Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6958 E. , 2025/2411 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6958
Karar No : 2025/2411
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 15/09/2021 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, İstanbul ilinde Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi açmak istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; her ne kadar sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulmasına izin ve ruhsat verme yetkisi Sağlık Bakanlığında olsa da, yatak kapasitelerine ilişkin kanuni bir düzenleme olmadığı, bu hususa ilişkin Sağlık Bakanlığınca yürütülmekte olan bölge tabanlı sağlık hizmetleri planlama çalışmaları kapsamında düzenlemeler yapıldığı ve bu düzenlemelerin de kanun hükümlerine aykırı olamayacağı açık olduğundan, planlama çalışmaları kapsamında 2019 yılında özel sağlık tesislerinin il bazında planlanan yatak kapasitelerine ilişkin kriterlerin davacı üniversite açısından uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağından davacı üniversitenin Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi açma talebinin, 2019 yılında özel sağlık tesislerinin il bazında planlanan yatak kapasitelerine göre İstanbul İli için planlanan yatak kapasitesinin 7.534 olduğu, İstanbul İlinde özel sağlık tesislerinin halen on bin kişiye 12 yatak (17.982 yataklı olarak) ile sağlık hizmeti sunduğu, ayrıca ön izin verilen özel hastanelerin faaliyete geçmesi ile birlikte özel hastanelerin toplam kapasitesinin on bin kişiye 14 yatağa ulaşacağı gerekçeleriyle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, hastane açılışlarının Bakanlığın planlama ilkelerine tabi olduğu, bölge tabanlı sağlık hizmetleri planlama çalışmaları kapsamında yapılan değerlendirmeler neticesinde İstanbul ili bazında değerlendirme yapıldığı ve davacının talebinin planlama ilkelerine uygun bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Geçici 82. maddesi uyarınca bünyesinde tıp fakültesi olan bir vakıf üniversitesinin kendisine ait bir sağlık uygulama ve araştırma merkezi olmasının neredeyse zorunlu olduğu, sağlık uygulama ve araştırma merkezinin özel hastane olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, sağlık uygulama ve araştırma merkezi kurulmasının kamu yararı gereği elzem olduğu, öte yandan planlamanın il bazında değil ilçe bazında yapılması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.
Diğer taraftan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 3. Maddesine 16/10/2020 tarih ve 7254 sayılı Kanunla eklenen (e) bendinde, "Tıp fakültesi kurmak isteyen vakıf yükseköğretim kurumlarının; eğitim ve öğretim faaliyetleri ile sağlık hizmetleri sunumu için asgari iki yüz yatak kapasitesine sahip, Yükseköğretim Kurulunun tıp eğitimi için gerekli gördüğü asgari fiziki mekân ve donanım şartlarını sağlayan, Sağlık Bakanlığının planlama ilkeleri çerçevesinde kendi mülkiyetinde yapacağı hastaneye ait ön izin belgesi veya yukarıdaki şartları haiz, mevcutta faaliyet gösteren bir hastanenin, tıp fakültesi kurulmasını takiben üniversiteye devredileceğine dair belgeler; açılmış olan tıp programına öğrenci alabilmek için ise vakıf üniversitesinin kendi mülkiyetinde, ruhsatı ve işletme hakkı kendisine ait bulunan yukarıdaki şartları haiz hastanesinin varlığını gösteren belgeler. ..." hükmüne; Geçici 82. maddesinde, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bünyesinde tıp fakültesi olan ve kendisine ait hastanesi bulunmayan vakıf yükseköğretim kurumlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde ek 3 üncü maddede belirtilen şartları taşıyan hastaneye ait ön izin belgesini veya aynı şartları haiz mevcut bir hastaneyi devralacağına dair belgeyi Yükseköğretim Kuruluna teslim etmesi zorunludur. Bu süre içerisinde söz konusu belgeleri teslim etmeyen vakıf yükseköğretim kurumları uyarılır. Bu sürenin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde söz konusu belgeleri sunamayan vakıf yükseköğretim kurumlarının tıp fakültelerine öğrenci verilmez. Üç yıllık sürenin bitiminden itibaren iki yıl içerisinde mülkiyeti kendisine ait veya Hazineye ait olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf yükseköğretim kurumuna irtifak hakkı tesis edilmiş olan taşınmazlar üzerinde bulunan, işletme hakkı ve ruhsatı kendisine ait olan ve ek 3 üncü maddede belirtilen şartları taşıyan hastaneye ilişkin belgeleri Yükseköğretim Kuruluna teslim etmeyen vakıf yükseköğretim kurumlarının tıp fakülteleri kapatılır. Mevcut öğrenciler hakkında ek 11 inci madde hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan; Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin - dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 31/05/2019 tarihli Yönetmelik ile değişik haliyle- "Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ve vakıf üniversiteleri ile özel hastane işbirliği" başlıklı Ek 8. maddesinde yer alan;
"Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ilgili mevzuattan kaynaklanan muafiyetleri saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyar.
Vakıf üniversitelerine ait hastanelerin ruhsatları üniversitenin adıyla düzenlenir ve hastane yalnızca üniversite tarafından işletilir. Hastane ruhsatında yazılı isim dışında isim kullanılamaz. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri dışında tüm tıbbi hizmet birimlerinin ruhsat sahibi üniversite tarafından işletilmesi zorunludur. İşletme hakkının kısmen veya tamamen gerçek veya tüzel kişilere hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Bu maddenin yürürlüğü girdiği tarihten önce Bakanlıkça vakıf üniversitelerine verilmiş hastane ön izinleri bir kereye mahsus olmak üzere ön izne esas projelerindeki kapasiteleriyle sınırlı olmak ve 68 inci maddede öngörülen sürelerde ruhsatname alınmak kaydıyla devredilebilir.
Tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler; tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak hastanesi bulunmayan veya hastanesinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir.
Vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelere üniversiteden görevlendirilecek doçent ve profesör unvanlı öğretim üyeleri için hastanenin ruhsatında kayıtlı mevcut uzman hekim kadroları kullanılmak zorundadır. Hastane uzman hekim kadrosunun YÖK tarafından belirlenen asgari eğitim standardı için yetersiz olması halinde hastane, kendi kadrosunda bulunan başka bir uzmanlık dalı kadrosunu Bakanlık ile becayiş yoluyla değiştirerek asgari eğitim standardını sağlayabilir. İşbirliği protokolü kapsamında hastaneye planlamadan istisna uzman hekim kadrosu, tıbbi hizmet birimi ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz verilmez. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf üniversitesi ile işbirliği protokolü bulunan hastanelere Bakanlıkça planlamadan istisna olarak verilmiş bulunan uzman hekim kadroları ve uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi hizmet birimleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihazlar protokol süresinin bitiş tarihinde herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Ancak, protokolün bitmesine iki yıldan az süre kalmış hastanelerin iptal işlemleri bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren ikinci yılın sonunda uygulanır.
Vakıf üniversiteleri kadrolarında bulunan öğretim üyesi tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tıp fakültesi/diş hekimliği fakültesinin bulunduğu il dışındaki özel hastanelerde çalışamaz. Bu fıkranın hükümlerine aykırı olarak çalışan öğretim üyelerinin görevlendirmeleri 31/12/2019 tarihinde sonlandırılır." şeklindeki düzenlemenin iptali talebiyle açılan bir davada, Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2020/5323, K:2022/3394 sayılı kararıyla;
“Özel Hastaneler Yönetmeliğinin (Kapsam) başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, 'Bu Yönetmelik Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, üniversitelere ve diğer kamu tüzel kişilerine ait hastaneler hariç olmak üzere; gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait hastaneleri kapsar.' hükmüne yer verilerek Yönetmeliğin kapsamı belirlenmiş ve vakıf üniversitesi hastanelerine Yönetmelik kapsamında yer verilmemiştir.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 130. maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurabileceği belirtildikten sonra aynı maddenin son fıkrasında, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu hükme bağlanmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı belirtilmiş olup; 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, Devlet Kalkınma Planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması, konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Anılan Kanun'un ek 2. maddesinde, vakıfların kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları kurabilecekleri düzenlenmiş; ek 6. maddesinde, kurulacak yükseköğretim kurumunun, vakıf tüzel kişiliği dışında ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olacağı belirtilmiş; ek 8. maddesinde, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynısı olacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun ek maddelerinde, vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kuruldukları hükme bağlanmıştır.
Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu ek 8. maddesinin, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik birinci ve beşinci fıkraları ile 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik ikinci fıkrasında; vakıf üniversiteleri hastanelerinin, bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyacağı belirtilerek bu hastanelerin ruhsatlarının düzenlenmesi ile işletme hak ve usulüne, ön izin ve hastanenin devrine ve personeline ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, 2547 sayılı Kanun kapsamında yükseköğretim kurumu olarak kurulan, yükseköğretim mevzuatına tabi, ayrı kamu tüzel kişiliğini haiz vakıf üniversiteleri hastanelerinin Özel Hastaneler Yönetmeliğinin kapsam maddesinde yer almaması ve vakıf üniversite hastaneleri ile vakıf üniversitesi kadrolarında bulunan öğretim üyelerinin çalışma ve görevlendirme koşulları hakkında Özel Hastaneler Yönetmeliği ile düzenleme yapılmasına hukuken imkân bulunmaması nedeniyle Yönetmeliğin ek 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
” gerekçesiyle Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ek 8. maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkralarının iptaline karar verilmiş, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/04/2023 tarih ve E:2022/3391, K:2023/719 sayılı kararıyla reddedilerek kararın onanmasına karar verilmiştir.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; yukarıda yer verilen yargı kararları Sağlık Bakanlığının planlama yetkisini ortadan kaldırmadığı gibi, vakıf üniversitelerine ait hastaneleri de tam olarak bu planlama yetkisinin kapsamı dışına çıkarmamaktadır. Ancak kararlar uyarınca, vakıf üniversitelerine ait hastanelerin bir özel hastane olarak değerlendirilemeyeceği ve bu hastanelerin hangi planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fiziki yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyacağı konusunda uygulanabilecek nitelikte bir yönetmelik hükmünün bulunmadığı da ortaya konulmuştur. Dolayısıyla söz konusu kararlar, somut uyuşmazlık bakımından Sağlık Bakanlığının planlama yetkisinin niteliğinin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Sağlık Bakanlığına verilmiş olan planlama yetkisi, sağlık hizmetine ilişkindir ve tamamen ilgisiz olmasa bile tıp eğitimi alanını kapsamamaktadır. Ancak, söz konusu planlama yetkisinin, Bakanlıkça, bu konuda uygulanabilecek nitelikte alt düzenlemeleri dahi olmaksızın davacının kurmak istediği uygulama ve araştırma merkezinin bir özel hastane gibi değerlendirilmek suretiyle kullanılması durumunda mevzuatına uygun olarak açılmış ve bu kapsamda eğitim veren davacı üniversite bünyesindeki tıp fakültesinin kapatılması sonucu ortaya çıkabilecektir. Bu durumun, kanunun öngördüğü sonuç olduğu düşünülebilirse de, kendine ait uygulama ve araştırma merkezi kurma konusunda gerekli girişimlerde bulunmayan bir vakıf üniversitesi için makul olarak değerlendirilebilecek olan bu sonuç, bu konudaki girişimleri dosya içeriği ile sabit olan davacı bakımından hakkaniyeti zedeler nitelikte görünmektedir.
Davacı üniversiteye tıp fakültesi açma izni verildiğine ve ilgili mevzuatında öngörülen koşullar yerine getirilmek suretiyle bu fakülte eğitime başladığına göre, bunun tıp eğitimi alanında mevcut olan bir ihtiyaca binaen olduğunun ve bu tıp fakültesinin mümkün olduğunca açık tutulmasında kamu yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan, yukarıda sözü edilen Sağlık Bakanlığının sağlık hizmetleri alanındaki planlama yetkisinin de kamu yararını gerçekleştirmek için tanındığı açıktır. Yarışan bu iki kamu yararından birini diğerine tercih etmek yerine belli bir noktada bağdaştırmak kamu yararına ve hakkaniyete en uygun çözüm olacaktır.
Bu durumda, İstanbul ilinin hastane kullanım oranlarına bağlı yatak sayısı ve doluluk oranının kamu, özel ve üniversite hastanelerindeki mevcut durum ve planlanan yatırımlar göz önüne alındığında makul bir düzeyde olduğu, ihtiyaç olmadığı halde uygulama ve araştırma merkezi kurulmasının atıl kapasiteye yol açmamak açısından uygun bulunmadığı gerekçesiyle davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemde, yukarıda belirtilen gerekçeler çerçevesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu işlemin "...her ne kadar sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulmasına izin ve ruhsat verme yetkisi Sağlık Bakanlığında olsa da, yatak kapasitelerine ilişkin kanuni bir düzenleme olmadığı, bu hususa ilişkin Sağlık Bakanlığınca yürütülmekte olan bölge tabanlı sağlık hizmetleri planlama çalışmaları kapsamında düzenlemeler yapıldığı ve bu düzenlemelerin de kanun hükümlerine aykırı olamayacağı açık olduğundan, planlama çalışmaları kapsamında 2019 yılında özel sağlık tesislerinin il bazında planlanan yatak kapasitelerine ilişkin kriterlerin davacı üniversite açısından uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağı..." gerekçesine yer verilerek iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 06/05/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY - (X) :
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.
Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir.
Diğer taraftan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 3. maddesinde "Vakıf veya birden fazla vakfın yetkili yönetim organlarının yükseköğretim kurumu kurma ile ilgili karar veya kararları Vakıflar Genel Müdürlüğünün olumlu yazısı ile birlikte ve aşağıdaki belgelerle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulur: ...
e) (Ek:RG-16/10/2020-7254/6 md.) Tıp fakültesi kurmak isteyen vakıf yükseköğretim kurumlarının; eğitim ve öğretim faaliyetleri ile sağlık hizmetleri sunumu için asgari iki yüz yatak kapasitesine sahip, Yükseköğretim Kurulunun tıp eğitimi için gerekli gördüğü asgari fiziki mekân ve donanım şartlarını sağlayan, Sağlık Bakanlığının planlama ilkeleri çerçevesinde kendi mülkiyetinde yapacağı hastaneye ait ön izin belgesi veya yukarıdaki şartları haiz, mevcutta faaliyet gösteren bir hastanenin, tıp fakültesi kurulmasını takiben üniversiteye devredileceğine dair belgeler; açılmış olan tıp programına öğrenci alabilmek için ise vakıf üniversitesinin kendi mülkiyetinde, ruhsatı ve işletme hakkı kendisine ait bulunan yukarıdaki şartları haiz hastanesinin varlığını gösteren belgeler. ..." hükmüne; Geçici 82. maddesinde, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte bünyesinde tıp fakültesi olan ve kendisine ait hastanesi bulunmayan vakıf yükseköğretim kurumlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde ek 3 üncü maddede belirtilen şartları taşıyan hastaneye ait ön izin belgesini veya aynı şartları haiz mevcut bir hastaneyi devralacağına dair belgeyi Yükseköğretim Kuruluna teslim etmesi zorunludur. Bu süre içerisinde söz konusu belgeleri teslim etmeyen vakıf yükseköğretim kurumları uyarılır. Bu sürenin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde söz konusu belgeleri sunamayan vakıf yükseköğretim kurumlarının tıp fakültelerine öğrenci verilmez. Üç yıllık sürenin bitiminden itibaren iki yıl içerisinde mülkiyeti kendisine ait veya Hazineye ait olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf yükseköğretim kurumuna irtifak hakkı tesis edilmiş olan taşınmazlar üzerinde bulunan, işletme hakkı ve ruhsatı kendisine ait olan ve ek 3 üncü maddede belirtilen şartları taşıyan hastaneye ilişkin belgeleri Yükseköğretim Kuruluna teslim etmeyen vakıf yükseköğretim kurumlarının tıp fakülteleri kapatılır. Mevcut öğrenciler hakkında ek 11 inci madde hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlık 2547 sayılı Kanun'un geçici 82. maddesinde düzenlenen yükümlülük kapsamında davacı Üniversite bünyesinde bulunan tıp fakültesinin faaliyetine devam edebilmesi için tıp fakültesi bünyesinde uygulama araştırma merkezi kurulmasına izin verilip verilemeyeceğine yöneliktir.
Bu kapsamda, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde sunulması ve bu hizmetler sunulurken kaynak israfına sebep olunmaması amacıyla, davacı tarafından kurulması öngörülen uygulama ve araştırma merkezinin davalı Bakanlığa verilen planlama ilkelerine uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Dava dosyası kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, 2019 yılında özel sağlık tesislerinin il bazında planlanan yatak kapasitelerine göre İstanbul İli için planlanan yatak kapasitesinin 7.534 olduğu, İstanbul İlinde özel sağlık tesislerinin halen on bin kişiye 12 yatak (17.982 yataklı olarak) ile sağlık hizmeti sunduğu, ayrıca ön izin verilen özel hastanelerin faaliyete geçmesi ile birlikte özel hastanelerin toplam kapasitesinin on bin kişiye 14 yatağa ulaşacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, İstanbul ilinin hastane kullanım oranlarına bağlı yatak sayısı ve doluluk oranının kamu, özel ve üniversite hastanelerindeki mevcut durum ve planlanan yatırımlar göz önüne alındığında makul bir düzeyde olduğu, ihtiyaç olmadığı halde yeni hastane kurulmasının atıl kapasite ve kaynak israfına neden olacağı görüldüğünden davacı tarafından, uygulama ve araştırma merkezi kurulabilmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararın bozulması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!