulu aranmaksızın tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
7248 sayılı Kanun ile Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları her türlü maddi zararların değil, yalnızca malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararların Hazine tarafından karşılanması öngörülmüştür.
Yukarıda da belirtildiği üzere, dava açma süresi dolmuş, olağan hukuki yollarla talep imkanı bulunmayan zararlara yönelik özel ve istisnai bir idari başvuru hakkı tanıması nedeniyle 7248 sayılı Kanun'un bu kapsamının (tazminine karar verilebilecek maddi zarar kalemlerinin) bütünüyle kanun koyucunun takdirinde olduğu ve aynı nedenle bu durumun Anayasanın 125. maddesine aykırılık teşkil etmediği açıktır. Bu itibarla, Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar sırasında gerçekleştirilen aramalarda el konulan ancak müsadere edilmeyen mal varlığı değerlerinin 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, murisine ait olup da Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından müsaderesine karar verilmiş ve neticesinde de müsadere edilmiş bir malvarlığı değeri tespit edilemeyen davacının, 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek bir maddi zararı bulunmadığından, dava konusu işlemin maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında da hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 19/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!