T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/805
KARAR NO : 2024/659
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/10/2024
KARAR TARİHİ : 17/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davada, davalılardan ... ’nin tacir olması ve TTK kapsamında da faaliyet gösterip bu işten kar elde ediyor olması nedeniyle dava değeri de nazara alınarak Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğunu, müvekkilinin sevk ve idaresindeki ve ...'ne ait ... plaka sayılı motorsiklet ile ...' de sigortalanmış olan (Poliçe No:..) ... Adına kayıtlı sürücü ...' in sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı aracın ... tarihinde ... Caddesi mevkiinde yaralamalı trafik kazasına karıştığını, ...' de sigortalanmış olan ... plaka sayılı ... adına kayıtlı aracın, vekil edenin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorsikletine çarparak vekil edenin ciddi şekilde yaralanmasına neden olduğunu, kaza tutanağından da anlaşılacağı üzere mağdur olan vekil edenin tamamen kusursuz durumda olup, ... adına kayıtlı ... plakalı aracın kırmızı ışık kuralını ihlal ederek 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 47/1-b kuralını ihlal etmiş ve tam ve asli kusurlu olarak söz konusu kazaya sebebiyet verdiğini, kaza ile ilgili olarak Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi' nin ... E. Sayılı dosyası ile dava açılmış olup, sürücü ... TCK' nın 89/1 Maddesi gereği 160 Gün Adli Para Cezası ile cezalandırıldığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, manevi zararının da olduğunu beyan ederek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava, haksız fiile (trafik kazasına) dayalı maddi manevi tazminat talebinden ibarettir.
TC Anayasası m. 142 gereği; Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Yine, TC Anayasası, m. 36/2 gereği; Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Somut dosyaya bakıldığında; davalının tacir olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge yoktur. Bu yönde bir iddia da olmamakla beraber davacı da davalı şirketin tacir sıfatından bahsetmiş, bunun için ticaret mahkemesinde dava açtıklarını beyan etmiştir. Taraflardan birinin sırf tacir olması davaya ticari uyuşmazlık niteliği vermeyeceği gibi davaya ticaret mahkemesince de bakılmasını gerektirmez. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu yönüyle dava nispi ticari dava şartını taşımamaktadır. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin dava da söz konusu değildir. Mutlak ticari davaya vucut veren bir uyuşmazlık da ileri sürülmemiştir. Davalılardan birisinin sigorta şirketi olması halinde benzer uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinde görülme sebebi zorunlu sigortanın/sigorta hukukunun ticaret kanununda düzenlenmesi, TTK da düzenlenen hususlardan doğan davaların mutlak ticari davaya vucut vermesi ve davalılardan bir kısmı için özel mahkemelerin bir kısmı için ise genel mahkemelerin görevli olması halinde özel mahkemenin tüm uyuşmazlığa bakmakta görevli olması dolayısıyladır.
Tüm açıklamalar ışığında, dosyada mahkememizin görevsiz olduğu, Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, usulden ret kararı vermek gerekmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/5065 esas, 2015/6407 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; HMK'nın 115/1 maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2013 tarih, 4-2247 Esas, 1667 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, taraf teşkili yapılmadan, tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından, davanın usulden reddedilmesinde HMK'nın 30. maddesine göre de bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26.05.2015 tarih ve 2014/7272 E., 2015/3936 K. sayılı ilamında da, HMK'nın 30. ve 115/1. madde hükmü uyarınca, davanın her aşamasında, somut olayda henüz taraf teşkili yapılmadan da tensip aşamasında HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle mahkememizce taraf teşkili henüz sağlanmadan görevsizlik yönünde usulden ret kararı verilmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararı, dava kısmi dava olup, kesin olduğundan, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına
3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!