Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3579 E. , 2025/2805 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3579
Karar No : 2025/2805
DAVACI : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 16/06/2020 tarih ve 31157 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 13. maddesi ile Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen onikinci fıkrası ile 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, aynı Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesi ve 31 numaralı maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Dava konusu 16/06/2020 tarih ve 31157 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in, 13. maddesi ile esas Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen on ikinci fıkrası yönünden; dava konusu düzenlemenin, astım ve KOAH tedavilerinde kullanılan ilaçlara ilişkin olduğu, bu ilaçların kullanımının, hastanın durumunun gözönünde bulundurularak her hasta için ayrı ayrı düzenlendiği, bazı hastalarda da astım ve KOAH hastalığına ilişkin tedavi protokollerinin dışına çıkılması gerektiği, ancak dava konusu düzenlemeler ile söz konusu hastalıkların tedavisinde uygulanması gereken tavsiye niteliğindeki tedavi protokolünün zorunlu hale getirildiği, özellikle atak ya da kriz dönemlerinde hastaların ilaca ulaşmasını güçleştirecek telafisi imkansız sağlık sorunları yaşamalarına neden olacağı, öte yandan, astım ve KOAH hastalarının daha önce belirtilen tedavi protokollerine uygun ilaç kullanıp kullanmadığını eczacıların bilmesinin ya da kontrol etmesinin mümkün olmadığı, oysa davalı Kurumca hastanın reçetesinin belirtilen tedavi protokolüne uygun olmadığının tespit edilmesi durumunda doktor reçete etmiş ve hasta ilacı kullanmış olsa dahi eczacıların ödeme kesintisine uğrayarak hak kaybı ve mağduriyet yaşayacağı, özellikle KOAH’lı hastalarda kombine ilaç kullanımlarının hastanede yatış şartına bağlandığı ve acil durumlarda hasta raporunu düzenleyen hekim dışında tedaviye ilaç ekleme şansının bulunmadığı, seyahat eden veya şehir dışına sevkli gönderilen bu tip hastaların tedavi planlarının rapor şartına bağlanmasının hem yatan hem de ayaktan hastalarda telafisi mümkün olmayan komplikasyonlara sebebiyet vereceği, dava konusu düzenlemelerin vatandaşların sağlık hakkını ihlal ettiği, keza, astım ve KOAH hastalarının tedavilerinde aksama olması, bu hastaların acil servis ve polikliniklere müracaat sayısını artıracağı, Devletin tedaviye ödediği paranın artacağı, geri ödeme sistemindeki uyumsuzluk ve belirsizlikler nedeniyle de sendika üyesi eczacıların ciddi hak kaybı ve mağduriyet yaşayacağı;
25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile esas Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesi ve 31 numaralı maddesi yönünden; fosfomisin etkin maddeli müstahzarların Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) incelendiğinde komplike olmayan alt üriner sistem enfeksiyonları ve alt üriner sistem enfeksiyonlarını içeren idrar yolu enfeksiyonlarının diyagnostik ve cerrahi girişim proflaksisinde kullanımlarının mevcut olduğu, dava konusu düzenleme ile davalı idarenin endikasyon kısıtlamasına giderek cerrahi işlem öncesi kullanımı engellediği, böylece hastaların pre ve postoperatif işlemlerinin büyük risk altına girdiği, ayrıca, fosfomisin etkin maddeli ilaçların “idrar yolu enfeksiyonu” uyarı kodunun girilerek erkeklerde 3 günde 1 kez kullanılması halinde bedelleri karşılanmakta iken dava konusu düzenleme ile 10 gün içinde en fazla 2 kez kullanılması halinde bedellerinin karşılanacak olmasının, kronik komplike üriner sistem hastalığı olan erkeklerin tedavisini engelleyerek mağduriyetlerine neden olduğu, öte yandan, kolekalsiferol (vitamin D3) mono preparatlarının sadece Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) endikasyonlarında reçetelenmesi halinde davalı Kurumca karşılanmasının sigortalıların akut ve destek tedavilerini sekteye uğratacağı, MEDULA provizyon sisteminde kolekalsiferol içeren müstahzarlar için ürün kartları incelendiğinde Sağlık Bakanlığı görüşü ile günlük 2000 ünite kısıtlama yapıldığı, dava konusu düzenlemenin sigortalıların destek tedavilerini kısıtladığı, hekimlerin ve eczacıların ise iş gücü kayıplarına yol açtığı, astım ve KOAH ilaçları ile fosfomisin ve kolekalsiferol etken maddeli ilaçların reçete edilme koşullarında yapılan değişikliklerin hastaların ilaca ulaşmasını ve tedaviye erişimini zorlaştırdığı, dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı Sendikanın hukuki menfaati ve dava açma ehliyetinin bulunmadığı, mevzuat değişikliklerinde, sağlıktaki değişken sürecin ve Sağlık Bakanlığının bu süreç hakkındaki kuralları ile mevzuatının göz önüne alındığı, Sağlık Bakanlığının da görüşleri doğrultusunda işlemlerin yürütüldüğü, Sağlık Uygulama Tebliğinde yapılan değişikliklerde de bu hususa özellikle dikkat edildiği, düzenleme yapılırken konusunda uzman akademisyenlerin görüşlerinin alındığı, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların bilimsel dayanağının olmadığı, davacının görev alanına girmeyen konularda iddialar ileri sürdüğü, eczanelerin tedavi birimi olmadığı, atak ya da kriz döneminde solunum sıkıntısı çeken hastaların doğrudan eczaneye başvurmadığı, ilaçların reçete edilmesinden sonra eczaneye başvurulduğu, bu nedenle hukuki menfaatinin bulunmadığı, raporlu ilaç kullanan kişilerin geriye dönük bir yıllık, raporsuz olan kişilerin ise altı aylık ilaç kullanımlarının MEDULA eczane sisteminde eczacı tarafından görülebildiği, ayrıca eczacılar tarafından kolaylıkla görülebilmesi amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğinde de belirtilen kısaltmaların (LABA, LAMA, İKS gibi) kullanılan ilaçların yanına eklendiği, belirtildiği üzere eczacının ilaç verme aşamasında sadece söz konusu kısaltmalara dikkat etmesinin yeterli olduğu, ayrıca geriye dönük hasta bilgilerine ulaşma imkanının hastayı muayene eden tabipler için mevcut olduğu, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan e-nabız uygulamasının da esas amaçlarından birinin bu olduğu, kendinde olmasa da hasta bilgilerine elektronik ortamda ulaşılarak hastaya en uygun tedavinin belirlenmesinin amaçlandığı, dava konusu düzenlemede kombine ilaç kullanımlarının hastanede yatış şartına bağlandığına ilişkin bir ifadenin yer almadığı, Sağlık Uygulama Tebliğinde özetle “tedavi edildiği halde yeterli yanıt alınamayan, sık atak geçiren (yılda 2 ve üzeri atak veya 1 ve üzeri yatarak tedavi) ve dispnesi olan” şeklinde belirtilen düzenlemenin, tedavi altında iken durumu daha da ağırlaşan hastalar için belirtilen hususlar olduğu, cümle içerisinde "veya" bağlacının bulunduğu, böylelikle madde içeriğinde yer alan “veya” bağlacıyla seçenekli bir nitelendirilme yapıldığı, davacı yanın bunu gözardı ettiği;
Dava konusu düzenlemede ilacın Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen Kısa Ürün Bilgisinde (KÜB) “idrar yolu enfeksiyonu”na atıfta bulunularak hastada bu enfeksiyonun varlığının şart koşulduğu, söz konusu KÜB bilgisinde “operasyon öncesi profilaksisi (koruyucu)” ya da enfeksiyon varlığı olmaksızın operasyon öncesi proflaksi amacıyla kullanılabileceğine yönelik bir ibare bulunmadığından eczaneler tarafından bu şekilde ilaç verilmesinin söz konusu olamayacağı, ayrıca hekimler tarafından da bu koşulların aranarak reçete edilmesi ya da kullanılmak istenmesi durumunda da Sağlık Bakanlığı endikasyon dışı ilaç kullanım onayı alınmasının Sağlık Bakanlığı mevzuatına ilişkin olduğu, fosfomisin etkin maddeli ilacın KÜB bilgisinde ilacın uygulama şekli, uygulama sıklığı ve süresinin belirtildiği, 5510 sayılı Kanun gereği Sağlık Bakanlığının görüşüne başvurularak ve Sağlık Bakanlığının ilgili mevzuatı ve belirlediği kurallara ilişkin düzenlemeler yapıldığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu 16/06/2020 tarih ve 31157 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 13. maddesi ile Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen onikinci fıkra ve 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, aynı Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 31 numaralı maddesi yönünden davanın reddine; 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, aynı Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesi yönünden eksik düzenleme nedeniyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 16/06/2020 tarih ve 31157 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 13. maddesi ile Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen onikinci fıkrası ile 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile aynı Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesi ve 31 numaralı maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesine göre bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.
Anılan Kanun'un 63. maddesinde, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usul ve esaslara yer verilmiş, son fıkrasında da, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu ancak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınması (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı, Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, Komisyonların çalışma usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 72. maddesinde ise, 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu, Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği, 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini; sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri için ödenecek bedellerin belirlenmesinde, 5510 sayılı Kanun'un 72. maddesinde sayılan "sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamağı, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonları, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmadığını, kanıta dayalı tıp uygulamalarını, maliyet-etkililik ölçütlerini ve genel sağlık sigortası bütçesini" dikkate almak suretiyle karar vermesi yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, gerek Komisyonun oluşumunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye, Sağlık ve Kalkınma bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, üniversite sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularını temsilen Bakanlıkça belirlenecek birer üye ve Kurumu temsilen iki üye olmak üzere toplam dokuz üyeye yer verilmesi, gerekse Kurumun, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile dernek, vakıf, federasyon, konfederasyon ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşlerini alabileceğinin belirtilmesi nedeniyle Komisyon kararlarının alınması sürecinde konunun her yönüyle değerlendirilmesinin istenildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen onikinci fıkrası yönünden;
Dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 13. maddesi ile Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen onikinci fıkrasında "(4), (5) ve (6) ncı fıkralarda yer alan mono LABA/LAMA/İKS veya sabit doz LABA/LAMA/İKS kombinasyonlarıyla yapılacak üçlü kombinasyon tedavilerinde; en az 3 ay süreyle inhale kortikosteroid (İKS) ve uzun etkili solunum yolu beta-agonistleri (LABA) ile tedavi edildiği halde yeterli yanıt alınamayan, sık atak geçiren (yılda 2 ve üzeri atak veya 1 ve üzeri yatarak tedavi) ve dispnesi olan (mMrc 2 ve üzeri veya CAT skoru 10 ve üzeri) orta-ağır kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan erişkin hastaların idame tedavisinde kullanılmaları ve bu durumların uzman hekim raporunda belirtilmesi halinde bedelleri Kurumca karşılanır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan maddenin (4), (5) ve (6) ncı fıkralarında Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tedavisinde kullanılan ürünlerin tek başına veya ikili kombinasyonlar şeklinde reçete edilmesi halinde bedellerinin kurumca ödeneceği düzenlenmiş iken dava konusu (12) nci fıkrada üçlü kombinasyonların ödenebilmesi için en az 3 ay süreyle inhale kortikosteroid (İKS) ve uzun etkili solunum yolu beta-agonistleri (LABA) ile tedavi edildiği halde yeterli yanıt alınamayan, sık atak geçiren ve dispnesi olan orta-ağır kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan erişkin hastaların idame tedavisinde kullanılmaları şartlarının birlikte gerçekleşmesi ve bu durumların uzman hekim raporunda belirtilmesi gerekliliği getirilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca İlaç Geri Ödeme Komisyonu çalışmaları çerçevesinde hazırlanan dava konusu düzenlemeye ilişkin Sağlık Bakanlığından görüş talebinde bulunulduğu, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ... sayılı yazısı ile görüş bildirildiği görülmektedir.
Buna göre Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun görüşünün alındığı ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçların bedelinin kurumca ödenmesinde bir sınırlamaya gidilmediği, tek yada ikili kombinasyon şeklinde tedavisi devam eden hastalarda Medula sisteminden kontrol edilerek üçüncü grup ürünün eczane tarafından verilmesinde bir kısıtlamanın bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Tebliğin "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesi ve 31 numaralı maddesi yönünden;
28.1 numaralı alt maddede, Fosfomisin (oral formları) Sadece alt üriner sistem enfeksiyonu tedavisinde 10 gün içinde en fazla 2 saşe kullanılması halinde ; 31 numaralı maddede ise Kolekalsiferol (Vitamin D3) mono preparatları Yalnızca ruhsatlı endikasyonlarında reçetelenmesi halinde bedelleri Kurumca karşılanacağı düzenlenmiştir.
Söz konusu düzenlemelerin antibiyotik ve D vitamininin bilinçsizce kullanılmasın önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı ve Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ... sayılı yazısı ile uygun görüş bildirildiği görülmektedir.
Bu haliyle getirilen sınırlamanın, tasarruf amaçlı, ilaç, para ve kaynak israfı ile gereksiz ilaç kullanımını önleyici bir nitelikte olduğu, tanıyı koyan ve hastalığın tedavisini belirleme hak ve yetkisine sahip olan hekimin bu hak ve yetkisinin kullanılmasına müdahale niteliğinde olduğundan söz edilemeyeceği anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY :
16/06/2020 tarih ve 31157 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 13. maddesiyle, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.2.24.B maddesine on ikinci fıkra eklenmiş; 25. maddesinin (c) bendi ile de, aynı Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine 28.1 numaralı alt madde ve 31 numaralı madde eklenmiştir.
Davacı tarafından, anılan değişikliklerin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının dava konusu Tebliğ'in iptali istemiyle dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Bu durumda, üyeleri eczacı işverenlerinden oluşan davacının, ilaç kullanım ilkelerine ilişkin düzenlemeler içeren dava konusu Tebliğ'in iptalini istemekte ehliyetli olduğu, davalı idarenin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğine ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesine göre, bu Kanun'un amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.
Anılan Kanun'un 63. maddesinde, Kurum tarafından finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin süresine dair usul ve esaslara yer verilmiş; ikinci fıkrasında da, Kurumun, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu, ancak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınmasının (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı; Kurumun, bu amaçla komisyonlar kurabileceği, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabileceği, komisyonların çalışma usul ve esaslarının Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 72. maddesinde ise, 65. madde gereği ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin Kurumca ödenecek bedellerini belirlemeye Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun yetkili olduğu; Komisyonun, tıp eğitimini, hizmet basamağını, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurlarını dikkate alarak sağlık hizmeti sunucularını fiyatlandırmaya esas olmak üzere ayrı ayrı sınıflandırabileceği; 63. madde hükümlerine göre finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin Kurumca ödenecek bedellerini, sağlık hizmetinin sunulduğu il ve basamak, Devletin doğrudan veya dolaylı olarak sağlamış olduğu sübvansiyonlar, sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve genel sağlık sigortası bütçesi dikkate alınmak suretiyle, her sınıf için tek tek veya gruplandırarak belirlemeye yetkili olduğu; Komisyon kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanacağı; Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunun çalışmasına, görev ve yetkileri ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Komisyon üyesi kurumların görüşleri alınarak Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Anılan hükme dayanılarak çıkarılan ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (kk) bendinde, Tebliğ, "Kanun'un genel sağlık sigortasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasını içeren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği" olarak tanımlanmış; aynı Yönetmeliğin "Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği" başlıklı 45. maddesinde, "Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği,
a) Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerine göre Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin neler olduğu,
b) Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile ödeme usul ve esaslarını,
c) Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre sağlanacak sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, Kurumca finansmanının sağlanmasına ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslarını,
ç) Kanunun 65 inci maddesi gereği ödenecek yol gideri, gündelik ve refakatçi giderlerinin karşılanmasına ilişkin usul ve esaslarını,
d) Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu kararlarını,
e) Kurumca uygun görülen diğer hususları, kapsar." kuralına yer verilmiştir.
Buna göre Sosyal Güvenlik Kurumunca sağlık yardımları karşılanan kişilerin, sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan tedavilerine ait ücretler ile tedavi yardımlarının verilmesine ilişkin usul ve esasların belirtildiği sağlık uygulama tebliğleri yayımlanmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Dava Konusu Tebliğin 13. maddesi ile ana Tebliğin 4.2.24.B numaralı maddesine eklenen onikinci fıkrasının incelenmesi:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun; finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemlerini, türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını belirlemeye ve genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetleri, yol, gündelik ve refakatçi giderlerinden yararlanma esas ve usulleri ile bu hizmetlere ilişkin Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen ödenecek bedelleri göstermek amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğini yayımlamaya yetkili olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca, Kurumun, bu konuda düzenleme yapmadan önce 5510 sayılı Kanun gereğince sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığından görüş alma zorunluluğu bulunmaktadır. Görüşe uyulmasının ihtiyari olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmamaktadır.
Dava konusu Tebliğ değişikliği ile, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.2.24.B maddesine, "(4), (5) ve (6) ncı fıkralarda yer alan mono LABA/LAMA/İKS veya sabit doz LABA/LAMA/İKS kombinasyonlarıyla yapılacak üçlü kombinasyon tedavilerinde; en az 3 ay süreyle inhale kortikosteroid (İKS) ve uzun etkili solunum yolu beta-agonistleri (LABA) ile tedavi edildiği halde yeterli yanıt alınamayan, sık atak geçiren (yılda 2 ve üzeri atak veya 1 ve üzeri yatarak tedavi) ve dispnesi olan (mMrc 2 ve üzeri veya CAT skoru 10 ve üzeri) orta-ağır kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan erişkin hastaların idame tedavisinde kullanılmaları ve bu durumların uzman hekim raporunda belirtilmesi halinde bedelleri Kurumca karşılanır" şeklinde on ikinci fıkra eklenmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin, dava konusu düzenlemeler ile söz konusu hastalıkların tedavisinde uygulanması gereken tavsiye niteliğindeki tedavi protokolünün zorunlu hale getirildiği, özellikle atak ya da kriz dönemlerinde hastaların ilaca ulaşmasını güçleştirecek telafisi imkansız sağlık sorunları yaşamalarına neden olacağı, özellikle KOAH’lı hastalarda kombine ilaç kullanımlarının hastanede yatış şartına bağlandığı ve acil durumlarda hasta raporunu düzenleyen hekim dışında tedaviye ilaç ekleme şansının bulunmadığı, astım ve KOAH hastalarının tedavilerinde aksamaya neden olunmasının, bu hastaların acil servis ve polikliniklere müracaat sayısını artıracağı ileri sürülmüştür.
Davalı Kurum tarafından ise, atak ya da kriz döneminde solunum sıkıntısı çeken hastaların doğrudan eczaneye başvurmadığı, ilaçların reçete edilmesinden sonra eczaneye başvurulduğu, eczacılar tarafından kolaylıkla görülebilmesi amacıyla Sağlık Uygulama Tebliğinde de belirtilen kısaltmaların (LABA, LAMA, İKS gibi) kullanılan ilaçların yanına eklendiği, belirtildiği üzere eczacının ilaç verme aşamasında sadece söz konusu kısaltmalara dikkat etmesinin yeterli olduğu, ayrıca geriye dönük hasta bilgilerine ulaşma imkanının hastayı muayene eden tabipler için mevcut olduğu, dava konusu düzenlemede kombine ilaç kullanımlarının hastanede yatış şartına bağlandığına ilişkin bir ifadenin yer almadığı, Sağlık Uygulama Tebliğinde özetle “tedavi edildiği halde yeterli yanıt alınamayan, sık atak geçiren (yılda 2 ve üzeri atak veya 1 ve üzeri yatarak tedavi) ve dispnesi olan” şeklinde belirtilen düzenlemenin, tedavi altında iken durumu daha da ağırlaşan hastalar için belirtilen hususlar olduğu, cümle içerisinde "veya" bağlacının bulunduğu, böylelikle madde içeriğinde yer alan “veya” bağlacıyla seçenekli bir nitelendirilme yapıldığı savunulmuştur.
Bu çerçevede uyuşmazlığın çözümü için gerekli görüldüğünden Dairemizin 20/10/2020 tarihli ara kararı ile, dava konusu değişiklik için Sağlık Bakanlığının görüşünün alınıp alınmadığının sorulmasına karar verilmiş, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.2.24.B maddesinin 4., 5. ve 6. fıkralarında, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tedavisinde kullanılan uzun etkili solunum yolu beta-agonistleri (LABA), obstrüktif solunum yolu hastalıklarında kullanılan uzun etkili antikolinerjikler (LAMA) ve inhale kortikosteroidler (İKS) gruplarında mono olarak yer alan ürünlerin tek başına veya ikili kombinasyon şeklinde kullanılmaları halinde ilaç bedellerinin Kurumca karşılanacağı düzenlenmiş olup, dava konusu düzenleme ile anılan maddeye eklenen on ikinci fıkra ile, hastalığın tedavisi için LABA-LAMA-İKS kombinasyonları ile yapılacak üçlü kombinasyon tedavisinin karşılanmasına ilişkin şartların düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin yukarıda belirtilen mevzuat ve usul doğrultusunda yapıldığı, düzenleme hakkında sağlık hizmetleri alanında asli yetkili otorite olan Sağlık Bakanlığınca görüş bildirildiği ve Sağlık Bakanlığının olumsuz bir görüşünün de bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu düzenlemelerin dayanağı mevzuata uygun olduğu, kamu yararı ile hizmet gerekleri gözetilerek yapıldığı anlaşılmakla anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
B) Dava Konusu Tebliğin 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile ana Tebliğin eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 31. maddenin incelenmesi:
24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları" Listesinde (EK-4/E) tedavi için gerekli görülen antibiyotiklerin reçete edilme esasları düzenlenmiştir.
Dava konusu düzenleme ile, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı bölümüne, "Kolekalsiferol (Vitamin D3) mono preparatları, yalnızca ruhsatlı endikasyonlarında reçetelenmesi halinde bedelleri Kurumca karşılanır." şeklinde 31. madde eklenmiştir.
Davacı tarafından, kolekalsiferol (vitamin D3) mono preparatlarının sadece Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) endikasyonlarında reçetelenmesi halinde sigortalıların akut ve destek tedavilerinin sekteye uğrayacağı, sigortalıların destek tedavilerinin kısıtlanacağı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından ise, Sağlık Bakanlığının görüşüne başvurulduğu, anılan Bakanlığın belirlediği tedavi şekline uygun olarak kurallar belirlendiği şeklinde savunma yapılmıştır.
Dava konusu düzenlemeye göre, Kolekalsiferol (Vitamin D3) içeren ürünler, yalnızca ruhsatlı endikasyonlarında reçetelenmesi halinde davalı Kurumca karşılanabilecektir.
Dairemizin 20/10/2020 tarihli ara kararı ile, dava konusu değişiklik için Sağlık Bakanlığının görüşünün alınıp alınmadığının sorulmasına karar verilmiş, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına dava konusu düzenleme yönünden uygun görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, hastalıkların tedavisinde asıl olanın ilgili endikasyonlarda etkililiği ve güvenirliliği bilimsel verilerle kanıtlanmış ilaçların kullanılması olduğu, Sağlık Bakanlığınca ilgili endikasyonda ruhsatlandırılmış ilaçların bilimsel ve tıbben etkin ve güvenilir olduğunun kabulü gerektiği, kolekalsiferol (Vitamin D3) içeren ürünlerin bedelinin karşılanabilmesi için ruhsatlı endikasyonunda reçete edilmesi şartının da bu doğrultuda getirildiği, ayrıca düzenlemede hekimlik mesleğinin icrasına yönelik herhangi bir kısıtlayıcı düzenlemeye yer verilmediği gibi hastanın ilaca erişiminin engellenmediği, Sağlık Bakanlığınca uygun görüş bildirilen ve tıbbi ve bilimsel dayanağı bulunan dava konusu düzenlemenin kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını öngörmekle kamu yararı ile hizmet gereklerine de uygun olduğu sonucuna varılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
C)Dava Konusu Tebliğin 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile ana Tebliğin eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesinin incelenmesi:
Dava konusu düzenleme ile, 24/03/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı bölümüne, "Fosfomisin (oral formları); sadece alt üriner sistem enfeksiyonu tedavisinde 10 gün içinde en fazla 2 saşe kullanılması halinde bedelleri Kurumca karşılanır." şeklinde 28.1 numaralı alt madde eklenmiştir.
Davacı tarafından, fosfomisin etkin maddeli müstahzarların Kısa Ürün Bilgisi (KÜB) incelendiğinde komplike olmayan alt üriner sistem enfeksiyonları ve alt üriner sistem enfeksiyonlarını içeren idrar yolu enfeksiyonlarının diyagnostik ve cerrahi girişim proflaksisinde kullanımlarının mevcut olduğu, dava konusu düzenleme ile davalı idarenin endikasyon kısıtlamasına giderek cerrahi işlem öncesi kullanımı engellediği, böylece hastaların büyük risk altına girdiği ileri sürülmüş.
Davalı idare tarafından, ilacın Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen Kısa Ürün Bilgisinde (KÜB) “idrar yolu enfeksiyonu”na atıfta bulunularak hastada bu enfeksiyonun varlığının şart koşulduğu, söz konusu KÜB bilgisinde “operasyon öncesi profilaksisi (koruyucu)” ya da enfeksiyon varlığı olmaksızın operasyon öncesi proflaksi amacıyla kullanılabileceğine yönelik bir ibare bulunmadığından eczaneler tarafından bu şekilde ilaç verilmesinin söz konusu olamayacağı, fosfomisin etkin maddeli ilacın KÜB bilgisinde ilacın uygulama şekli, uygulama sıklığı ve süresinin belirtildiği, 5510 sayılı Kanun gereği Sağlık Bakanlığının görüşüne başvurularak ve Sağlık Bakanlığının ilgili mevzuatı ve belirlediği kurallara ilişkin düzenlemeler yapıldığı savunulmuştur.
Sağlık Bakanlığı tarafından, dava konusu Tebliğ'in 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile ana Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi (Ek-4/E)'nin, "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesine ilişkin düzenlemenin yayımlanması öncesinde uygun görüş verildiği görülmektedir.
Ancak, fosfomisin etkin maddeli ilaçların kısa ürün bilgisi incelendiğinde (KÜB) (Örn: Dıspari 3g) tıbbi endikasyon olarak idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılacağı, ayrıca idrar yolları ile ilgili olarak yapılan tanı amaçlı veya cerrahi girişimlerin neden olabileceği idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesi amacı ile de kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
Dairemizin 30/12/2024 tarihli ara kararı ile, davalı Kurumca geri ödeme kapsamına alınan fosfomisin etkin maddeli diğer ilaçların (Fosday, Dıspari gibi) Kısa Ürün Bilgisinde (KÜB) idrar yolu enfeksiyonlarının diyagnostik ve cerrahi girişim proflaksisinde kullanılabileceği açıkça belirtildiğinden, fosfomisin etkin maddeli ilaçların idrar yolları ile ilgili olarak yapılan tanı amaçlı veya cerrahi girişimlerin neden olabileceği idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesi amacıyla kullanılıp kullanılamayacağının bilimsel ve tıbbi veriler ortaya konulmak suretiyle net ve tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklanması davalı idareden ve dava dışı Sağlık Bakanlığından istenilmiş; davalı Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen cevapta, söz konusu etkin maddeyi içeren Dıspari, Fosday gibi ilaçların kısa ürün bilgilerinde yer alan endikasyonların söz konusu etkin maddeyi içeren ilaçların referans ilacı olan "Monural granül şase" isimli ilacın 17/10/2014 tarihli ve güncel olmayan KÜB'ünde yer alan endikasyonlar ile aynı olduğu ancak güncel KÜB ile aynı olmadığı güncellenen bilimsel kılavuzlar çerçevesinde referans ilacın ruhsat bilgisinde yer aldığı üzere "diyagnostik ve cerrahi prosedürlerin profilaksisinde" kullanımına ilişkin herhangi bir bilgi olmadığı belirtilmiş; Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından ise, bilimsel danışma komisyonunca değerlendirilen fosfomisin etkin maddeli ilaçların, cerrahi profilaksi rehberlerinde, ürolojik girişim öncesinde fosfomisinin cerrahi profilakside kullanımının yer almakta olduğu, sonuç olarak fosfomisin etkin maddeli ürünlerin ürolojik girişim öncesinde cerrahi profilakside kullanılabileceği belirtilmiştir.
Buna göre, sağlık hizmetleri alanında asli yetkili otorite olan Sağlık Bakanlığınca konuya dair yapılan ara kararına verilen cevaptan da açıkça anlaşılacağı üzere, fosfomisin etkin maddeli ürünlerin ürolojik girişim öncesinde cerrahi profilakside kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, dava konusu düzenleme öncesinde Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınmış ise de, görüşün fosfomisin etkin maddeli ürünün alt üriner sistem enfeksiyonu tedavisinde kullanımına yönelik ve bununla sınırlı olarak verildiği görülmüştür.
Bu durumda, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bünyesinde oluşturulan bilimsel danışma komisyonunca fosfomisin etkin maddeli ilaçların, cerrahi profilaksi rehberlerinde, ürolojik girişim öncesinde fosfomisinin cerrahi profilakside kullanımının mümkün olduğunun açıkça ortaya konulduğu, davalı idare tarafından ise fosfomisin etkin maddeli ürünlerin ürolojik girişim öncesinde cerrahi profilakside kullanılmadığına ilişkin haklılığını ortaya koyacak somut ve bilimsel bir gerekçe sunulmadığı, salt Kurumun düzenleme yapma yetkisine dayanılarak yapıldığı anlaşılan düzenlemenin eksik düzenleme niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından bu yönüyle düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, 1219 sayılı Kanun hükümleri ile 6023 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hekimin muayene ve tetkiklerini yapmak suretiyle hastaya uygulayacağı tedaviyi mesleki bilgisi ve vicdanı ile belirleyeceği, hastanın iyileşmesini sağlayacak ilaç ve diğer tıbbi malzemeyi reçete etme yetkisinin, hastaya uygulanan tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğu, bir başka ifade ile hekimin hastalığın tedavisi için gerekli olan ilaç ve diğer tıbbi malzemeyi reçete etme yetkisinin bulunduğu göz önüne alındığında, hekimlerin mesleki yetkinlikleri doğrultusunda hastasına en uygun tedavi yöntemini seçmesinin de engellenmesi niteliğinde olan dava konusu düzenleme; hastanın sağlık hakkına, hekimin tedavi etme özgürlüğüne ve aynı zamanda hekimin tanı ve teşhis koyma yükümlülüğüne de aykırılık teşkil etmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 16/06/2020 tarih ve 31157 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, aynı Tebliğ eki "Sistemik Antimikrobik ve Diğer İlaçların Reçeteleme Kuralları Listesi"nin (Ek-4/E) "13-Diğerleri" başlıklı maddesine eklenen 28.1 numaralı alt maddesinin eksik düzenleme nedeniyle İPTALİNE,
2. Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal, kısmen ret şeklinde sonuçlandığından aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin ... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!