Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3662 E. , 2025/1186 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3662
Karar No : 2025/1186
DAVACI : ... Barosu Başkanlığı / ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Huk. Müş. ...
DAVANIN_KONUSU: Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 2021-2022 Av Yılı (01/04/2021-31/03/2022) Av Turizmi Uygulama Talimatının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin uluslararası sözleşmelere, Anayasa'ya ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na aykırı olduğu, kamu menfaatinin göz ardı edildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı idarece, usule ilişkin olarak, davacının bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise, koruma altında yer alan Kızıl Geyik, Ala Geyik, Karaca, Yaban Keçisi, Yaban Koyunu, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi gibi hayvanların bilimsel yöntemlerle sayımlarının yapıldığı, yoğunluğu artarak taşıma kapasitesine ulaşan hayvan popülasyonlarında çevre direnci nedeniyle üremede gerileme yaşandığı, avlatmanın amacının hedef türün ve popülasyonunun himaye edilmesi ve çoğalmasının sağlanması olduğu, korunması amaçlanan hedef türle birlikte bu hedef türün yırtıcıları için de popülasyon planlaması yapıldığı, av turizmi kotasının popülasyonda yüzde 1’i geçmeyecek şekilde belirlendiği, bu konuda uluslararası çalışmalar olduğu ve avlatma yönteminin uygulandığı türlerin daha sağlıklı büyüdüğü ve neslinin devamının sağlandığı, kotaların çok detaylı inceleme ve araştırmalara göre belirlendiği, temel olarak zayıf, hasta, üreme yeteneği düşük veya melez hayvanların tercih edildiği, dava konusu düzenlemenin dayanak Kanuna ve mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...
DÜŞÜNCESİ :Dava konusu işlem ile davacı arasında hukuken korunabilir, somut, güncel ve meşru bir menfaat ilgisinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, Baroların, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş; 95. maddesinin 2. fıkrasının 21. bendinde de, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak, Baro Yönetim Kurulunun başlıca görevleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması belirli usuli koşullara bağlanmıştır. Bu çerçevede, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Subjektif ehliyet için gerekli olan kişisel, meşru, güncel ve doğrudan bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi veya manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açmak için gerekli sayılmaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 18/07/2018 tarih ve 2015/3690 başvuru numaralı kararında da; "2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı; idari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi maksadıyla idari yargıya ilişkin bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilerek sözü edilen usul kuralının düzenlenme amacı ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları ise, her somut olay ve davada yargı yerince uyuşmazlığın niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri gözönünde bulundurularak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerinde yaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle değerlendirilmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacı kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, kuruluş yasalarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacakları açık bir biçimde yer almıştır.
Dava konusu Av Turizmi Uygulama Talimatının avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95. maddelerinde barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise, barolara avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel menfaat ilişkisi veya bağı olmayan konularda dava açma imkanı vermediği dikkate alındığında; davacı Baronun işbu davada dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE,
2- Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta giderinin ise istemi halinde davacıya iadesine,
3-.Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!