T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/146
KARAR NO : 2024/682
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 26/02/2024
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu taksitli ticari kredi borcunun bir kısmını ödeyemediğinden takibe düştüğünü, Bankanın, İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile ... TL asıl alacak üzerinden takip başlattığını ve %45,36 faiz uyguladığını, dava tarihi itibariyle borcun ... TL olduğunu, Müvekkilinin kullanmış olduğu ticari kredide, ödeme planında görüleceği üzere, temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış olduğundan, Ek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Antalya Bölge Adliye Mahkeme kararında da açıkça belirtildiği gibi “ticari kredilerde her kredi yönünden kredi ödeme planı ve kredi sözleşmesinde akdi ve temerrüt faizleri yazılı ise bu miktar üzerinden, temerrüt faizi konusunda anlaşma yapılmamış ise müşterinin kullanmış olduğu kredi akdi faiz oranın %50 fazlası baz alınarak temerrüt faizi uygulanması gerekeceğini'', müvekkiline yapılan takipte usulüne uygun muacceliyet ihtarnamesi gönderilmediğini ve müvekkiline tebliğ edilmediğini, Asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden, icra dosyasından dava tarihi itibari ile dosya kapak hesabı alınarak, Yargıtay Kararları dikkate alınarak, dava tarihi itibari ile müvekkilinin borçlu olmadığı miktarın tespitini talep ettiğini belirterek, konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına ilişkin asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı il/e dava tarihi itibari ile şimdilik ... TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacının kullanmış olduğu ... Ödeme Planı'nda görüleceği üzere, kredinin aylık akdi faiz oranının %1,89, yıllık faiz oranının %22,68 olduğunu, taraflar arasında imzalanan ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin ... Maddesinde, temerrüt halinde uygulanacak temerrüt faizinin, kredilere işleyecek faiz oranının 2 katı üzerinden hesaplanacağının belirtildiğini, dolayısıyla, dava konusu krediye ilişkin olarak uygulanacak faiz oranının, yıllık %22,68 olan akdi faizin iki katı olan %45,36 olduğunu, Borçlunun temerrüdünün koşullarını düzenleyen TBK’nın 117. Maddesinde ifade edildiği üzere, taraflar anlaşmayla borcun ifa edileceği günü belirlemiş ise o gün ödeme yapılmaması halinde borçlunun mütemerrit sayılacağını, Kat olan dava konusu ... no.lu taksitli ticari kredinin geri ödemesinin kesin vadeli taksit planına bağlandığını, dolayısıyla, borçlunun temerrüdü için ödeme planındaki taksitin vadesinin geçerek gecikmeye girmesinin yeterli olduğunu, taksitin gecikmeye girmesi ile genel kredi sözleşmesinin ... Maddesi uyarınca geciken taksit tutarına %45,36 oranında temerrüt faizi işletilmeye başlanacağını, ödeme planı incelendiğinde borçlunun krediye hiç ödeme yapmadığının görüldüğünü belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, menfi tespit talebinden ibarettir.
Dava dilekçesindeki anlatım içeriği dikkate alındığında, talebin asıl alacak ve faize yönelik menfi tespit talebi olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012)
İlkesel olarak yargı kararlarına bakıldığında; Kısmi menfi tespit davası açılamaz. Böye bir durumda, mahkemece harcın tamamlattırılması gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2016/20400 E., 2018/5505 K., 2012/8341 E, 2013/3997 K, 2015/14071 E, 2016/2564 K, 2015/7720 E, 2016/4845 K, 2016/7775 E, 2017/4600 K, 2016/14070 E, 2017/7936 K, 2016/19417 E, 2018/4868 K, 2017/2989 E, 2019/798 K sayılı emsal ilamları ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2019/151 E, 2019/1938 K sayılı emsal ilamı)
Ancak, somut olayda, talep asıl alacak ile birlikte faiz oranına ve dolayısıyla sonuç miktara ilişkin olduğundan kısmi dava açılmasında bir usulsüzlük yoktur.
Menfi tespit davalarında tarafların haklılık durumunun dava tarihi itibariyle tespiti gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2018/3676 E, 2020/106 K; 2017/3407 E, 2019/2006 K; 2014/20597 E, 2015/11667 K)
İcra dosyası uyap üzerinden dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce aşamalarda Yargıtay kararları da dikkate alınarak, delil ve belgeler toplanarak, bir bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır.
... tarihli bilirkişi raporunda özetle; asıl alacak ve faiz miktarının aynı olduğu hesaplanmış, sonuçta çıkan farkın ise vekalet ücreti, tahsil harcı, BSMV kalemlerinden olduğu anlaşılmıştır. Bu kalemlerden oluşan fark ise ... TL'dir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi sunmuş ve talebini ... TL'ye yükseltmiştir.
Anlatıldığı üzere, talep asıl alacak ve faize ilişkin olup, bu miktarlardan ise borçlu bulunmayan bir miktar raporda ortaya çıkmamıştır.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ışığında, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan harçların mahsubu ile hazineye gelir kaydına, harçların davacı üzerinde bırakılmasına, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ...'nın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/10/2024
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!