WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Mayıs 2026

ANKARA 1. FIKRI VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/439
KARAR NO : 2024/5
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ...
Mersis No: ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI :....
....

DAVA : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Tecavüze
Konu Ürünlere El Konulması
DAVA TARİHİ : 29/11/2022
KARAR TARİHİ : 30/01/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Tecavüze Konu Ürünlere El Konulması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilleri şirketin 30 yıldır ...'de moda sektöründe varlığını sürdürdüğünü, ....’nın aralarında bulunduğu 35 ülkede 394'ü “...” olmak üzere 4.500 noktada hizmet verdiğini, ... sayılı markaların sahibi olduğunu, tescilli markalarının tüketiciler nezdindeki çekim gücü ve güvenilir marka algısı nedeniyle kötü niyetli kişilerce müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin üretilmekte ve/veya satışa sunulmakta olduğunu, davalı işletmeden bir adet “...” marka ve logolu sweatshirt satın alındığını, satın alınan taklit nitelikteki ürün ve ürüne ait fişin dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı tarafın satışa sunmuş olduğu ve ticari amaçlı elde bulundurduğu ürünlerin vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz fiiline karşılık geldiğini, 6769 sayılı SMK’nın 29 ve 149/1-a hükümleri ve 6102 sayılı TTK 55 vd. hükümleri uyarınca davalının eyleminin müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitinin talep edildiğini beyanla davanın kabulüne, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a, TTK 55 vd. hükümleri uyarınca müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca müvekkillerinin marka haklarına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin durdurulmasına, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı şirket vekili davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a, TTK 55 vd. hükümleri uyarınca DAVACININ MARKA HAKLARINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİ, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca DAVACININ MARKA HAKLARINA YÖNELİK İHLALİN VE HAKSIZ REKABETİN DURDURULMASI, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca DAVACININ MARKA HAKLARINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET TEŞKİL EDEN TAKLİT NİTELİKTEKİ ÜRÜNLERE EL KONULMASI noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş, sunulan deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Mahkememizce tensip tutanağı ile; dosyanın üç kişilik resen seçilecek olan bilirkişi heyetine (2 marka vekili, ve 1 pazarlamacıya) tevdiine karar verilmiş ve rapor dosyaya ibraz ettirilmiştir.
Bilirkişi Kurulunca Düzenlenen Raporda Özetle:
Davacı yanın davaya esas ..., ..., ... ve ... sayılı markaları ile davalı şirketin markasal kullanımının aynı / aynı tür veya benzer mal / hizmetleri kapsadığı,
Davalı şirketin eylemli kullanımının, davacının ..., ... ve ... sayılı markalarından doğan haklarını ihlal ettiği, 6769 sayılı SMK .... ve 29 uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği,
Davalı şirketin eylemli kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE:
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup;
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.,
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.,
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.,
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
6769 sayılı SMK 150 maddesine göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirilmiş olup, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.
Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.
Öte yandan, TTK'nın 55. maddesinin ilk fıkrasının (a) bendi uyarınca başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak haksız rekabet sayılan fiiller arasında sayılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Davacı Taraf Markaları Davalı Kullanımları

....
(01, 02, 03, 05, 06, 07, 09, 14, 16,
18, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28,
29, 30, 32, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 40,
41, 42. sınıf)

Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. Maddesinde hükme bağlanmıştır.
Taklit, bir markanın aynen ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması iken; tağyir, başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen değil de, değiştirilerek kullanılmasıdır. Bu hallerde fiilin marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için, muhataplarının zihninde karışıklık meydana getirebilecek nitelikte olması gerekir. SMK’ da, “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Zira tescilli bir markanın aynısının ya da benzerinin kullanılması zaten marka üzerindeki “tekel hakkı” na tecavüz oluşturmaktadır.
Markadan doğan tekel hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için öncelikle markanın üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerin benzer olması gerekmektedir.
... Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede:
Tüm dosya kapsamına göre;
Davalı yan markasal kullanımı ile bir kısım davacı yan markaları arasında aynı / aynı tür veya benzer nitelikte mal ve hizmet tespit edilmekle, işaretler karşılaştırılmış; benzer mal ve hizmet içermeyen, davacı yanın ... sayılı markasını inceleme kapsamına almamıştır. Buna göre; somut olayda davalı yanın eylemli markasal kullanımların kapsadığı mallar ile davacı yanın marka hakkına tecavüz iddiasına konu markaları karşılaştırıldığında, aynı/aynı tür ve benzer mallar/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davalı yanın eylemli kullanımlarının, davacı yanın .... sayılı markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu; davacı yanın 2018 60284 sayılı markası açısından aynı / benzer mal ve hizmet tespit edilemediği, davalı yanın markasal kullanımının giyim eşyasına ilişkin olduğu, davacı yanın 25. sınıfta tescilli bir kısım mallar ile bu malların 35. sınıf kapsamında satışı hizmetleri aynı tür veya benzer olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda markaya tecavüzden bahsedebilmek için mal ve hizmetlerin benzerliği hususunda ilk şartın oluştuğu anlaşılmaktadır. Devamla;
Dosya içeriğinde yer alan bilirkişi raporunda da tekrar edildiği üzere; davalı yanın, dosyada yer alan giyim eşyası üzerindeki kullanımı “...” ibaresinden ibaret olduğu, davacı yan markalarının ise “...”, “...” ve “...” ibarelerini içerdiği; taraf markalarının anlamlarına bakıldığında, “...”/“...” ibarelerinin ... olduğu, “...” kelimesinin “...” kelimesinden türetildiği, ... göre, “...” kelimesinin ise “...” anlamına geldiği, “...” kelimesinin ise “...” anlamlarına geldiği, her ne kadar her iki taraf markasında da yer alan “...” ibaresinin belli bir anlamı olmasa da, “...” ibaresinden türetilmek sureti ile oluşturulduğu, bu hali ile her iki taraf markasının da aynı ibareye atıf yaptığı, fonetik açıdan taraf markalarında yer alan “...” ibarelerinin okunuşlarının aynı olacağı, “...” / “...” ibaresinin okunuşu arasında ise düşük düzeyde bir benzerliğin bulunduğu, görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu eylemli kullanımının beyaz zemin / ürün üzerine ... tonlarda kalın ve küçük harf karakteri kullanılmak sureti ile “...” ibaresinden oluştuğu, davacı yan markalarından ... sayılı markanın kelime markası olduğu, “...” ibaresini içerdiği,... sayılı markanın kelime markası olduğu, ... zemin üzerine beyaz tonlarda kalın ve küçük harf karakteri kullanılmak sureti ile “...” ibaresinden oluştuğu, ... sayılı markanın “...” harfi içerir şekilden oluştuğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda kompozisyon edildiği, ... sayılı markanın da şekil markası olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda kompozisyon edildiği, son olarak, ... sayılı markanın kelime markası olduğu, beyaz zemin üzerine ... tonlarda kalın ve küçük harf karakteri kullanılmak sureti ile “...” ibaresinden oluştuğu, görsel olarak davalı yan kullanımı ile davacı yanın “...” / “...” ibareli markaları arasında belli oranda benzerliğin bulunduğu, söz konusu benzerliğin özellikle “...” ibareli marka açısından ayırt edilmeyecek düzeye çıktığı, davacının şekil markalarında ise eylemli kullanım ile ilgili görsel anlamda bir benzerlikten söz edilemeyeceği, markaların incelenmesinde, anlamsal, sesçil, görsel bakış açıları ile bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında ön plana çıkan unsurun, benzer yazı karakterleri ile tescile / kullanıma konu edilen “...” ve “...” ibareleri olduğu, davacı yan markasında yer alan “...” ibaresinin ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalı yana ait ürün üzerinde yer aldığı, bu hali ile taraf markalarının kullanımlarının birbirlerine benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı yanın yaygın tanınmış “...” markası ve “...” markası açısından ise, “...” şeklindeki harf değişikliğinin ilk bakışta dikkat edilecek düzeyde olmadığı, özellikle kullanılan harf karakterinin taraf markalarını birbirlerine yakınlaştırdığı, bu hali ile taraf markaları/markasal kullanımları olan “...”/“...” açısından da benzerliğin bulunduğunun kabul edildiği, davacı yanın şekil markaları ile davalı yanın eylemli ullanımları açısından ise, anlamsal, sesçil veya görsel olarak bir benzerliğin bulunduğundan söz edilemeyeceği, benzer görülen taraf markaları açısından ise vurguyu ve alıcı kitlesinin dikkatini tek başına üzerine toplayan unsurun markalarda tek olduğu, benzer şekilde ... renk ve “...” ibaresi olduğu, taraf markalarında karıştırılmayı bertaraf edecek düzeyde ayırt edicilik katan başkaca bir ibare olmadığı, bu hali ile de işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." kullanımını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, ilişkili markalar olduğunu sanabileceği; davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu deliller içerisinde, “...” markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları, reklam harcamaları vb. delillere rastlanmamış olsa bile, davacı yana ait ... tescil numaralı "..." ibareli tanınmış markasının bulunduğu, markanın "giyim sektörü” açısından tanınmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği; “...” ibaresi ile “...” ibaresi arasında belli oranda benzerlik tespit etmekle, davalı yanın eylemli kullanımı ile davacı markalarının tescilli olduğu ve tanınmış kabul edildiği sektör açısından, davacı marka sahibinin dava konusu kullanımdan zarar görme, itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunduğu; netice itibari ile somut olayda; karşı tarafa ait kullanım; 6769 s. SMK 29/(1)-(a) yönlendirmesi ile 7/2-(a)/(b)/(c) maddesi kapsamında, 6769 s. SMK 29/(1)-(a) maddesinden farklı olarak, 6769 s. SMK 29/(1)-(b)/(c) maddesi kapsamında da kaldığı, eylemli kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği; öte yandan, davalı yanın markasal kullanımı ile davacı yanın markasal kullanımlarının benzer olduğu, diğer taraftan taraf markaları/markasal kullanımları arasında da benzerlik bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin davacı markasına yanaşma gayreti içinde olduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davalının eylemli kullanımının davacının... den doğan marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,
Davalının davacının ... marka haklarına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin durdurulmasına,
Davalının eylem kullanımı ile Davacının ... marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden ürünlere el konulmasına,
2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 3.470,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK ....333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/01/2024

Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :3.297,50-TL
TOPLAM :3.470,40-TL