WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Mayıs 2026

DANIŞTAY 10. DAIRE

A- A A+

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/2942 E.  ,  2025/1182 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2942
Karar No : 2025/1182

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... ve ... adına velayeten
kendi adına asaleten ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. V. ...

DİĞER DAVALI : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları polis memuru ...'un, 12/10/2017 tarihinde Ankara ili, Kahramankazan ilçesinde, husumetli taraflar arasında meydana gelen olayda E.G.'nin ölümüne sebebiyet veren şüpheli A.E.'nin hastaneye sevki üzerine, şüpheli A.G.'nin hasımları tarafından hastanede yapılan silahlı saldırıda şehit olduğundan bahisle uğradıkları ileri sürülen zararlara karşılık çocuklar ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 135.276,00 TL), ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 152.333,70 TL) maddi, eş ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 339.259,50 TL) maddi, anne ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 70.238,11 TL) maddi, baba ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 61.682,79 TL) maddi tazminat ile davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 100,00 TL (miktar artırımı üzerine ayrı ayrı 50.000,00 TL) manevi, eş ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 100.000,00 TL) manevi, anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 100,00 TL (miktar artırımı üzerine ayrı ayrı 25.000,00 TL) manevi ve kardeş ... için 100,00 TL (miktar artırımı üzerine 10.000,00 TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olay nedeniyle davalı idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazminle yükümlü olduğu, maddi tazminat yönünden alınan bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte görülerek davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulüne, ... için 339.259,50 TL maddi tazminatın 100,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/04/2018 tarihinden, kalan kısmının miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber, davacı çocuk ... için 152.333,70 TL maddi tazminatın 100,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/04/2018 tarihinden, kalan kısmının miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber, diğer davacı çocuk ... için 135.376,00 TL maddi tazminatın 100,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/04/2018 tarihinden, kalan kısmının miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber, anne ... için 70.238,11 TL maddi tazminatın 100,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/04/2018 tarihinden, kalan kısmının miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber ve baba ... için 61.682,79 TL maddi tazminatın 100,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 17/04/2018 tarihinden, kalan kısmının miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber hesaplanmak suretiyle davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine; manevi tazminat yönünden, davacıların, murisleri ...'un şehit olduğunu dava açmadan evvel öğrendikleri, yargılama esnasında yeni bir durumun ortaya çıkmadığı, dolayısıyla davacıların dava açarken mevcut olan manevi zararlarını, dava açıldıktan sonra artıran ve buna bağlı olarak manevi tazminat tutarlarını ıslah etmeyi gerektirebilecek yeni bir olgunun (durumun) bakılan davada mevcut olmadığı, ıslah yoluyla manevi tazminat tutarının artırılamayacağı, davacıların manevi tazminat istemlerinin dava dilekçesinde talep ettikleri miktarları aşan kısmının kabul edilmesinin mümkün görülmediği, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile dava dilekçesinde dava açılırken talep edilen manevi tazminat tutarları esas alınarak davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a ilişkin olarak her biri için 100,00 TL manevi tazminatın yasal faizleriyle birlikte davalı idare tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca maddi ve manevi tazminat miktarının sonradan artırılmasının mümkün olduğu, dava açılmadan önce idare tarafından farklı zamanlarda açıklama yapılmaksızın ödemeler yapıldığı, bunların ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğunun bilinemediği, dava açılırken manevi tazminat için ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kime ne kadar yapıldığı bilinemediğinden ve bu husus ancak yargılama aşamasında mahkemece alınan bilirkişi raporuyla belli olduğundan manevi tazminat isteminin dava açıldıktan sonra artırıldığı, nispi karar harcının davalı idareden tahsiline karar verilmesi gerekirken kendileri tarafından ödenmesine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, üçüncü kişinin eylemi nedeniyle idarenin faaliyeti ile olay arasındaki illiyet bağının kesildiği, nakdi tazminat, tütün ikramiyesi gibi destekler ve emsal maaşların ödendiği dikkate alındığında davacıların maddi zararının olmadığı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olmaması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı ve davacılar tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Temyize Konu Kararın İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Kabulüne İlişkin Kısmı ile Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmına Karşı Davalı İdareler Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Dair Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize Konu Kararın İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminata Yönelik Miktar Artırımına İlişkin Kısmı ile Yargılama Giderlerine İlişkin Kısmına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine Dair Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, manevi tazminata hükmedilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerektiği yargısal içtihatlar ile sabittir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır:" cümlesi eklenmiştir.
Miktar artırım müessesesi, davanın görülmesi sırasında tarafların kusurlarında, zararı doğuran nedenlerin ve olayların tespitinde ve uğranılan zararın miktarında bir değişiklik olması durumunda maddi tazminat için işletileceği gibi; zararı doğuran olaydan sonra yeni ortaya çıkan bulgu ve tespitler sonucu, kişilerin manevi yönden çok daha fazla etkilendiğinin saptanması halinde manevi tazminat için de uygulanabilir. Ancak bu durumun istisnai bir durum olduğu ve manevi zararın sonradan gerçekten artmış olduğunun tespiti halinde işletilebileceği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, davacılar açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunmadığından miktar artırım yoluyla manevi tazminat tutarının artırılmasına olanak bulunmamakta olup, davacıların manevi zarara ilişkin taleplerinin dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden değerlendirilmesi, bir başka anlatımla artırılan manevi tazminata ilişkin kısmın dikkate alınmaması ve bu kısım yönünden hüküm kurulmaması gerekmektedir.
Bu doğrultuda manevi tazminata ilişkin yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıların dava dilekçesinde talep ettikleri manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği açıktır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince manevi tazminata yönelik miktar artırımı sonucu artırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesinde ve haklılık oranının bu duruma göre belirlenerek yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık davacıların bu yönden yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinde ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de temyize konu kararda davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacılara tamamlattırılması yönünden de hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Davalı İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin REDDİNE,
3. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacıların istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ise manevi tazminatın miktar artırımıyla artırılamayacağı yönünden ONANMASINA, miktar artımı yoluyla artırılan kısım yönünden davanın reddi ile yargılama giderleri yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/02/2025 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, nispi karar harcı yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmış, Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar ve ilam harcı alınacağı belirtilmiştir.
Harçlar Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, yargı harçlarının mükellefi davayı açan kişiler yani davacılar olup, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının dörtte birini oluşturan kısmı, harcın kanuni mükellefi olan bu kişiler tarafından ödenerek dava açılmaktadır. Yine aynı yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece hüküm altına alınan değer (yani kabulüne karar verilen miktar) üzerinden hesaplanan nispi harç tutarından, davanın açılması aşamasında peşin olarak ödenen nispi harç miktarı düşüldükten sonra kalan bakiye nispi karar harcının da kanuni mükellef olan davacılara tamamlattırılması yolunda hüküm kurulması, hüküm fıkrasının devamında ise, artık gelinen aşama itibariyle "yargılama gideri" niteliğini kazanan söz konusu harcın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmesi icap etmektedir.
Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcından, davanın açılması aşamasında peşin alınan kısım mahsup edildikten sonra kalan bakiye harcın; nasıl olsa sonuç itibariyle bu harcın yargılama giderleri kapsamına dahil olacağı ve davalı idarece davacıya ödeneceği yaklaşımıyla, davalı idarece (ilgili tahsil birimine) ödenmesine hükmedilmesi yargı harcının bir türü olana nispi karar harcının yasal mükellefinin yargı kararıyla değiştirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Kaldı ki, böyle bir yaklaşım başka olumsuz neticelerin doğmasına da zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda, iyi niyetle hareket ederek yargı kararıyla kendisine harç ödeme yükümlülüğü getirilen bir davalı idarenin, söz konusu dosyaya ilişkin kararda aleyhine hükmedilen nispi karar harcını ödemek için ilgili tahsil dairesine müracaat etmesi durumunda bile harcın kanuni mükellefi olmaması nedeniyle kendisinden harç tahsilatı yapılamaması durumu söz konusu olabilecektir. Başka bir olumsuzluk ise, mahkeme kararında bakiye nispi karar harcının davalı idarece ödenmesine hükmedilmesine rağmen ilgili idarece harcın mükellefinin davacı olduğu değerlendirmesiyle, ödeme yoluna gidilmemesi halinde yargı kararında hükmedilen harcın (harca konu olan yargılama hizmeti verilmiş olmasına rağmen) maliye hazinesine girmemesi durumuyla karşılaşılabilecektir. Zira, böyle bir karar nedeniyle peşin alınan nispi karar harcının bakiye kısmının tahsili için ilgili tahsil birimine harç tahsil müzekkeresi yazılamayacağından, tahsil biriminin kendiliğinden harekete geçerek tahsilat yoluna gitmesi de mümkün olmayacaktır. Oysa, nispi karar harcının ödenmesi ile ilgili olarak yukarıda aktarılan hukuka uygun yöntemin işletilmesi yani harcın kanuni mükellefi olan davacı(lar) tarafından ödenmesine karar verilmesi durumunda, uygulamada, kararın taraflara tebliği aşamasında, idari yargı merciince, (harcın yasal mükellefi olan) davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılarak harcın tahsiline imkan hazırlandığı ve maliye hazinesine dahil olması gereken nispi harcın boşlukta bırakılmamasına özen gösterildiği bilinmektedir.
Tüm bu olası hukuka aykırı durumların bertaraf edilebilmesi için, bakiye nispi karar harcının, harcın kanuni mükellefi olan davacıya tamamlattırılmasına ve bunun sağlanabilmesi için de ilgili tahsil dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına hükmetmek gerekmektedir.
Buna göre; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının davanın açılması aşamasında peşin olarak yatırılan harç mahsup edildikten sonra (şayet başlangıçta peşin olarak ödenen harç, hükmedilen miktar nedeniyle hesaplanan nispi karar harcından düşük ise) bakiye nispi karar harcının önce davacılara tamamlattırılması daha sonra tamamının yargılama gideri olarak dikkate alınmak suretiyle davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu mahkeme kararı bakiye karar harcının davacılara tamamlattırılması yönünden hukuka uygun olup bu bakımdan çoğunluk kararına katılmıyorum.