Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5490 E. , 2025/776 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/5490
Karar No : 2025/776
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Eski Gn. Md. ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından,
a) 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona yapılan ... sayılı başvuru üzerine maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin 02/11/2021 tarihli karara yönelik itirazın reddi yolundaki 16/06/2022 tarihli Komisyon kararının iptali ile,
b) 7248 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının eksik düzenleme içermek suretiyle eşitlik ilkesini ihlal ettiği, bu nedenle Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 7248 sayılı Kanun'un çözüm getirilmeye çalışılan meseleye uyumsuz olarak hazırlandığı, mağdurların çoğunun mağduriyetinin giderilmediği, tazminat alacaklılarının Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve/veya kovuşturma yürütülenler ile sınırlandırılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi anılan yargı mercileri ile irtibatlı olarak çalışan yerel mahkemeler nezdinde yargılanıp Sivas Kampına gönderilenlerin mağduriyetlerinin de yok sayılması sonucunu doğurduğu, bu nedenle 7248 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, murisinin de 27 Mayıs 1960 askeri darbesinde tereddütsüz bir şekilde mağdur olduğu, Komisyonun gerekli incelemeleri yapmadan 7248 sayılı Kanun'un ruhuna ve amacına aykırı bir şekilde karar verdiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
1- Cumhurbaşkanlığı tarafından; davaya konu uyuşmazlığın 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon Başkanlığına yapılan başvurudan kaynaklandığı, Komisyon'un çalışmalarını Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü, idarelerinin Komisyon faaliyetlerinin yürütülmesi ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesi sürecine bir dahlinin ya da bu konuda bir görevinin olmadığı, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Adalet Bakanlığı husumeti ile görülmesi gerektiği savunulmaktadır.
2- Adalet Bakanlığı tarafından; 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları'nın 10. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde, başvuran veya murisi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin anlaşılması; (c) bendinde ise, maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması hallerinde başvuruların reddedileceğinin düzenlendiği; başvuru dosyası ile arşiv belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, davacının murisi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülmüş bir soruşturma ve kovuşturma bulunmadığının ve müsadere edilmiş bir malvarlığı değeri olmadığının tespit edildiği, bu nedenle başvurunun 7248 sayılı Kanun ve Yönetmeliğe uygun olarak reddedildiği, dava konusu 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ :.Dava, davacı ... tarafından, mirasçısı olduğu ...'in 27 Mayıs 1960 darbesi esnasında Cumhuriyet Halk Partisi ... Milletvekili iken 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında gözaltına alınıp tutuklanarak Sivas Kabakyazı'da bulunan kampa gönderildiği, hürriyetinden yoksun bırakıldığı, hukuk dışı tasarruflara maruz kaldığı, uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 7248 sayılı Kanun kapsamında 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonu'na yapılan başvurunun reddi yolundaki kararın değiştirilmesi istemli itirazın reddine dair anılan Komisyonun ... tarihli, ... başvuru numaralı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasının incelenmesine geçildi.
7248 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesiyle; 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı 1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun 6. maddesi ve 24. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
7248 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında: "1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır." denilmiş;
3. fıkrasında: "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler." kuralına yer verilmiş;
4. fıkrasında: "Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır." kuralı getirilmiştir.
7248 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları Cumhurbaşkanı tarafından "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları" 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Usul ve Esasların 3. maddesinin ç) bendinde: Maddi zarar; 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları, d) bendinde: Manevi zarar ise; 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafindan haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevi zararları ifade ettiği belirtilmiş;
"Müzakere ve karar" başlılı 10. maddenin 2. fıkrasında, başvurunun reddine karar verilecek haller arasında, maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması sayılmakta, 3. fıkrasında, mirasçılar tarafindan yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda, manevi tazminat miktarının zarar gören murisin esas alınarak belirleneceği ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında ise, maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktari belirleneceği, mirasçılar tarafından yapılan başvurularda maddi tazminatın miras payları oranında ödenmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının murisi ...'in 27 Mayıs 1960 darbesi esnasında Cumhuriyet Halk Partisi ... Milletvekili iken 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında gözaltına alındığı, darbe sonucunda yapılan tutuklamaların haksız olduğu ve haksız yere tutuklanan milletvekillerini savunduğu için tutuklanarak Sivas Kampına götürüldüğü belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonu'na başvurulduğu, Komisyonun 1 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı'na ait arşiv belgeleri üzerinde yaptığı inceleme sonucunda, davacının murisi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülmüş bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı ve müsadere edilmiş bir malvarlığı değerinin olmadığının tespit edilmesi üzerine maddi ve manevi tazminat talebinin ... tarihli, ... sayılı kararla reddedildiği ve davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da aynı Komisyonun ... tarihli, ... sayılı kararıyla reddi üzerine görülen davanın açıldığı; dava dilekçesinde, 7248 sayılı Kanun hükümlerinin dar yorumlandığı, şeklen yargılanma şartının aranmasının hatalı olduğu, 1960 Darbesi sonrasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan vatandaşların tutuklanarak Sivas Kampına gönderildiği, hürriyetlerinden yoksun bırakıldığı, darbe mağduru olduğu halde tazminat taleplerinin reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun öne sürüldüğü, davalı Adalet Bakanlığı'nın cevap dilekçesinde, Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanına ait arşiv belgeleri üzerinde inceleme yapıldığı ve davacının murisi hakkında anılan Kurul ve Divanın yürütmüş olduğu bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı ve müsadere edilmiş bir malvarlığı değerinin olmadığının tespit edildiğinden bahisle dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun tesis edildiği, davanın reddi gerektiğinin savunulduğu anlaşılmaktadır.
Usul ve Esasların 3. maddesinde tanımlandığı şekilde; 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6. maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları ile bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevi zararlar 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecektir.
Davacının başvurusu üzerine; 7248 sayılı Kanuna göre kurulan Komisyon tarafından Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanına ait arşiv belgeleri üzerinde inceleme yapılmış, muris hakkında Yüksek Soruşturma Kurulunca veya Yüksek Adalet Divanınca yürütülmüş herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı, müsadere edilmiş bir malvarlığı değerinin de olmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda, 7248 sayılı Kanunla görev ve yetki verilen Komisyon tarafından anılan Kanunun tazminini öngördüğü zararlara kaynaklık eden Yüksek Soruşturma Kurulunca veya Yüksek Adalet Divanınca davacı murisi yönünden herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunmaması ve müsadere edilmiş bir malvarlığı değerinin de olmaması karşısında, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, murisinin 27 Mayıs 1960 askeri darbesi neticesinde zarar gördüğünden bahisle, 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı Kanun uyarınca zararlarının tazmini istemiyle 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyona başvurmuştur.
Anılan başvuruyu inceleyen Komisyon, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Davacı tarafından bu karara yapılan itiraz, 16/06/2022 tarihli Komisyon kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalılardan Cumhurbaşkanlığı tarafından; 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun çalışmalarını Adalet Bakanlığı nezdinde yürüttüğü, idarelerinin Komisyon faaliyetlerinin yürütülmesi ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesi sürecine bir dahlinin ya da bu konuda bir görevinin olmadığı, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Adalet Bakanlığı husumeti ile görülmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun"un Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, "İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. ..." kuralına yer verilmiştir.
14/10/2020 tarihli ve 31274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7248 sayılı Kanun'da belirtilen Komisyon kurularak başkan ve üye atamaları yapılmıştır.
24/02/2021 tarih ve 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/02/2021 tarih ve 3564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları"nın "Sekretarya hizmetleri ve personel görevlendirme" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, "Komisyonun sekretarya hizmetleri, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür." kuralı; "Yer tahsisi" başlıklı 15. maddesinde, "Komisyonun ihtiyaç durumuna uygun bir hizmet binası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığına tahsis edilir." kuralı; "Giderler" balıklı 16. maddesinde, "Komisyonun giderleri, Adalet Bakanlığı bütçesinde Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne tahsis edilen ödenekten karşılanır." kuralı; "Tereddütlerin Giderilmesi" başlıklı 17. maddesinde ise, "Personel görevlendirilmesi, hizmet binasının tahsisi ve tefrişi ile Komisyonun ihtiyaç duyacağı her türlü araç ve gerecin temini kapsamında doğabilecek tereddütleri gidermeye Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı yetkilidir." kuralı yer almıştır.
Anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; 27 Mayıs 1960 askeri darbe mağdurlarının zararlarının tazmini amacıyla Cumhurbaşkanı Kararı ile kurularak başkan ve üyeleri atanan ve yine Cumhurbaşkanı Kararı ile çalışma usul ve esasları belirlenen Komisyon'un, faaliyetini Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olarak yürüttüğü, yalnızca faaliyet sırasında ihtiyaç duyduğu sekretarya hizmeti ile hizmet binası ve harcamaların Adalet Bakanlığınca karşılandığı, Adalet Bakanlığınca yürütülen bu hizmetlerde doğan tereddütlerin de yine Cumhurbaşkanlığınca giderildiği, dolayısıyla bu konuda da nihai yetkinin Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, bu nedenle Adalet Bakanlığına tevdi edilen görev ile sorumlulukların, Komisyon'un faaliyetini Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak yürüttüğü gerçeğini değiştirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı Cumhurbaşkanlığının husumet itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
14/06/1960 tarihli ve 10525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı "1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanunu'nun bazı hükümlerinin kaldırılması ve bazı hükümlerinin değiştirilmesi hakkında Geçici Kanun"un;
6. maddesinde, "Sâkıt Reisicumhur ile Başvekil ve Vekilleri ve eski iktidar mebuslarını ve bunların suçlarına iştirak edenleri yargılamak üzere bir «Yüksek Adalet Divanı» kurulur.
Yüksek Adalet Divanı, Adlî, İdari ve Askerî kazaya mensup Hâkimler arasından Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Millî Birlik Komitesince seçilecek bir Başkan, sekiz aslî ve altı yedek üyeden kurulur.
Sanıkların sorumluluklarını araştırmak ve haklarında son tahkikat açılarak Yüksek Adalet Divanına verilmeleri gerekip gerekmediğine karar vermek üzere bir «Yüksek Soruşturma Kurulu» teşkil olunur.
Yüksek Soruşturma Kurulu, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Millî Birlik Komitesince seçilecek bir Başkan ile otuz üyeden kurulur, bu Kurulun teşkilâtı ve çalışma usulü özel kanunla belirtilir.
Yüksek Adalet Divanının Başsavcısı ile beş yardımcısı, Yüksek Soruşturma Kurulu Başkan ve üyeleri arasından, Bakanlar Kurulunun teklifi ile, Milli Birlik Komitesince tâyin edilir.
Yüksek Adalet Divanının kararları kesindir; ancak idam kararlarının infazı, kararın Millî Birlik Komitesince tasdikına bağlıdır.
Millî Birlik Komitesi üyeleri, bu üyelikten ayrılmış olsalar bile, Yüksek Adalet Divanında, Yüksek Soruşturma Kurulunda ve Divan Savcılığında vazife alamazlar.
Yargılanmaları, 1924 tarihli Teşkilâtı Esasiye Kanununa göre, Divan Âliye ait bulunan şahıslar hakkında soruşturma ve yargılama yetkisi dahi Yüksek Adalet Divanı ve Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından kullanılır." hükmüne;
24. maddesinin 2. fıkrasında, "Eski iktidar mensuplarından, kendilerinin ve yakınlarının servetlerini meşrû yollardan edindiklerini mahkemede ispat edemeyenler hakkında Teşkilâtı Esasiye Kanununun 73 üncü maddesinde yazılı müsadere yasağı yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne yer verilmiş iken;
01/07/2020 tarih ve 31172 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 23/06/2020 tarihli ve 7248 sayılı "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Hükümlerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle, anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun'un;
Geçici 1. maddesinde, "(1) 12/6/1960 tarihli ve 1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle varlığı hukuki dayanaktan mahrum Yüksek Adalet Divanının hükümsüz hale gelen bütün kararlarının adli sicil ve her türlü arşiv kayıtlarından silinmesi, Adalet Bakanlığı tarafından resen yerine getirilir.
(2) 1 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar Hazine tarafından karşılanır. Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları da karşılanır.
(3) İkinci fıkra kapsamında zarar görenler veya mirasçıları tarafından zararlarının karşılanması istemiyle yapılacak başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere, Cumhurbaşkanı tarafından bir Komisyon kurulur. Komisyonun çalışma usul ve esasları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir. Bu madde kapsamında zararlarının karşılanmasını isteyenler, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde Komisyona başvurarak ikinci fıkra kapsamındaki zararlarının tazminini isteyebilirler.
(4) Komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir. Bu davalar acele işlerden sayılır.
(5) Bu madde uyarınca Komisyona yapılacak başvurular için herhangi bir ad altında ücret talep edilmez. Komisyonun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı Danıştayda açılacak davalarda karar ve ilam harcı maktu alınır ve dava sonunda maktu vekâlet ücretine hükmedilir.
(6) Komisyon tarafından başvurular değerlendirilirken ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeler ilgili gerçek veya tüzel kişilerden istenebilir. Kamu kurum ve kuruluşları, bu husustaki talepleri belirlenen süre içinde yerine getirmek zorundadır.
(7) Bu madde kapsamında maddi zararların karşılanması talepleri karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir miktarın ödenmesine karar verilir.
(8) Kamu kurum ve kuruluşları, Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanına ait her türlü arşivlik ve arşiv belgesini bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına devrederler." kuralına;
2. maddesinde, "(1) Bu Kanunun;
a) 1 inci maddesi 27/5/1960 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer." kuralına;
3. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un geçici 1. maddesinin 3. fıkrasına istinaden, 14/10/2020 tarihli ve 31274 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 7248 sayılı Kanun'da belirtilen Komisyon, bir başkan ve 6 üye olmak üzere toplam yedi kişiden oluşacak şekilde kurularak başkan ve üye atamaları yapılmıştır.
Bilahare, 7248 sayılı Kanun gereğince 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurulan Komisyonun çalışma usul ve esasları ile Komisyona başvuru şeklini belirlemek amacıyla hazırlanan ve 24/02/2021 tarihli, 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/02/2021 tarih ve 3564 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki "27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları"nın;
3. maddesinin 1. fıkrasının,
(a) bendinde, "Divan"ın, 12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilâtı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan ve hukuki varlığı sona eren Yüksek Adalet Divanını;
(b) bendinde, "Komisyon"un, 7248 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi gereğince 13/10/2020 tarihli ve 2020/439 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla kurulan 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonu;
(c) bendinde, "Kurul"un, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan ve hukuki varlığı sona eren Yüksek Soruşturma Kurulunu;
(ç) bendinde, "maddi zarar"ın, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararları;
(d) bendinde, "manevi zarar"ın, 1 sayılı Geçici Kanunun mülga 6 ncı maddesi gereğince kurulan Kurul ile Divan tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararları, ifade edeceği düzenlemesine;
"Komisyonun toplanma ve karar alma usulü" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında,
"(2) Komisyon, Komisyon Başkanının çağrısı üzerine, en az beş üyenin katılımı ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır." düzenlemesine;
"Müzakere ve karar" başlıklı 10. maddesinde,
"(1).Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yapar ve müzakere neticesinde, başvurunun reddine veya kabulüne karar verir.
(2).Aşağıdaki hallerde başvurunun reddine karar verilir:
a).Başvurunun süresi içinde yapılmaması.
b).Başvuran veya murisi hakkında Kurul ile Divan tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin anlaşılması.
c).Maddi zarara ilişkin başvurularda, başvuran veya murisinin mal varlığının müsadere edilmemiş olması.
ç).Başvuranın, zarar görenin mirasçısı olmadığının anlaşılması.
(3).Mirasçılar tarafından yapılan manevi zarara ilişkin başvurularda, manevi tazminat miktarı zarar gören muris esas alınarak belirlenir ve bu miktarın başvuranlara miras payları oranında ödenmesine karar verilir.
(4) Maddi zarara ilişkin başvurular karara bağlanırken, uğranıldığı kesin olan ancak aradan geçen zaman sebebiyle tutar yönünden tespiti teknik olarak mümkün olmayan zararlar açısından hakkaniyete uygun bir tazminat miktarı belirlenir. Mirasçılar tarafından yapılan başvurularda maddi tazminatın miras payları oranında ödenmesine karar verilir.
(5) Komisyon kararında, başvuruyu, inceleme sürecini, değerlendirme gerekçelerini belirtir. Kabul kararlarında, belirlenen maddi ve/veya manevi tazminatın ödeneceği kişi/kişiler açıkça gösterilir. Karar, Komisyon Başkanı ve üyeleri tarafından imzalanır." düzenlemesine;
"Kararın tebliği" başlıklı 11. mddesinde,
"(1) Komisyon kararları, ilgililere 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir." düzenlemesine;
"Komisyon kararına itiraz ve yargı yolu" başlıklı 12. maddesinde,
"(1) Başvuran, Komisyon kararına karşı kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren on beş gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere vereceği dilekçe ile doğrudan veya Valiliklerin İl Yazı İşleri Müdürlüğü aracılığıyla Komisyona itiraz edebilir.
(2) İtiraz sebebiyle, herhangi bir ad altında ücret talep edilmez.
(3) İtiraz hakkında verilen kararın bu Usul ve Esasların 11 inci maddesi gereğince tebliği üzerine başvuran, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay’da dava açabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından, 7248 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. ve 2. fıkralarıyla sadece Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin uğradıkları maddi ve manevi zararlarının karşılanmasının öngörülmüş olmasının, bir diğer ifade ile Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülmemiş olanların uğradıkları zararların Kanun kapsamına alınmamış olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi neticesinde mağdur olan herkesin Kanun kapsamına alınarak maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Anayasa’nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. … Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz … Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25; E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 11).
Bu itibarla, eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamele yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılı olmasını gerektirmektedir (AYM, E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32; E.2022/65, K.2022/102, 8/9/2022, § 12).
Bu bağlamda, eşitlik ilkesi gereği olarak karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmı lehine getirilen farklı düzenlemenin bir ayrıcalık tanınması niteliğinde olmaması için nesnel ve makul bir temele dayanması gerekir (AYM, E.2023/115, K.2024/13, 18/1/2024, § 28).
7248 sayılı Kanun'la 27 Mayıs 1960 darbesi neticesinde zarar gören bütün mağdurların değil, yalnızca Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar ile malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararlarının Hazine tarafından karşılanması öngörülmektedir.
7248 sayılı Kanun'a ilişkin teklifin genel gerekçesinde, "... millete ait yargı yetkisini gasp eden ve evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran kararlar veren Yüksek Adalet Divanı'nın kullandığı yetkilerin hukuki dayanağını oluşturan ve halen yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin geçmişe dönük olarak yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır." açıklamalarına; Anayasa Komisyonu görüşmelerinde de, "Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanının yürüttüğü soruşturma ve kovuşturma işlemlerinden kaynaklanan manevi zararların ve yine söz konusu dönemde haksız bir şekilde mal varlığıyla alakalı verilmiş olan müsadere kararları nedeniyle uğranılan maddi zararların karşılanması yönündeki taleplerin öncelikle Cumhurbaşkanlığı tarafında kurulacak bir Komisyon marifetiyle incelenip karara bağlanması esası benimsenmiştir." ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
Gerek lafzı gerekse gerekçesinden, 7248 sayılı Kanun'un; 27 Mayıs 1960 askeri darbesini izleyen süreçte, haklarında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin, evrensel hukuk ilkelerine ve o tarihte yürürlükte bulunan Anayasa hükümlerine aykırı olarak temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesi nedeniyle, önce anılan Kurul ve Divan kararlarının hukuki dayanağının (12/06/1960 tarihli ve 1 sayılı Geçici Kanun'un 6. maddesinin) geçmişe dönük olarak ortadan kaldırılması, ardından bahse konu soruşturma ve/veya kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları manevî zararlar ile malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan maddi zararlarının tazmini suretiyle, bir yandan Hukuk Devleti ilkesinin tesisini ve geçici surette de olsa el konulan egemenliğin millete iadesini, diğer yandan mağdurlar ile Devlet arasında sulhûn sağlanmasını ve ilgililerin itibarlarının iade edilmesini amaçladığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, 7248 sayılı Kanun ile tazminata müstahak kabul edilen, haklarında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülenler ile bu kapsamda yer almayan diğer mağdurların aynı hukuki durumda (haklarında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmüş olma) bulunduklarından, dolayısıyla eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği gibi; benzer hukuki durumda oldukları kabul edilse dahi Kanun'un anılan kapsamının, yani haklarında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturma ve kovuşturma yürütülmeyenlere yönelik farklı muamele yapılarak, bunların kapsam dışında bırakılmalarının, Kanun'un yukarıda özetlenen gerekçesi ve amacı dikkate alındığında, makul ve nesnel bir temele dayandığı ve ölçüsüz bir yönünün de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kuralın, Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal etmediği sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki, 7248 sayılı Kanun'un, dava açma süresi dolmuş, olağan hukuki yollarla talep imkanı bulunmayan zararlara yönelik özel ve istisnai bir idari başvuru hakkı tanıyan sulh kanunu olması nedeniyle, Kanun'un itiraza konu bu kapsamının, Anayasanın 125. Maddesine de aykırılık teşkil etmediği ve bütünüyle kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.
B) Dava Konusu Komisyon Kararının İncelenmesi:
7248 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinin gerek lafzı gerekse gerekçesi uyarınca, 27 Mayıs 1960 darbesi mağduru sıfatıyla başvuran kişi veya murisi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından soruşturma ve/veya kovuşturma yürütülmüş olmasının, 7248 sayılı Kanun'a istinaden kurulan Komisyon tarafından maddi ve/veya manevi zararların tazminine karar verilebilmesinin ön şartı olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının murisi hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülmüş bir soruşturma ve/veya kovuşturma bulunmadığı, Komisyon tarafından da davacının başvurusunun ve itirazının bu gerekçe ile reddedildiği görülmektedir.
Bu itibarla, davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyonca, davacının başvurusu üzerine maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin olarak verilen karara yapılan itirazın reddine dair işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere
19/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!