WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/524 E.  ,  2025/2854 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/524
Karar No : 2025/2854

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2- ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'ün 06/07/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle götürüldüğü davalı idareye bağlı hastanelerde gerekli tetkik ve tedavinin yapılmaması sonucu vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın eşi ... için 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, oğlu ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:...sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu raporunun karara esas alınabilir nitelikte bulunduğu, rapor ile müteveffayı tedavi eden doktor ve ekibinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetini sağlık personeli ile yürüten idarenin hizmet işleyişinde kusur bulunmadığı mütalaa edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI:Davacılar tarafından, hükme esas alınan raporun idari sistemin korunmasına yönelik olarak yüzeysel şekilde hazırlandığı, doktorun sorumluluk sahasındaki bütün kusurlardan sorumluluğunun bulunduğu, aydınlatılmış rızanın işlemler öncesi alınması gerektiği, steril protez bulunmaması sebebiyle ameliyatın ertelendiği, protezin neden steril olmadığının araştırılmadığı, günde iki kez alınması gereken kan sulandırıcı ilacın neden bir kere alınması gerektiğinin söylendiğinin açıklanmadığı, koroner yoğun bakım ünitesinde müdahale edilmesi gereken müteveffanın neden normal yoğun bakımda ve kırmızı alanda tedavi edildiğinin tartışılmadığı, kalbi durdurularak sevk edildiği, süreç içerisindeki ihmal zincirlerinin ölüme yol açtığı, manevi tazminata hükmetme koşullarının oluştuğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden, müteveffa ...'ün 06/07/2017 tarihinde geçirmiş olduğu araç dışı trafik kazası sebebiyle Üsküdar Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, sol femur boynunda (uyluk kemiğini kalça kemiğine bağlayan kısım) parçalı kırık tespit edildiği, ameliyat önerildiği ancak müteveffanın düşünmek istediğini belirtmesi üzerine taburcu edildiği, akabinde başvurduğu Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ileri derece aort darlığı, diyabet, hipertansiyon ve KOAH öyküsü nedeniyle takip edilerek ameliyata hazırlandığı ve 20/09/2017 tarihinde yapılan ameliyat ile femur kırığı için protez yerleştirildiği, 25/09/2017 tarihinde taburcu edildiği, anılan hastaneye tekrar 28/09/2017 tarihinde nefes darlığı şikayeti ile başvurduğu, pulmoner emboli (akciğer pıhtısı) teşhis edilerek medikal tedavi ile taburcu edildiği, poliklinik kontrolü önerildiği, bu kez 04/10/2017 tarihinde artan nefes darlığı şikayeti ile başvurması sonucu kırmızı alanda takip edildiği, takip edilirken nefes darlığının geçtiğini söylemesi üzerine kendi isteği ile tedavi ret tutanağını doldurmadan ayrıldığı, 05/10/2017 tarihinde dış merkezden koroner yoğun bakımda değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek sevk edildiği, kırmızı alanda değerlendirildiği, kalp kapak pataloji sebebiyle gelecek haftaya operasyon planlandığının belirtildiği, müteveffanın 06/10/2017 tarihinde 112 aracılığı ile ... Hospital'e başvurduğu, koroner yoğun bakım olan merkeze sevkinin uygun olduğunun belirtildiği ve 112 aracılığı ile tekrar Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, acil sarı alanda değerlendirildiği, yoğun bakım ünitesi arandığı ve 07/10/2017 tarihinde ... Hastanesine sevk edildiği, 09/10/2017 tarihinde anılan hastanede vefat ettiği, akabinde davacılar tarafından müteveffanın tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini için 10/10/2018 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan......... tarih ve ... karar sayılı raporda özetle; "... kişinin 06/07/2017 tarihinde araç dışı trafik kazası sebebiyle götürüldüğü hastanede sol femur boynunda kırık tespit edildiği, konulan tanının doğru olduğu, ancak ileri derecede aort darlığı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, diyabetes mellitus, konjektif kalp yetmezliği, hipertansiyon hastalığı bulunması nedeniyle kardiyolojik ve göğüs hastalıkları tarafından ameliyat riskinin yüksek riskli bulunması nedeniyle ertelendiği, komorbid hastalıkları bulunan vakalarda elektif şartlarda ortopedik cerrahi yapmanın tıp kurallarına uygun olduğu, hasta lehine alınan bu kararın doğru olduğu, ayrıca kişide tarif ve tespit edilen sol femur boyun kırığının impakte kırık olduğu, bu tip kırıkların hem cerrahi, hem de konservatif olarak tedavi edilebileceği, kırıkta deplasman (yer değiştirme) olduğu takdirde konservatif tedavinin terk edilerek cerrahi tedaviye geçilmesinin gerektiğinin tıbben bilindiği, 20/09/2017 tarihinde kişiye femur kırığına yönelik protez ameliyatının endeksiyonunun olduğu ve cerrahi tekniğin tıp kurallarına uygun olarak yapıldığı, ameliyat sonrası hastanın orderinin doğru olduğu, yeterli emboli proflaksisine rağmen hastada pulmoner emboli geliştiği, bunun ameliyatın bir komplikasyonu olduğu ve bu komplikasyona yönelik gerekli konsültasyonların istendiği ve tedavisinin de doğru olarak yapıldığı, hastanın takibinde akciğer enfeksiyonu geliştiği, gerekli tedavisinin başlandığı, kendisinde mevcut olan ileri derecede aort darlığı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, diyabetes mellitus, konjektif kalp yetmezliği, hipertansiyon hastalıklarına bağlı tedavilerin yapıldığı, tüm tedavilere rağmen hastanın 09/10/2017 tarihinde hastanede öldüğü dikkate alındığında kişinin tedavisine katılan doktor ve yardımcı sağlık personelinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, tedavi hizmetini sağlık çalışanları vasıtasıyla sağlayan idarenin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı ..." yönünde görüş belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu karar ile de davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacı Pelin Öztürk'ün Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Yukarıda bahsi geçen Adli Tıp Kurumu raporunda kişiye yapılan tıbbi uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği yönünde görüş bildirildiği gözetildiğinde maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.
Bununla birlikte, her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda uyuşmazlık konusu olayda kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de müteveffanın davalı idare bünyesindeki Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesine 28/09/2017, 04/10/2017, 05/10/2017 ve 06/10/2017 tarihlerinde nefes darlığı şikayeti ile başvurduğu, 05/10/2017 ve 06/10/2017 tarihlerindeki başvuruların dış merkezden koroner yoğun bakımda takibinin gerektiği belirtildiği için yapıldığı, buna karşın bu başvurularında acil servis kırmızı ve sarı alanda takip edildiğinin görüldüğü, bu durumda, müteveffanın yaşanılan bu süreçte bir çok kez hastaneye başvurmasına karşın taburcu edilmesi ve yoğun bakım şartları altında takibinin yapılmaması sebebiyle tıbbi takip ve tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği yönünde davacılarda oluşan endişe ve şüphenin giderilemediği, olayda manevi tazminat ödenmesini gerekli kılan şartların oluştuğu sonucuna varılmış olup, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alınarak duyulan elem ve ızdıraba karşılık makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu kararın anılan kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.