WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Mayıs 2026

ANKARA BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI 31. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/141 Esas
KARAR NO : 2024/470

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali İstemli
DAVA TARİHİ : 28/02/2022
KARAR TARİHİ : 04/07/2024

DAVA : Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde ; müvekkilinin davalı ... Aş 'de hissedar olduğunu, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin... E. Sayılı dosyasında 08.04.2021 tarihli , ... K. Sayılı kararı ile ...'nun hastalığı nedeni ile TMK. 404/1 maddesi gereğince kısıtlanmasına ve ...'ın Vasi olarak atanmasına karar verildiğini, davalı şirketin 2 Aralık 2021 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, ...’nun vasisi sıfatı ile genel kurul davetinin vasi ...'a yapılması ya da vesayet mahkemesi olan ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne bildirilmesi gerektiğini, 02.12.2021 tarihinde yapılan şirket genel kurulu toplantısına vasi olarak davet edilmediğini aynı zamanda yapılan genel kuruldan da ne vasi ne de vesayet mahkemesinin haberdar edilmediğini, hissedar olan ... şirket genel kurulunda temsil edilmediğini, şirket temsilcileri vasi atanması ile ilgili davada müdahil olduklarını bu nedenle vasi olarak ...'ın adresi ile vesayet mahkemesini bildiklerini ancak şirket temsilcileri şirket genel kurulundan vasi olarak ...'ı ve vesayet mahkemesini haberdar etmediklerini ve şirket ortağı olan kısıtlının genel kurulda temsil edilmemesine neden olduklarını, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasının 10.01.2022 tarihli kararında “Kısıtlının hissedarı olduğu diğer şirketlerin geçici vasiye veya mahkememize bildirim yapılmaksızın genel kurulların yapılması halinde kısıtlının hak ve menfaatlerinin korunması ve ilgili şirketlerin genel kurul yapmaları için hukuki işlemleri başlatmak, genel kurulların yapılmamış olması halinde ise kısıtlının temsil ve oy hakkının kısıtlandığı , hak ve menfaatlarının temsili sağlanamadığı nazara alınarak ilgili genel kurulların iptali yönünde hukuki işlemler yapmak, dava açmak üzere geçici vasi ...’a yetki ve izin verilmesine (iş bu belgenin yetki ve izin belgesi yerine geçmesine )" şeklinde karar verildiğini bu nedenle Genel Kurulda alınan kararların iptali konusunda vasiye yetki verilmiş olduğunu, şirketçe yapılan 02.12.2021 tarihli genel kurul davetlerinin usulüne uygun bir şekilde vasi olarak ...'a ya da vesayet makamına bildirilmemesi nedeniyle kısıtlının genel kurulda temsil edilerek hak ve menfaatlarının korunmasının sağlanamaması nedeni ile genel kurulda alınan kararların iptalini istemiş ve Kısıtlı ...'nun hak ve menfaatlerinin korunmasının sağlanması için tüm yasal başvuru hakları saklı kalmak kaydı ve şartı ile davalı şirketin 02.12.2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde ; TTK’nın aradığı iptal sebeplerinin yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, 02.12.2021 tarihli genel kurulda alınan kararlarda herhangi bir iptal nedeni bulunmadığını, müvekkili şirketin pay sahipleri tarafından gerçekleştirilen 02.12.2021 tarihli Genel kurul toplantısı ve alınan kararlar TTK’nın 445. Maddesi kapsamında herhangi bir aykırılık barındırmadığını ve bu sebeple de iptal edilebilir olmadığını, 6102 sayılı TTK’nın 446/1 maddesinin “b” bendi gereği genel kurul kararlarına karşı iptal davasının; çağrının usule göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri tarafından açılabileceğinin düzenlendiğini, TTK'nın iptal sebeplerinin 445.maddesinde ise iptal davasının kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olan Genel Kurul kararları aleyhine açılabileceği hükme bağlandığını müvekkili şirketin pay sahipleri tarafından gerçekleştirilen 02.12.2021 tarihli Genel kurul toplantısı ve alınan kararların bu madde karşısında herhangi bir aykırılık barındırmadığını , müvekkili şirketin genel kurul toplantısında usulüne uygun çağrı ile toplandığını, genel kurulda alınan kararların, davacının iddia ettiğinin aksine usul ve esas hükümlerine uygun olduğunu, davacı tarafın TTK 445'e göre genel kurul kararının iptali nedenlerine dayandığını ancak bu hususu ispatlaması gerektiğini, TTK 446'da yer alan iptal davası açabilecek kişiler arasında olması gerektiğini ancak iki unsur da gerçekleştirilememiş olduğunu, davacı tarafın genel kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğine dair hiçbir kanıt sunamadığını bununla beraber 446'da yer alan dava açabilecek kişi şartı da gerçekleşmediğini, Genel Kurul kararlarının iptal sebeplerinin TK m. 445 ‘de düzenlendiğini, iptal sebeplerinin kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık olarak düzenlendiğini, TTK’da dürüstlük kuralları yerine afakî iyiniyet kuralları ibaresi yer almadığını, genel kurul kararının iptaline karar verilebilmesi için öncelikle sakat da olsa doğmuş bir genel kurul kararının ve ayrıca bu üç koşuldan birinin mutlaka bulunması gerektiğini, TTK'nın iptal sebeplerinin sayıldığı 445.maddesinde iptal davasının kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olan Genel Kurul kararları aleyhine açılabileceği hükmüne bağlandığını, davacı tarafın , somut olayda alınan genel kurul kararlarının TTK.m.445’de sayılan iptal sebeplerine; kanuna, şirket esas sözleşmesine veya iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiasında bulunduğunu ancak bu iddiasını ispat etmeksizin ve herhangi bir ispat vasıtası belirtmeksizin yalnızca soyut ve genel-geçer beyanlar ile iptalini talep ettiklerini, genel kurul kararının iptali istenirken, hangi iptal sebebine dayandırıldığının da belirtilmesi gerektiğini, somut olayda davacı vasinin, iptal sebebini belirtmemiş olduğunu, genel kurul kararının iptalini gerektirecek somut bir husus varmış gibi beyanda bulunduğunu, davaya konu iptal sebebinin ispatlanması gerektiğine dair Yargıtay’ında aynı görüşte olduğunu, Yargıtay'ın bu görüşü destekler , Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/2276 E. , 2021/3426 K. Sayılı kararı , Yargıtay 11.HD 24.6.2013 tarihli, 2012/16227 E. Ve 2013/13183 K. Sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/5969 E., 2021/3722 K. Sayılı kararı bulunduğunu, davacı tarafın genel kurul kararının iptalini talep ederken kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı bir karar olduğunu iddia etmesinin tek başına yeterli olmadığını ve TTK 446-1/b'ye dayanarak da yalnızca bu yönden genel kurul kararını istemesinin mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatlarında TTK 445 ve 446'daki aykırılıkların bir arada bulunması gerekmekte olduğunu, davaya konu olaydı ise davacı vasi ilgili madde hükümlerine de aykırılığı ispat edemediğini, ilgili hükümlerin bir arada olması, genel kurul kararının iptal edilebilmesi açısından gerekli olan şart olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/4647 E. ,2019/3855 K. Sayılı kararında ; "...tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir karar yönünden inceleme yapılması sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...." denildiğini ve yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/6268 E., 2018/353 K. Sayılı kararında; "Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde olağan genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılamaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davacıya iptal davası açma hakkı verir ancak tek başına bu aykırılık genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmaz. Bu itibarla, mahkemece TTK 446/1-b ve 445. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." denildiğini, müvekkili şirketin, usulüne uygun çağrı yapmış olduğunu, genel kurul toplantısında usulüne uygun çağrı ile toplanmak suretiyle kararlar alındığını, müvekkilinin 02.12.2021 tarihinde yapılacak genel kurula ilişkin olarak 22.10.2021 tarihinde çağrılı genel kurul yapılmak üzere yönetim kurulu kararı alındığını akabinde söz konusu karar 28.10.2021 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığını, TTK Hükümleri ve esas sözleşmeye uygun şekilde genel kurul çağrısı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanması ile birlikte tüm paydaşlara iadeli taahhütlü mektup ile çağrı kağıdı gönderildiğini, paydaş ...’na usulüne uygun çağrının yapıldığını, davacı tarafa ...’na vasi atandığını bu durumun şirket temsilcileri tarafından bilindiğini bu sebeple vasinin çağrılmayarak yapılan genel kurul toplantısının iptalini talep ettiklerini ancak davacı vasi 08.04.2021 tarihinde geçici vasi olarak atandığını, 01.06.2021 tarihinde vesayet makamına verdiği dilekçede ...’nun müvekkili şirketteki ortaklığını tespit ettiğini bildirdiğini ancak bu hususta ...’nun temsili yönünde hiçbir girişimde bulunmadığını, vesayet makamı tarafından müvekkili şirkete vasinin yetkilendirildiğine yönelik bir bildirim yapılmadığını, davacı vasinin 30.11.2021 tarihinde vesayet makamına başvurarak ...’nu temsil etmek adına kendisine yetki verilmesini talep ettiğini, yetkinin ise davacı vasiye 03.12.2021 tarihinde genel kuruldan 1 gün sonra verildiğini, genel kurul yapılmasına yönelik kararın alındığı yönetim kurulu kararı tarihi olan 20.10.2021 tarihi ile genel kurulun yapıldığı tarih olan 02.12.2021 tarihleri arasında davacı vasinin ...’nu temsil etmesi yönünde bir yetkisi yahut ...’nun kısıtlandığı ve bu hususta yapılacak tüm bildirimlerin vesayet makamına yapılması gerektiği yönünde müvekkili şirkete gelen yahut ilan edilen bir karar bulunmadığını bu sebeple müvekkili şirket tarafından ...’na yapılan bildirimin geçerli olduğunu, ... hakkında, çocuklarından ...’nun talebi üzerine ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas –... Karar sayılı dosyası kapsamında ... vasi olarak atandığını ancak kısıtlama kararına ve vasinin şahsına dair diğer çocukları olan ..., ... ve ...’nun ve diğer ilgili kişilerin yapmış olduğu itiraz ve istinaf başvuruları nedeniyle kararın henüz kesinleşmediğini, toplantının usulüne uygun olarak 22.10.2021 tarihinde genel kurula çağrı yapılması ve ortaklara iadeli taahhütlü mektup ile gönderilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, davacı vasinin vasi atandığı tarih 08.04.2021 olsa da, genel kurul toplantısına katılma yetkisi bakımından davacı vasiye ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 03.12.2021 tarihinde yetki verildiğini, davacı vasi kendisinin çağırılmadığından dolayı iptalini istediği kararların verildiği genel kurulun tarihi olan 02.12.2021 de genel kurula katılmaya yetkili olmadığını, vasi, kısıtlının hissedarı olduğu müvekkili şirketin ve diğer şirketlerin genel kuruluna katılma yetkisini mahkemeden, genel kurulun yapıldığı tarihten sonra 03/12/2021 tarihinde aldığını, davacı vasi 02.12.2021 tarihli toplantıya vasi olarak davet edilmediğini ve genel kuruldan vasinin ve vesayet mahkemesinin haberdar edilmediğini iddia ettiğini, genel kurul toplantısı usulüne uygun olarak 28.10.2021 tarihinde çağrı yapılma ve ortaklara iadeli taahhütlü mektup ile bildirim yapma suretiyle duyurulduğunu, davacı vasi dava dilekçesinde müvekkili şirket yetkililerinin ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... esas numaralı dosyasında taraf olduklarını ve bu sebeple kısıtlıya vasi atandığını bildiklerini iddia ettiklerini, müvekkili şirket temsilcilerinden bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu bu nedenle dava dilekçesinde yer alan iddialar kabul edilse dahi müvekkili şirket temsilcileri davacı vasinin bu hususta yetkili kılınmadığını, vasinin kısıtlıyı temsil etmediği hususu şirket temsilcileri tarafından da bilindiğini, müvekkili şirketin ortaklarından olan kısıtlı ...’na bir vasi atandığının bilindiği ile birlikte vasinin kısıtlı olan ...’nun şirketler yönünden temsili yönünde yetkili olmadığının da bilindiğini, davacı vasi ortakları müvekkili şirket ile aynı olan ... A.Ş.’nin genel kuruluna katılmak üzere vesayet makamından yetki talep ettiğini ve aldığı yetki ile şirket genel kuruluna katılım sağlandığını, genel kurul toplantısının, vasinin genel kurul toplantısına katılma yetkisinin bulunmadığını ve toplantılara katılmaya yetkisi bulunmayan vasinin davaya konu yapılan genel kurulun iptalini isteme hakkınında bulunmadığını, davacı vasinin kısıtlının hangi şirketlere ortak olduğu bilgisi kendisinde mevcut olduğunu, vasi şirketlerin genel kuruluna katılma ve kısıtlıyı temsil etme hususunda 08.04.2021 tarihinde atanmış olduğunu ancak 30.11.2021 tarihinde kısıtlıyı ortağı olduğu şirketlerde temsil etmek adına vesayet makamı olan ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne talepte bulunduğunu, vasi kendisinin yapmakla yükümlü olduğu işi yapmadığını , vasi yetkisiz olduğunu ve katılsa bile mahkemeden hangi yönde oy kullanacağına dair bir yetki almadığından karara etkili olamayacağını, doktrinde “etki kuralı”, yapılan çağrı usulüne, gündemin ilanına ve genel kurula katılım haklarına aykırılıkların kararın alınmasına etkili olması olarak tanımlandığını, etki kuralı, yapılan çağrı usulüne, gündemin ilanına ve genel kurula katılma haklarına aykırılıkların, kararın alınmasına etkili olmasını ifade ettiğini, etki kuralıyla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/4971 E. , 2020/2971 K. Sayılı , Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1366 E. , 2020/4391 K. Sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/4590 E. , 2019/3495 K. Sayılı kararlarının bulunduğunu, vasinin, kısıtlının pay sahibi olduğu başka bir şirket olan ... Tic. A.ş.’nin 30.12.2021 tarihli 2020 yılı olağan genel kurul toplantısına yetkisiz şekilde katıldığını ve hatalı oy kullandığını, ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...e. sayılı dosyasından pay sahibi ... tarafından kararların butlan ve iptaline ilişkin dava açıldığını ve genel kurulun tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, Vasi .... kısıtlının pay sahibi olduğu şirketin 30.12.2021 tarihli 2020 yılı olağan genel kurulunda kısıtlının hisselerinin temsili için birlikte çalıştığı ...’e yetki verilmesini talep ettiğini, mahkemeden olumlu ya da olumsuz oy kullanacağına ilişkin bir bilirkişi incelemesi talep etmediğini , divan kurulu seçimine dair “2” nolu gündem maddesinin oylamasında hatalı oy kullandığını, divan oluşumunda alınan kararda yetkisiz vasi de kendi lehine oy kullandığını ve kullandığı oy ile divan oluşumu için yetersayı sağlandığını, vasi divan seçimi için oy kullanırken ; şirket ana sözleşmesi ve kanun hükümlerine aykırı davrandığını, şirket pay sahiplerinden ... tarafından yetkisiz katılım ve hatalı oy kullanımı nedenleri ile dava açıldığını, ihtiyati tedbir talep edildiğini, mahkemece genel kurul toplantısının tedbiren durdurulmasına karar verildiğini ve davanın devam ettiğini, vasinin genel kurulda oy kullanmak için yeterli bilgiye sahip olmadığını, mahkemeden de genel kurulda hangi yönde oy kullanacağına dair bilirkişi raporu istemesi gerektiğini ancak bunu talep etse bile söz konusu genel kurul tarihine söz konusu rapor yetişmesi mümkün olmayacağını, şirket genel kurullarında kısıtlıyı temsilen oy kullanmak, özellikle ibra oylamalarında finansal tablo ve bilanço okuma bilgisini gerektirdiğini, vasinin şirket yönetimi konusunda tecrübeli bir kişi olması gerektiğini gösterdiğini yine vasinin şirketin ticari sırrı niteliğindeki bilançoları, bir mali müşavire danışarak bilgi almasının da mümkün olmadığını bu durumun vasinin, kısıtlının malvarlığına dair sırlarını 3.kişilerle paylaşmasına neden olacağını, vasinin sır saklama ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi sonucunu doğuracağını, genel kurul toplantısına çağrı 22.10.2021 tarihinde yapıldığını, davacı vasi kendisine genel kurul toplantısına katılabilmesi yönünde talebini 30.11.2021 tarihinde sunduğunu, genel kurul toplantısı ise bu tarihten 2 gün sonra yapıldığını, bilirkişi raporu istemesi gereken vasinin söz konusu tarihte raporu da yetiştirmesi mümkün olmadığını, her hakkın kullanımında olduğu gibi, iptal davası açma hakkı da dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılması gerektiğini, bu hakkın sırf şirketi zarar ettirmek veya davacıların kişisel isteklerini şirkete zorla kabul ettirmek için bir baskı aracı olarak kullanılamayacağını, kötü niyetle dava açılması hali TTK 451. Maddede düzenlenmiş olduğunu ve şirketin uğradığı zararlardan iptal davası davacıları müteselsilen sorumlu olduğunu, kanun koyucunun bu hükümle genel kurul kararlarına karşı kötü niyetli dava açılmasını engellemek istediğini, davaya konu olayda davacı vasi, TTK 445 ve 446-1/b hükümlerinden hiçbirine hukuki dayanak sunamadığını, iddialarını ispatlayamadığını, genel kurul kararının iptali için kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyiniyete aykırılık hususları gerekmekte olduğunu ve bununla beraber davacının TTK 446’da yer alan genel kurul kararının iptalini isteyebilecek kişilerden olmasının aranması gerektiğini ayrıca TTK hükümleri ve Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere TTK 445 ve 446’da yer alan hükümler birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek TTK'nun 451.maddesi uyarınca, şirketin bu sebeple uğradığı ve/veya uğrayacağı tüm zararların tazminini talep haklarının ileriye dönük olarak saklı tuttuğunu beyan ettiklerini ve huzurdaki davanın ve davacı yanın tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava , davalı şirketçe 02 Aralık 2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemli davadır.
Deliller : ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E sayılı dosyası, Davalı şirketce yapılan 02.12.2021 tarihinde yapılan genel kurul tutanağı ve hazirun cetveli, yapılan genel kurulla ilgili Şirketce Genel kurul gün ve gündeminin bildirilmesi ile ilgili genel kurul davet mektupları, Şirket ortaklar pay defteri, sicil kaydı, bilirkişi incelemesi.
Uyuşmazlık noktaları ; Davalı şirketçe 02/12/2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna , ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, iptali gerekip gerekmediğinin tespiti noktalarında toplanmaktadır.
02/12/2021 tarihli 2020 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde " ... ŞİRKETİ'nin Yönetim Kurulunun 22.10.2021 tarihli kararı uyarınca yapılan çağrı üzerine, 2020 Yılına ait Genel Kurul Toplantısı, 02 Aralık 2021 Perşembe günü saat: 13:30'da, Şirket merkezi olan ... adresinde, T.C. Ticaret Bakanlığı ... Ticaret İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve .... sayılı yazılarıyla görevlendirilmiş Bakanlık Temsilcisi Sayın ...'un gözetiminde yapılmıştır. Toplantıya ait çağrı; kanun ve esas sözleşmede öngörüldüğü gibi ve gündemi de ihtiva edecek şekilde, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin ... tarih ... sayılı nüshasında ilân edilmek suretiyle ve ayrıca nama yazılı pay sahiplerine 10/11/2021 tarihinde ... Posta İdaresinden iadeli taahhütlü mektupla, toplantı gün ve gündeminin bildirilmesi suretiyle süresi içinde yapılmıştır. Hazır bulunanlar listesinin tetkikinde, şirketin 500.000 TL'lık sermayesine tekabül eden 5.000 adet hisseden; toplam itibari değeri 100.000 TL olan, 1.000 payın temsilen, topl. bari değeri 320.000 TL olan 3.200 payın asaleten olmak üzere toplam 4.200 adet payın toplantıda temsil edildiği ve böylece gerek Kanun gerekse esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun anlaşılması üzerine toplantı Yönetim Kurulu Başkanı Sayın ... tarafından açılarak gündemi görüşülmesine geçildi. Yönetim Kurulu Başkanı Sayın ..., Yönetim Kurulu diğer üyelerinin çoğunluğunun hazır bulunduğu, ayrıca toplantı mahallinde hazır bulunması gerekli belgelerin de mevcut olduğu ve herhangi bir itirazın da vuku bulmadığı görül ... söz alarak, babası ... hakkında vasi atanmasına ilişkin ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... sayılı 08.04.2021 tarihli kararını sunarak, vasiye genel kurul toplantısının tebliğ edilmediğini ifade ederek tutanağa geçilmesini talep etti. Karar fotokopisi +dosyasına konulmak üzere alındı. ... ve Yönetim Kurulu üyesi ... söz alarak: “Vasi atama kararı henüz kesinleşmediğinden, vasilik kararı ilan liğinden ve mahkemece şirket genel kuruluna katılma ve şirket paylarını temsil yetkisi verilmediğinden, vasinin ortak ...'nu temsilen genel kurula katılma, hazirun cetvelini imzalama ve oy kullanma hakkı ve yetkisi bulunmadığından ortak ...'na tebliğ edilmiştir. Tutanağa şerhini talep ediyoruz.” Dedi. 1- Divan Teşekkülü gündem maddesine geçildi. Toplantı Başkanlığı için Yönetim Kurulu Başkanı ... tarafından ...; ... tarafından ... aday gösterildi Bu esnada Ortaklardan ... ve ...'nu temsilen ... tarafından Bakanlık Temsilcisine tutanağa geçirilmek üzere 02.12.2021 tarihli yazılı önerge sundu. “Divan başkanlığına aday gösterilen ...'ün grup şirketlerinin önceki genel kurullarında aleni şekilde sergilemiş olduğu taraflı tutum ve şirket pay sahiplerinin kanun ve esas sözleşme uyarınca sahip olduğu yönetimde temsil edilme imtiyazlarını kullandırmamaya yönelik çalışmaları, bu doğrultuda çoğunluk pay sahiplerinin talimatıyla hazırladığını ikrar ettiği belgelerin ortaklarca biliniyor olması, genel kurul toplantılarının yönetimi bakımından tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle itiraz ediyoruz.” Şeklindeki önergesi tutanağa geçirildi. Toplantı Başkanlığına ...'ün seçilmesi hususu oylamaya sunuldu, 1.800 olumsuz oya karşılık 2.400 olumlu oyla kabul edildi. ...'in seçilmesi hususu oylamaya sunuldu, 1.800 olumlu oya karşılık 2.400 olumsuz oyla red edildi. Yazmanlığa ... divan başkanı tarafından atandı. 2020 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu okunması ve İhüzkkehisi Yündetn Maddesine geçildi. Yönetim kurulu faaliyet raporu daha önce ortaklara gönderildiği için okunmuş sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Görüşmeye geçildi. Söz alan olmadı. 3- Bilanço ve Gelir-Gider Hesaplarının okunması, müzakeresi ve tasdiki gündem maddesine geçildi. Bilanço ve Gelir-Gider Hesaplarının daha önce ortaklara gönderildiği için okunmuş sayılmasına katılanların oybirliği ile karar verildi. Görüşmeye geçildi. Söz alan olmadı. Bilanço ve Gelir-Gider Hesaplarının onaylanmasına katılanların oybirliğiyle karar verildi. 4- Yönetim Kurulu üyelerinin ibraları hususunun görüşülmesi gündem maddesine geçildi. Bakanlık Temsilcisi söz alarak TTK md. 436 hükmüne göre oylama yapılması gerektiğini hatırlattı. Bu esnada ...'nu temsilen..., söz alarak; “25.12.2020 tarihine kadar bir yönetim kurulu, daha sonra başka bir yönetim kurulu görev yaptığından her iki dönem yönetim kurulunun ve her üyenin ayrı ayrı ibralarının oylanmasını talep ederim” dedi. Bu önerge oylamaya sunuldu, Katılanların oybirliği ile kabul edildi. Yapılan oylamada, 25.12.2020 tarihine kadarki Yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra oylamasında oy verme yasağı nedeniyle, Yönetim kurulu üyelerinin her biri sahibi oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak, yapılan oylamada; ...'nun ibrasına 1.600 olumlu oy (..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...) , ...'nun ibrasına 1.600 olumlu oy (..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...) , ...'nun ibrasına 1.600 olumlu oy (..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...), ...'nun ibrasına 1.800 olumlu oy (..., ...), 2.400 olumsuz oy (..., ..., ...), ...'nun ibrasına 1.000 olumlu oy (...), 2.400 olumsuz oy (..., ..., ...), ...'nun ibrasına 1.800 olumlu oy (..., ...), 2.400 olumsuz oy (..., ..., ...), “...'ün ibrasına 2.400 olumlu oy (..., ..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...) Kullanılmıştır. Yapılan oylamada, 25.12.2020 tarihinden sonraki Yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra oylamasında oy verme yasağı nedeniyle, Yönetim kurulu üyelerinin her biri sahibi oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak, yapılan oylamada; ...'nun ibrasına 1.600 olumlu oy (..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...), ...'nun ibrasına 1.600 olumlu oy (..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...), ...'nun ibrasına 1.600 olumlu oy (..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...), ...'nun ibrasına 1.800 olumlu oy (..., ...), 2.400 olumsuz oy (..., ..., ...), ...'nun ibrasına 1.000 olumlu oy (...) 2.400 olumsuz oy (..., ..., ...), ...'nun ibrasına 2.400 olumlu oy (..., ..., ...) 1.800 olumsuz oy (..., ...), ...'ün ibrasına 2.400 olumlu oy (..., ..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...) Kullanılmıştır. 5-Yönetim kurulu üyelerine ücret ve huzur hakkı verilmesi hususunun görüşülmesi gündem maddesine geçildi. Ortaklardan ...'nun Yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ve/veya ücret ödenmemesi yönündeki sözlü önerisi oylamaya sunuldu. Katılanların oybirliği ile önerge kabul edildi. 6 -Kar Dağıtımı ile ilgili teklifin görüşülmesi ve karar alınması gündem maddesine geçildi. Kar dağıtımı teklifi, Yönetim Kurulu Faaliyet raporunun içinde yer almakta olup, görüşmeye geçildi. ... söz alarak, “Dövizin yükselmesi nedeniyle, kar dağıtımının yapılmamasını teklif ediyorum” dedi. Önerisi oya sunuldu. 2.400 olumsuz oy (..., ..., ...), 1.800 olumlu oy (..., ...) ile öneri reddedildi. Yönetim Kurulu faaliyet raporunda önerildiği haliyle, 2020 yılı şirket karından Yasal yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısım ile geçmiş yıl karlarından ayrılan olağanüstü yedeklerden de yasal yedek akçeler ayrıldıktan sonra 1.100.000 TL'lik kısmın kalma oylamaya sunuldu. 2.400 olumlu oy (..., ..., ...), 1.800 olumsuz oy (..., ...) ile kabul edilmesine karşılık, Esas sözleşmenin 12.4. Maddesi uyarınca kar dağılımına ilişkin karar yeter sayısı toplam sermayenin *459'u olduğundan karar yeter sayısına ulaşılamamıştır. ... söz alarak “Yönetim kurulunda kar dağıtım önerisine imza atan ortağın daha sonra kar dağıtımına karşı çıkmasının çelişki olduğunun tutanağa yazılmasını talep ediyorum” dedi. ... söz alarak, “Yönetim Kurulundaki ortaklar, genel kurulda kararlarını değiştirme hakkına sahiptir. Yönetim kurulu kararı tavsiye niteliğindedir. Son karar genel kurulundur.” dedi. ... söz alarak, “Yönetim Kurulu karar aldığı zamandaki Euro kuru 11 civarındaydı. Şu anda 15 olmuştur. Kar dağıtımının şu an için uygun olmadığını düşünüyorum” dedi. 7- Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nun 395 ve 396. maddelerinde yazılı muameleleri ifa hususu müzakeresi gündem maddesine geçildi. Yönetim Kurulu Üyelerine, Şirket ve bağlı ortaklıkları ile çıkar çatışmasına neden olabilecek nitelikte işlem yapabilmeleri, rekabet edebilmeleri, Şirketin konusuna giren işleri bizzat veya başkaları adına yapabilmeleri ve bu nev'i işleri yapan şirketlerde ortak olabilmeleri hususunda Türk Ticaret Kanunun 395 ve 396. Maddeleri gereğince katılanların oybirliği ile izin verildi. 8- Dilek ve temenniler gündem maddesine geçildi. Söz alan olmadı. Toplantıda görüşülecek başka konu olmadığı görülerek toplantıya Toplantı Başkanı tarafından son verildi...." şeklinde karar alındığı görülmüştür.
02/12/2021 tarihli 2020 yılı olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli incelendiğinde, davalı şirketin sermayesine göre paylarının toplam itibari değerinin 500.000,00TL olduğu görülmüş olup genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde buna göre toplam hisse miktarının 5000 olduğu toplantıya katılmayan ...'nun buna göre pay oranının 800 hissiye denk geldiği, ...'nun toplantıya katılmadığı, ...'nu temsilen vekaleten ...'nun , ...'nun asaleten, ...'nun asaleten, ...'nun asaleten , ...'nun da asaleten olağan genel kurul toplantısına katıldığı ve karşılığında imzaları alınmıştır.
... 2 Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas... karar 08/04/2021 tarihli kararı incelendiğinde, davanın mahiyetinin hastalık nedeniyle, TMK'nın 405/1. maddesi gereğince, vasi atanması için açılan, vesayet davası olduğu, davacısının ... , asli müdahillerin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... olduğu, kısıtlının ... olduğu, vasi adayının... vasinin ise ... olduğu, yapılan yargılama sonucunda, Davacı ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ... Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ... Vekili ile vasi adayı ... ile ...'ın yüzüne karşı açılan davanın kabulüne karar verilerek, ... de nüfusa kayıtlı ... ve ... oğlu, Eskişehir 20/10/1920 doğumlu , ... TC Kimlik numaralı ...'nun hastalığı nedeniyle, TMK'nın 405/1 maddesi gereğince kısıtlanmasına ve Kendisine, ...' BSN:84 de nüfusa kayıtlı ... ve ... oğlu, ... 02/06/1982 doğumlu ... TC Kimlik numaralı, ... Barosu Avukatlarından ...'ın vasi olarak atanmasına yüzlerine karşı karar verildiği dolayısı ile davacı ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ..., Asli Müdahil ... Vekili ile vasi adayı ... ile Vasi...'ın vasi kararından haberdar oldukları görülmüştür.
Vesayet mahkemesi olan ... 2 Sulh Hukuk Mahkemesinin...esas sayılı dosyasından verilen 10/01/2022 tarihli ara kararının 4 nolu bendinde "4-Kısıtlının hissedarı olduğu diğer şirketlerin geçici vasiye veya Mahkememize bildirim yapılmaksızın genel kurullarının yapılmaması halinde kısıtlının hak ve menfaatlerinin korunması ve ilgili şirketlerin genel kurul yapmaları için hukuki işlemleri başlatmak, genel kurulların yapılmamış olması halinde ise kısıtlının temsil ve oy hakkı kısıtlandığı, hak ve menfaatlerinin temsili sağlanamadığı nazara alınarak ilgili genel kurulların iptali yönünde hukuki işlemler yapmak, dava açmak üzere geçici vasi ...'a yetki ve izin verilmesine, (iş bu ara kararın yetki ve izin belgesi yerine geçmesine)" şeklinde belirtilen hususlarda karar verilmiştir.
Davalı şirketin sicil kaydı alınıp incelendiğinde, yönetim kurulu üyelerinin ... olduğu görevinin yönetim kurulu başkanı temsil şeklinin ise müştereken olduğu, ...'nun görevinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ...'nun görevinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ...'nun görevinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ...'ün görevinin yönetim kurulu üyesi olduğu, ...'nun görevinin yönetim kurulu üyesi olduğu temsil şeklinin ise müştereken olduğu, ...'nun ise görevinin yönetim kurulu üyesi olduğu temsil şeklinin ise müştereken olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizin 07/07/2022 tarihli duruşmasında , davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde HMK 218 maddesine göre yerinde inceleme yapılarak uyuşmazlık konuları hususunda gerekçeli ve denetime el verişli rapor tanzım edilmesi için dosyanın mahkememizce reesen tespit edilecek bir mali müşavir ve ticaret hukuku alınanda nitelikli hesaplama uzmanına tevdine karar verilmiştir.
Mali müşavir ve ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanından alınan ve mahkememize ibraz edilen 27/09/2022 tarihli kök raporda " Bilindiği üzere, her anonim şirket pay sahibinin Kanuna, esas mukaveleye veya afaki iyi niyet kurallarına aykırı genel kurul kararlarına karşı, TTK md. 445'de (mülga TTK md.381) öngörülen iptal davasını ikame etme hakkı vardır. Ancak pay sahiplerinin iptal davası açabilmeleri TTK.'nun 446. maddesi uyarınca bazı koşullara tabi tutulmuştur. Bu koşullar uyarınca; a) ancak toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahipleri ile, b) toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri iptal davası açmaya yetkilidir. Davacı pay sahiplerinden ... davalı şirketin genel kuruluna katılmadığı için iptal davası bakımından kararda olumsuz oy kullanmış ve muhalefetini tutanağa geçirtmiş olma şartı aranmayacaktır. Bu durumda TTK md. 446 da yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun incelenmesi gerekmektedir. Anılan hükme göre toplantıya katılmayan pay sahibi çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediği gerekçelerinden birisine istinaden yani usuli bir eksikliğe dayalı olarak da iptal davası açabilir. Somut olayda davacı çağrının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürmektedir. O halde öncelikle çağrının usulüne uygun yapılıp ya pılmadığı ortaya konulmalıdır. Zira çağrı usulünde bir aykırılık yok ise pay sahibi katılmakta serbest olduğu genel kurul kararlarının iptalini talep edemez. Buna karşı çağrı usulünde aykırılık varsa duruma göre kararlar sırf bu usuli eksiklik nedeniyle iptale konu olabilir. Ancak Yargıtay'ın bugüne kadar yerleşik uygulaması bu tip usuli aykırılıkları iptal davası açabilmenin bir şartı olarak kabul etmek yönünde gelişmiştir. Bir başka ifade ile usuli aykırılık genel kurul kararının iptaline yol açmaz sadece dava hakkı verir. Pay sahibi ayrıca kanuna esas sözleşmeye veya iyi niyet kurallarına aykırılığı ispat etmek zorundadır. Davalı şirket tarafından çağrı usulüne uygun olarak 28 Ekim 2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde gündeme de yer verilmek suretiyle toplantı ilanının yapıldığı açıktır. Sorun nama yazılı pay sahibine yapılacak ilanın çağrı usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Zira TTK md./ 414'e istinaden Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Davacı vekili çağrının davacıya Vasi olarak atanan Av. Emra Yardım'a yapılması gerekirken davacının bilinen adresine yapılmış olmasını çağrı uüsülüne aykırılık olarak nitelendirmektedir. Oysa TTK çağrının pay sahibinin bilinen adresine veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine yapılması gerektiği konusunda son derece açıktır. Şirkete Vasi atama kararı ve vasinin toplantıya katılma yetkisi ve tebligatın nereye yapılacağı sunulmadan şirketin pay sahipleri için atanan vasiyi arayıp bulup ona tebligat çıkarma yükümlülüğü yoktur. Pay sahiplerinin aynı zamanda YK üyesi olması ve davacıya vasi atandığını bilmesi de durumu değiştirmez. Zira tebligat adresini bildirmek pay sahibinin yükümlülüğüdür. Kaldı ki arada yönetim kurulu değişmiş de veya baştan vasi tayininden habersiz kimselerden meydana gelmiş de olabilirdi. Bu durumda davalı şirket tarafında yapılan toplantıya çağrı usulünde TTK md. 414'e aykırı bir durum söz konusu olmadığından, davacının iptale ilişkin talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu sonuç Yargıtay'ın çağrı usulüne aykırılığı dava açabilme şartı olarak kabul eden görüşüyle de çelişmemektedir. Yukarıda açıklanan sebeplerle toplantıya katılmayan ve TTK md. 446 da yer alan sebeplerden çağrı usulüne aykırılık nedeniyle davalı şirket genel kurulunda alınan kararların iptalini talep eden davacıya TTK md. 414'e uygun biçimde çağrı yapıldığı, çağrının Ticaret Sicil Gazetesinde Kanunda belirlenen sürelerde ilan edildiği, şirketin pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, iadeli taahhütlü mektup ile bildirme yükümlülüğü dışında pay sahiplerinin temsilci veya vasilerine bildirim yapmakla yükümlü olmadığı, vasi tarafından şirkete davacıyı temsil etmeye yetkili olduğu ve adresini bildirir bir belgeyi sunduğu hususunda dosyada bir veri olmadığı dikkate alındığında kararların iptali koşulunun oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Mahkememizin 24/11/2024 tarihli duruşmasında, Müdahiller ..., ... ile davacı vekilinin bilirkişi raporunu itiraz dilekçesi sundukları , yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması talebinde bulundukları görülerek 27/09/2022 tarihli kök rapora vaki itirazlar irdelenerek ek rapor düzenlemesi için dosyanın en son rapor veren bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir.
Bilirkişiler tarafından mahkememize sunulan ek raporda, " Davacı vekili kök rapora itirazında genel kurul toplantısına çağrının usulüne göre yapılmadığını, çağrının vasiye yapılması gerektiğini, hazirunda belirtilen adrese çağrı yapılmadığı için toplantıda alınan kararların iptali gerektiğini ileri sürmektedir. Kök raporumuzda da belirttiğimiz üzere TTK md. 414’e istinaden Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Davacı vekili çağrının davacıya Vasi olarak atanan ...’a yapılması gerekirken davacının biline adresine yapılmış olmasını çağrı usulüne aykırılık olarak nitelendirmektedir. Oysa TTK çağrının pay sahibinin bilinen adresine veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine yapılması gerektiği konusunda son derece açıktır. Şirkete Vasi atama kararı ve vasinin toplantıya katılma yetkisi ve tebligatın nereye yapılacağı sunulmadan şirketin pay sahipleri için atanan vasiyi arayıp bulup ona tebligat çıkarma yükümlülüğü yoktur. Hazirun cetvelinde başka bir adresin yer alması da sonucu değiştirmez. Pay sahiplerinin aynı zamanda YK üyesi olması ve davacıya vasi atandığını bilmesi bilinen adrese tebliğ yapılmasını tartışmalı hale getirmez. Kaldı ki yönetim kurulu değişmiş veya baştan vasi tayininden habersiz kimselerden meydana gelmiş de olabilirdi. Ayrıca tebligat adresini bildirmek pay sahibinin yükümlülüğüdür. Pay sahibi kısıtlıysa bu yükümlülük vasidedir. Netice itibarıyla kök raporda ve yukarıda açıklandığı üzere toplantıya katılmayan ve TTK md. 446 da yer alan sebeplerden çağrı usulüne aykırılık nedeniyle davalı şirket genel kurulunda alınan kararların iptalini talep eden davacıya TTK md. 414’e uygun biçimde çağrı yapıldığı, çağrının Ticaret Sicil Gazetesinde Kanunda belirlenen sürelerde ilan edildiği, şirketin pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, iadeli taahhütlü mektup ile bildirme yükümlülüğü dışında pay sahiplerinin temsilci veya vasilerine bildirim yapmakla yükümlü olmadığı, vasi tarafından şirkete davacıyı temsil etmeye yetkili olduğu ve adresini bildirir bir belgeyi sunduğu hususunda dosyada bir veri olmadığı dikkate alındığında kararların iptali koşulunun oluşmadığı, kök rapordaki görüşümüzün korunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Yargılamanın devamı sırasında davacının vefat ettiği, ... 1 Noterliğinin ...tarihli ... yevmiye sayılı veraset ilamına göre ... isimli kişinin terekesinin 4 pay kabul edilerek , 1 payının ...'ya, 1 payının ...'ya, 1 payının ...'ya , 1 payının ise ...'ya ait olduğuna dair veraset ilamı düzenlenmiştir.
Davacı kısıtlı ...'nun vefat etmesi nedeniyle mirasçılarına davayı takip edip etmeyecekleri hususunda davetiye çıkartıldığı ve söz konusu davetiyenin Bülent, Mehmet Sabri , ...'na tebliğ edildiği görüldü.
Mirasçı ... vekili mahkememizin 09/02/2023 tarihli duruşmasında söz alarak ; "Müvekkilim ... daha önceden müdahil sıfatı ile duruşmalara katılmış ise de babasının vefatı ile şimdi davacı mirasçı sıfatı ile duruşmalara katılmaktadır, nüfus kayıtlarında görülmemekte birlikte ...'nun bir kızı daha olup, ismi ...'dur, mirasçılık evrakı vardır sunacağız ayrıca mirasçılar arasında davayı takip ve tereke konusunda fikir birliği olmadığından terekeye temsilci tayini davası mevcuttur. ... 16 SHM ... tereke nolu dosyası ile müvekkilim ... tarafından bu dosya açılmıştır, dolayısı ile terekeye temsilci tayin edildiğinde tüm mirasçılar adına iş bu dosyanın takibi mümkün olacaktır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mirasçı ... ve ... vekili sunmuş olduğu dilekçesinde, iş bu dosyada tereke temsilcisi atanmasına gerek olmadığını, murisin payının mirasçılara intikal ederek pay defterine işlendiğini bu nedenle davacıların aktif husumetinin olmadığını, tereke temsilcisi atanması için miras ortaklığının bulunması gerektiğini bu koşulun iş bu dava da bulunmadığını belirterek aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Bu beyanı üzerine ... ve ... vekili ise hisselerin devrine yönelik yönetim kurulu kararının butlanı için dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, mirasçılar arasında el birliği mülkiyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Nitekim İstanbul BAM 14 Hukuk Dairesinin 15/06/2023 tarih 2023/1161 esas 2023/1083 karar sayılı ilamında davacının ... olduğu karşı tarafın ise yine ...'nun pay sahibi olduğu ... Aş olduğu ve söz konusu kararda "Şirket sicil kayıtları, mirasçılık belgesi, dava konusu yönetim kurulu kararı, taraf iddia ve savunmaları kapsamında değerlendirilmiştir. Dosya kapsamına göre davacı, muris ve paydaş ...'nun terekeye dâhil 2.040 adet payın hepsininin tüm mirasçılar adına iştirak hâlinde (elbirliğiyle malik şeklinde) pay defterine kaydedilmesi gerekirken mirasçılık belgesine göre murisin şirket payının mirasçılara paylaştırılarak sanki iştirak çözülmüş gibi pay defterine yazılmasının TMK'nın 640 .maddesine ve TTK'nın 391. maddesine aykırı olduğunu ve bu yöndeki yönetim kurulu kararının batıl olduğunu ileri sürmüş ve kararın icrasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davacı tarafından ayrıca muris ...nun terekesine temsilci atanması için ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/1 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı, İbrahim Bülbül'ün tereke temsilcisi olarak seçildiği görülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.04.2022 tarih ve 2021/6102 Esas- 2022/3535 Karar sayılı, 13.06.2022 tarihli ve 2021/1080 Esas- 2022/4810 Karar sayılı emsal karraları da nazara alındığında, somut olayda, şirket kayıtlarına, mirasçılık belgesi içeriğine, dava konusu yönetim kurulu kararı içeriğine göre davacının dava konusu yönetim kurulu kararının icrasının geri bırakılması kararı verilmesi yönünden yaklaşık ispat şartını sağladığı anlaşılmış olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir." denilmiştir. İstanbul BAM 13 Hukuk Dairesinin 2019/945 esas 2020/11578 karar sayılı ilamında " Davalı şirket ortaklarından Hüseyin Yaşat Manav'ın öldüğü, terekesi içinde bulunan davalı şirkette sahip olduğu hisselerin mirasçılarına geçtiği sabittir. Medeni Kanunun 640. Maddesine göre, birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşıma kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçlar üzerinde miras ortaklığı bulunmaktadır. Ölenin şirket hisseleri de terekeye dahil olduğundan bu hisselerin tamamı da paylaşıma kadar miras ortaklığına ait olup, tüm mirasçılar tarafından el birliği ile idare edilecektir. Yasal mirasçılar ile atanmış mirasçıların bulunması ve bunların tereke üzerindeki ve özel olarak davalı şirkette murise ait hisseler üzerindeki payları, terekenin taksimi yapılmadıkça mirasçılara kendiliğinden geçmez. Somut olayda da, mirasçılar arasında henüz paylaşımın yapılmadığı, miras ortaklığının devam ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre ölenin davalı şirketteki hisseleri bir bütün halinde miras ortaklığına geçtiğinden ve henüz terekenin taksimi yapılmadığından, hisselerin taksimi ile mirasçılar adına şirket pay defterine kaydedilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle ölenin şirket paylarının mirasçıları arasında taksimi edilmediğinden ve vasiyetname de henüz kesinleşmediğinden, payların mirasçılar adına pay defterine kaydına ilişkin yönetim kurulu kararı batıldır. Davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir." denilmiştir. Bu ilamlardan da anlaşıldığı üzere mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet söz konusu olup, tüm mirasçılar tarafından davanın devamı yönünde birlik oluşmadığından terekeye temsilci atanması gerekmektedir.
Yargılamanın devamı sırasında ... 16 Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tereke sayılı dosyasının 13/12/2023 tarihli ara kararında "Terekenin menfaatlerinin korunması amacıyla .... A.Ş. - ...Tic. A.Ş- ... Tic. A.Ş. - ... Tic. A.Ş. -...A.Ş. - .. A.Ş.- ...A.Ş. şirketlerinin yapacakları tüm toplantılara katılmak, bu şirketlerle ilgili muris ...'nun hisselerini temsilen tüm iş ve işlemleri yapmak ve tereke menfaatlerinin korunması için adli mercilerde yapılacak işlemleri yapması, tereke için ilgili duruşmalara katılmak ve icra takiplerinde terekeyi temsil etmek üzere yapılacak işlemlere katılmak üzere" terekeyi temsil etmek üzere ... 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin ...D.iş ve... karar sayılı kararı doğrultusunda Ticaret ve Şirketler Hukuku Alanında Uzman bilirkişi ...ve Mali Müşavir ...'in görevlendirilmesine karar verilmiş ve bu kişilerin vekili olan ... tarafından tereke temsilcisi olarak mahkememiz dosyasına UYAP kayıtlarının yapılmasını talep etmiş ve duruşmaları takip etmiştir, davacı tarafın aktif husumet ehliyeti vardır.
Davalı şirkette pay sahibi olan ... davalı şirketin yönetim kurulu üyesi değildir. Yukarıda da bahsedildiği üzere ... 2 Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası incelendiğinde vasi tayinine ilişkin dava da davacı ve müdahillerinin davalı şirketin yöneticileri ve aynı zamanda bir kısmı ...'nun mirasçıları olan ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... olduğu bunların yüzüne karşı vasi tayini kararının verildiği dolayısı ile davalı şirket yöneticilerinin ...'na vasi tayin edildiğinden haberlerinin bulunduğu buna rağmen vasiye değil de kısıtlanan ...'na toplantı tarihinin tebliğ edildiği dolayısı ile söz konusu genel kurul toplantısının vasinin yokluğunda yapıldığı görülmüştür. Davalılar tarafından ve alınan bilirkişi raporunda da bilirkişiler tarafından vasi kararının henüz kesinleşmediği iddia edilmiş ise de Medeni Kanunun Geçici Önlemler Başlıklı 420.maddesinde vasi atanması istenen kişinin haklarının korunması bakımından vesayet mahkemesinden geçici olarak temsilci atanması istenebileceği gibi , mahkemece 08/04/2021 tarihinde (genel kurul tarihi 02 Aralık 2021 olup bu tarih itibari ile mahkemece vasi tayin edildiği görülmüştür. ) vasi atandığına göre davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin vesayet davasında da müdahil olduğu dikkate alındığında vesayet kararı veren mahkemeden söz konusu genel kurula katılması için henüz kesinleşmeyen vasiye yetki verilmesinin talep etmeleri gerektiği nitekim henüz vesayet kararı kesinleşmeden, vesayet kararı veren mahkemece 10/01/2022 tarihinde kısıtlının hissedarı olduğu şirketlerin genel kurullarının yapılmaması halinde kısıtlının hak ve menfaatlerinin korunması ile ilgili olarak genel kurul yapmaları için hukuki işlemleri başlatmak ... Genel kurula katılarak oy kullanmak gibi hususlarında vasiye geçici yetki verildiği görüldüğünden bu hususta dikkate alınarak , davalı şirket yöneticilerinin ve ... mirasçılarının (bir kısmı aynı zamanda davalı şirketin yöneticisidir) katılımı ile yapılan vesayet davasında vasi atandığından haberdar olunmasına rağmen bu yollar kullanılmadan kısıtlının vasisinin yokluğunda toplantı yapılarak karar alınmasının MK 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
Genel kurul kararlarının iptali/İptal sebepleri başlıklı TTK'nun 445.maddesinde "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." İptal davası açabilecek kişiler başlıklı TTK 446.maddesinde " (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir." denilmektedir.
Oydan yoksunluk başlıklı TTK 436.maddesinde "(1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." denilmektedir.
İptali istenen genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, ...'nun 800 adet payının olması nedeniyle toplantıya katılması halinde sonucu değişecek genel kurul kararları irdelendiğinde, 1 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptali gerektiği, toplantı da 2,3,5,7 nolu gündem maddeleri ile alınan kararlar incelendiğinde ... vasisi toplantıya katılmış olsa dahi pay miktarı dikkate alındığında sonuç değişmeyeceğinden bu maddelerin iptaline yönelik talebinin reddi gerektiği, 6 nolu gündem maddesi ile ilgili olarak inceleme yapıldığında kar dağıtımı hususunda herhangi bir karar alınmadığından bu madde yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
İptali talep edilen 4 nolu gündem maddesi incelendiğinde ise yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgilidir. TTK 436/2 maddesine göre hem hakkında ibrası görüşülen yönetim kurulu üyesi hemde diğer yönetim kurulu üyelerinin oy hakları bulunmamaktadır. 4 nolu gündem maddesi incelendiğinde ..., ... ve ... isimli yöneticilerin ibrasına karar verilmiştir, ancak ibra yönünde olumlu oy verenler incelendiğinde bir kısım yönetim kurulu üyesinin de ibra yönünde olumlu oy kullandığı görülmüştür. Bu durum hem TTK 436/2 maddesine aykırı olup hemde ... vasisine uygun şekilde tebligat yapılıp toplantıya katılması halinde kullanacağı oy ile birlikte sonuç değişeceğinden 4 nolu gündem maddesi ile ..., ... ve Ahmet Akgün isimli yöneticilerin ibrasına ilişkin kararların iptali gerekmektedir. Diğer yöneticiler hakkında ibra hususunun görüşülmesi neticesinde, genel kurul toplantı tutanağına göre ibra edilmedikleri anlaşılmaktadır, dolayısı ile diğer ibra edilmeyen yöneticiler ile ilgili 4 nolu gündem maddesinin iptali yönünden açılan dava da hukuki yarar bulunmamaktadır. İstanbul BAM 13 Hukuk Dairesinin 2024/240 esas 2024/400 karar , Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 25/06/2019 tarih 2018/3251 esas 2019/4825 karar ve yine aynı dairenin 2020/6312 esas 2020/628 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere açılmış ya da açılacak sorumluluk davasında ibra edilmeme hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden hukuki yarar yokluğundan davacının davasının reddine karar vermek gerekir denilmiştir, kaldı ki ... yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi TTK446/1-c-d bentleri gereğince ibra edilmeyen yönetim kurulu üyeleri tarafından da iş bu davanın açılmadığı dikkate alındığında, 4 nolu gündem maddesi ile ibra edilmeyen yöneticiler ile ilgili iptal davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri ve vekalet ücreti değerlendirilirken davacı yanında ve davalı yanında feri müdahale sıfatı ile hazır bulunanlar davanın tarafı olmadıklarından vekalet ücreti ve yargılama gideri ile ilgili hüküm kurulmamıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın kısmen kabulü ile,
a-Davalı şirketin 02/12/2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan , 1 nolu gündem maddesi ile alınan kararın iptaline ,
b-Davalı şirketin 02/12/2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan , 2,3,5,7 nolu gündem maddeleri ile kararların iptaline yönelik talebin reddine,
c-6nolu gündem maddesi ile herhangi bir karar alınmadığından bu madde yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usülden reddine,
d-4 nolu gündem maddesi ile ... , ... ve ... isimli yöneticilerin ibrasına ilişkin kararların iptaline, diğer yönetim kurulu üyeleri ibra edilmediğinden diğer yöneticiler hakkında 4 nolu gündem maddesinin iptali yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine,
2-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak müteveffa ... terekesine verilmesine,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00TL müteveffa ... terekesinden alınarak davalı şirkete verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harcın davalı şirketten alınarak müteveffa ... terekesine verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 92,20 TL ilk masraf, 4.000,00TL bilirkişi ücreti, 605,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 4.697,2‬0TL TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.000,00 TL'sinin davalı şirketten alınarak müteveffa ... terekesine verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı şirket tarafından yapılan 110,00TL yargılama gideri kabul ve ret oranı dikkate alınarak takdiren 60,00TL'sinin müteveffa ... terekesinden alınarak davalı şirkete verilmesine, bakiyesinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına,
7-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen yazı işleri müdürlüğünce ilgilisine iadesine,
8-Bu dava sebebiyle 427,60 TL harç alınması gerektiğinden peşin yatan 80,70TL peşin yatırılan harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0TL karar ve ilam harcının davalı şirketten alınarak hazineye irad kaydına,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 04/07/2024

Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır

¸