Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/279 E. , 2025/3174 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/279
Karar No : 2025/3174
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
DAVANIN_KONUSU : Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olan davacı tarafından 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 09/05/2019 tarih ve 2019/1088 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının kendisine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, Suriye uyruklu olup, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını usulüne uygun olarak 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu uyarınca 04/09/2018 tarihinde istisnai yoldan kazandığı, daha sonra geri alınmasına karar verildiği, söz konusu geri alma işleminin gerekçesinin ise aracının çalınmasından dolayı müşteki olması olduğu, idarenin kendisini suç işlemiş gibi değerlendirmeye tabi tuttuğu, söz konusu soruşturmada kendisinin mağdur olarak şikayette bulunduğu, vatandaşlığın kaybı sonucunu doğuracak suç işlenmediği, hatta vatandaşlık işlemleri yönünden olumsuzluk oluşmaması amacıyla müşteki olduğu savcılık soruşturmasında şikayetten vazgeçtiği belirtilerek, hukuka uygun bulunmayan dava konusu kararın iptali istenilmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınma şartlarının 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. ve 20. maddeleri ile Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte düzenleme altına alındığı, davacının Türk vatandaşlığının mağdur sıfatıyla suç duyurusunda bulunduğu için değil, hakkında yapılan güvenlik soruşturmalarının olumsuz olması neticesinde geri alındığı, Suriye uyruklu olan davacı, eşi ve reşit olmayan üç müşterek çocuğunun Hatay Valiliğine 16/11/2017 tarihli dilekçe ile Türk vatandaşlığına alınma talebinde bulunduğu, Hatay Valiliğinin düzenlediği vatandaşlık dosyalarının İçişleri Bakanlığına intikali ile davacı ve ailesinin Türk vatandaşlığı için gerekli işlemlere başlanıldığı, davacı ve eşinin 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak 04/09/2018 tarih ve 2018/74 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Türk Vatandaşlığına alındığı, ancak, davacı hakkında yapılan ... tarihli ve ... sayılı arşiv araştırması sonucunda Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı yazıları ile MİT Müsteşarlığından alınan ... tarihli ve ... sayılı yazıda davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olduğunun belirtildiği, dolayısıyla Kanun'un 12. maddesinde yer alan şartların oluşmaması sebebiyle aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının 09/05/2019 tarihli ve 2019/1088 sayılı kararı ile davacının Türk vatandaşlığının geri alındığı, davacının Türk vatandaşlığını hukuki şartlar oluşmadan kazanmış olması, Türk vatandaşlığının ancak kanunda aranan şartların taşınması suretiyle kazanılabilmesi, vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin devletin egemenlik hakkının sonucu olması, vatandaşlığın belirlenmesinde devletin mutlak yetkisinin bulunması nedenleriyle davacı hakkında tesis edilen davaya konu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin, karar gerekçesinde belirtilen nedenlerle iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olan davacı tarafından 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 09/05/2019 tarih ve 2019/1088 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile belirtilen yabancıların; a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişilerin, b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğun, c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişilerin, d) Göçmen olarak kabul edilen kişilerin, Türk vatandaşlığını kazanabilecekleri, Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların taleplerinin Bakanlıkça reddedileceği, "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınacağı, hükme bağlanmıştır.
Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup, "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınacağı, geri alınan kararın, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale geleceği, kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasında mevcut olan bilgi ve belgeler incelendiğinde, Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan davacının eşi ile birlikte 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınma istemiyle 16/11/2017 tarihinde Hatay Valiliği'ne başvuruda bulundukları, Hatay Valiliği'nce davacının milli güvenlik ve kamu düzeni açısından KİHBİ (Kaçakçılık, İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama) ve UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) kapsamında yapılan sorgulamasında sakıncasının ve suç kaydının olmadığı bilgileri ile alt çalışma grubu görüşü; mülakat formu ve komisyonun olumlu kanaâtini içerir belgelerden oluşan vatandaşlık dosyalarının İçişleri Bakanlığı'na gönderilmesi akabinde Bakanlıkça başvurucuların hakkında milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel teşkil eden hali olmadığı belirtilerek, davacı ve eşinin 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanacaklara ilişkin onay listesine dahil edilmesinin uygun görüldüğü, 04/09/2018 tarihli ve 2018/74 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile de anılan Kanun hükmü kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Anılan mevzuat hükümlerine göre hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alınma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği kuşkusuzdur. Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerekmekte, ayrıca anılan Yasa hükmü, hukuki şartların oluşmaması nedeniyle
vatandaşlığın geri alınmasında, vatandaşlığın verilme aşamasına kadar olan sürecin değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır,
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi, takdir yetkisi kullanılarak idari işlem tesis edilirken ortaya konulan gerekçenin değerlendirilmesi, gerekçenin değerlendirilmesi için de yetki, şekil, konu ve maksat yönlerinden sorulan sorulara cevap aranılması ile mümkündür. Davaya konu işlemler tesis edilirken ortaya konulan sebep unsurunun, işlemin hukuka uygunluğunu değerlendirilmesi bakımından incelenmesi hukuk devleti anlayışının ve hukuki güvenirlik ilkesinin gereğidir.
Davaya konu kararın gerekçesini teşkil ettiği belirtilen "milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olma" durumunun açıklığa kavuşturulması amacıyla Dairemiz tarafından 24/05/2021 ve 11/04/2022 tarihlerinde verilen ara kararları ile davalı idarelerden, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'ndan; davacının milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olduğunu ispata yarayan somut bilgi ve belgeler istenilmiştir.
Ara kararına, Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı'nca verilen 21/06/2022 tarihli cevapta; Daire Başkanlıkları tarafından yabancı şahıslarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı, Türk vatandaşlığına geçme işlemleriyle ilgili arşiv araştırmalarının Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığı'nca yapıldığı, bu nedenle Daire Başkanlıkları kayıtlarında yapılan incelemede davacı hakkında güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmasına dair herhangi bir talebin bulunmadığı bildirilmiş, Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığı'nca ise; davacının Türk vatandaşlığının istisnai yoldan kazanılmasına yönelik başvurusu üzerine başlatılan işlemler kapsamında İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı yazısıyla davacı ve eşi ile ilgili arşiv araştırması yapılmasının istenilmesi üzerine, MİT Müsteşarlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, davacının "milli güvenlik ve kamu düzeni" bakımından sakıncalı olduğunun Daire Başkanlıklarına bildirildiği, bu bilginin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı yazısıyla Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne iletildiği, bilginin kaynağının tümüyle MİT Müsteşarlığı olması sebebiyle ara kararına konu talebin adı geçen Müsteşarlığa iletilmesi gerektiği cevabının verildiği, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 06/07/2022 tarihli cevabında da, talep edilen belgelerin kurumlarında mevcut vatandaşlık dosyasında bulunmadığının belirtildiği, MİT Başkanlığınca ara kararına cevaben sunulan 18/03/2022 tarihli yazıda ise, ara kararına konu belgelerin gizlilik derecesini havi olması sebebiyle yazı ekinde gönderilmediği, ancak incelenebilmesini teminen memur eliyle Daire Heyetinin bilgisine sunulduğu belirtilmiş olup;
Onuncu Daire heyetince, MİT Müsteşarlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı incelenerek, sunulan bilgi ve belgelerin, davacının "milli güvenlik ve kamu düzeni" bakımından sakıncalı olduğunu ortaya koymaya yeterli ve somut veri olarak değerlendirilmediği kanaatinin bildirildiği, başkaca bir bilgi ya da belgenin daha sonra da dosyaya eklenmediği görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu kararın tesis edilme sebebi olarak açıklanan; "milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olma" halinin dayanağı olan MİT Müsteşarlığı'nın 27/12/2017 tarihli ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 09/02/2018 tarihli yazılarının, 04/09/2018 tarihinde Türk vatandaşlığına alınma kararı öncesinde de davalı idarelerin bilgisi dahilinde olduğu ve buna rağmen vatandaşlığa alındığı dikkate alındığında, davacının milli güvenlik ve kamu düzenine engel halini ispata yarayacak somut bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı gibi başkaca sebeplerin, ya da hukuki şartlar oluşmadan, mükerrer veya sehven verilmesi hallerinin de ortaya konulmadığı görüldüğünden, Türk vatandaşlığının geri alınmasına yönelik davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kararın iptali gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan davacı ..., eşi ... ile birlikte 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınma istemiyle 16/11/2017 tarihinde Hatay Valiliği'ne başvuruda bulunmuşlardır. Hatay Valiliğince davacının milli güvenlik ve kamu düzeni açısından KİHBİ (Kaçakçılık, İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama) ve UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) kapsamında yapılan sorgulamasında sakıncasının ve suç kaydının olmadığı bilgileri ile alt çalışma grubu görüşü, mülakat formu ve komisyonun olumlu kanaatini içerir belgelerden oluşan vatandaşlık dosyalarının İçişleri Bakanlığına gönderilmesi akabinde Bakanlıkça başvurucuların hakkında milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel teşkil eden hali olmadığı belirtilerek davacı ve eşinin 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanacaklara ilişkin onay listesine dahil edilmesi uygun görülmüş; 04/09/2018 tarihli ve 2018/74 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile de anılan Kanun hükmü kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınmalarına karar verilmiştir.
Bununla birlikte, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarihli ... sayılı yazısıyla, davacı ve eşi hakkında milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunup bulunmadığına ilişkin arşiv araştırması yapılması hususunun Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünden istenilmesi üzerine yapılan inceleme sonucu MİT Müsteşarlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olduğunun belirtildiğinin görülmesi ve Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısında, MİT Müsteşarlığınca iletilen bilginin yanı sıra davacı hakkında "ülkeden çıkışı izne tabi" anlamına gelen V-91 kodu ile tahdit veri girişi yapıldığının bildirilmesi üzerine İçişleri Bakanlığınca Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasındaki şartların oluşmadığının anlaşıldığından bahisle, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca vatandaşlığı geri alınmak üzere davacının isminin listeye dahil edilmesinin uygun görüldüğü, bilahare 09/05/2019 tarih ve 2019/1088 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının vatandaşlığının geri alındığı, söz konusu geri alma işleminin davacıya 15/11/2019 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 09/01/2020 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü;
"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir."; 2. fıkrasında, "Taraflardan biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilir ve ara kararında bu husus ayrıca belirtilir."; 3. fıkrasında, "Ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Cumhurbaşkanı ya da ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan, gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez." düzenlemelerine; 27. maddesinin ikinci fıkrasında, idari işlemin uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.
İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınan davacıya yönelik bu kararın, anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca kararı veren makam tarafından geri alınmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Davaya konu kararın gerekçesini teşkil ettiği belirtilen "milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olma" durumunun açıklığa kavuşturulması amacıyla Dairemiz tarafından 24/05/2021 ve 11/04/2022 tarihlerinde verilen ara kararları ile davalı idarelerden, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'ndan; davacının milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olduğunu ispata yarayan somut bilgi ve belgeler istenilmiştir.
Ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığınca verilen 21/06/2022 tarihli cevapta; Daire Başkanlıkları tarafından yabancı şahıslarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı, Türk vatandaşlığına geçme işlemleriyle ilgili arşiv araştırmalarının Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığınca yapıldığı, bu nedenle Daire Başkanlıkları kayıtlarında yapılan incelemede davacı hakkında güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmasına dair herhangi bir talebin bulunmadığı bildirilmiş; Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığınca yine 21/06/2022 tarihli yazıyla verilen cevapta, davacının Türk vatandaşlığının istisnai yoldan kazanılmasına yönelik başvurusu üzerine başlatılan işlemler kapsamında İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı yazısıyla davacı ve eşi ile ilgili arşiv araştırması yapılmasının istenilmesi üzerine, MİT Müsteşarlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, davacının "milli güvenlik ve kamu düzeni" bakımından sakıncalı olduğunun Daire Başkanlıklarına bildirildiği, bu bilginin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı yazısıyla Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildiği, bilginin kaynağının tümüyle MİT Müsteşarlığı olması sebebiyle ara kararına konu talebin adı geçen Müsteşarlığa iletilmesi gerektiği belirtilmiş; Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 06/07/2022 tarihli cevabında ise, talep edilen belgelerin kurumlarında mevcut vatandaşlık dosyasında bulunmadığı ifade edilmiştir.
MİT Başkanlığınca ara kararına cevaben sunulan 18/03/2022 tarihli yazıda ise, ara kararına konu belgelerin gizlilik derecesini havi olması sebebiyle yazı ekinde gönderilmediği, ancak incelenebilmesini teminen -memur eliyle- Daire Heyetinin bilgisine sunulduğu belirtilmiş; bu çerçevede sunulan MİT Müsteşarlığının ... tarih ve ...sayılı yazısı ile eki, Dairemiz Heyetince incelenerek 11/04/2022 tarihinde bu durum tutanak altına alınmış; ancak sunulan bilgi ve belgeler davacının "milli güvenlik ve kamu düzeni" bakımından sakıncalı olduğunu ortaya koymaya yeterli ve somut veri olarak değerlendirilmemiştir.
Bu durumda, davaya konu kararın sebep unsuru olan "milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olma" halinin, davacının Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararından (04/09/2018 tarihinden) önce MİT Müsteşarlığının 27/12/2017 tarihli ve Emniyet Genel Müdürlüğünün 09/02/2018 tarihli yazılarıyla davalı idarelerin bilgisi dahiline girdiği gibi, davacının milli güvenlik ve kamu düzenine engel halini ispata yarayacak somut bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulamadığı, ayrıca davacının Türk vatandaşlığını kazanma kararının geri alınmasını gerektirecek başkaca sebeplerin (hukuki şartlar oluşmadan, mükerrer veya sehven verilmesi hallerinin) de ortaya konulmadığı görülmektedir.
Bu haliyle, davacının hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığı ve bu hususun sonradan anlaşıldığı yolundaki savunmaların somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu kararda sebep unsuru yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 09/05/2019 tarih ve 2019/1088 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacıya ilişkin kısmının İPTALİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avanslarından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/06/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.
Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır.
Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.
Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır.
Ancak istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, objektif ve şüpheye yer bırakmayacak bilgiler ile ortaya konulması gerektiği de kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar davacı ve eşinin Hatay Valiliği'ne yaptığı başvuru neticesinde, davalı Bakanlıkça başvurucuların hakkında milli güvenlik ve kamu düzeni yönünden engel teşkil eden hali olmadığı belirtilerek, davacı ve eşinin 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanacaklara ilişkin onay listesine dahil edilmesinin uygun görülerek, 04/09/2018 tarihli ve 2018/74 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile de anılan Kanun hükmü kapsamında istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınmalarına karar verilmiş ise de; MİT Müsteşarlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olduğunun belirtildiğinin görülmesi ve Emniyet Genel Müdürlüğünün 09/02/2018 tarihli, 36414 sayılı yazısında, MİT Müsteşarlığınca iletilen bilginin yanı sıra davacı hakkında "ülkeden çıkışı izne tabi" anlamına gelen V-91 kodu ile tahdit veri girişi yapıldığının bildirildiği, böylelikle varlığı idare tarafından sonradan öğrenilmekle birlikte vatandaşlığın kazanıldığı tarih itibarıyla mevcut bir maddi olgunun bulunduğu görüldüğünden, bu durumların bir bütün olarak "hukuki şartların oluşmadığı" iddiası kapsamında ele alınabileceği ve işleme dayanak teşkil edebileceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı bulunan davacının, Türk vatandaşlığını kazanma kararının, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan verildiği gerekçesiyle geri alınmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!